;
top of page

Sayılar

Hayatımın Yeri

En sevdiğim yer burası. En çok da denizle gökyüzünün, utanmış bir çocuk gibi kızarmasını seviyorum. Çocukluğum burada, denizle oynamakla geçti. Sırf bu kızıllığı görebilmek, biraz olsun içime deniz havasını çekebilmek için pikniğe giderken hep buraya gelmek isterdim. ​Ergenliğimde ise annemle ya da babamla kavga ettiğimde buraya gelir, ayaklarımı suya sokar, uzun uzun düşünürdüm. Bitmek tükenmek bilmeyen bir derdim varmış gibi… Büyüyüp hayatı yaşayınca anladım derdin ne olduğ

Ailenin Birey Üzerindeki Etkisi

Aile, birey gözlerini hayata ilk açtığı andan itibaren karşılaştığı ilk sosyal birim olup, hayatındaki en temel sosyal çevredir. Bireyin çocukluk döneminden itibaren fiziksel, zihinsel ve sosyal olarak davranış şekilleri ile hayata bakış açısı, büyük ölçüde ailesinin etkisiyle gelişmeye başlar. Ailenin birey üzerindeki etkisi en yoğun şekilde 0-6 yaş aralığında görülmekte olup, bu yaş aralığında bireyin karakter ve kişilik gelişimiyle başlar. Bu dönemde birey, ailesini gözlem

Âhların Yazgısı

Zaman ayırmadın, ayırdı zaman, Gül bahtın karardı işte o zaman. Zevk ü sefa içindeyken döndü devran, Âh ettin hâline geçse de zaman. Zalim felek döndürdü yine çarkını, Dost bildiklerin kattı sine gamı. Gözyaşları sel olup derdine aktı, Âhınla sarsıldı gecenin karanlığı. Umudun tek yârde buldu canını, Hasretin ateşi yaktı sol yanını. Ne kadar döndürse de felek çarkını, Âhların yazdı alın yazını.

Bir Neslin Uyanışı: Osmanlı’da Bed-i Besmele Geleneği

Osmanlı İmparatorluğu'nda çocukların eğitim hayatına ilk adımı simgeleyen Bed-i Besmele  töreni, dini inanç ile toplumsal geleneklerin birleştiği, unutulmaz ve görkemli bir ritüeldi. “Besmeleye başlamak” anlamına gelen bu tören, yalnızca okula başlangıcı değil, aynı zamanda çocuğun toplum içinde yeni bir statü kazanmasını da ifade ederdi. Genellikle dört yaş dört ay dört günlük çocuklar, bu özel gün için özenle dikilmiş yeni kıyafetleriyle mektebe doğru neşeyle yola çıkar; il

Bataklığın İçinden Gelen Güzellik: Lotus Çiçeği

Çoğumuz lotus çiçeğini nilüfer olarak bilir. Botanik olarak farklı bitkiler olsalar da, bazı kültürlerde "kutsal çiçek" ya da "su zambakları" olarak da anılır. Lotus, doğu mitolojilerinde saflığın, yeniden doğuşun ve aydınlanmanın sembolüdür. Fakat pek bilinmeyen bir özelliği var: Bulunduğu ortamın havasını doğal yoldan temizliyor. Yani ortamın enerjisini tamamen değiştiriyor. Suyun üzerinde açan yaprakları ve güçlü kökleri ile negatif enerjiyi mıknatıs gibi çeker. Evde küçük

Asıl Aşk

Sevda mı? Allah için değilse neden? Hayatımı idame ettiremem böyle. Hayat mı? Bir neden yoksa neden? Sevdamı yaşayamadıktan sonra, hayatımı devam ettiremem. Tenakuzlar içinde yaşatır insanı, Milyonlarca âdemden farklı sanarsın kendini. Tezat olursun önüne çıkan her seçeneğe, Kesattır işin sonu, bırakmaz sanrılar peşini. Nedir çıkış yolu, nerededir? Hani birdi doğru, ben neden göremiyorum? Fânî hayatımda bâkî kalacağımı zannediyorum, Sanki ben bu dünyaya çok bağlanıyorum.

Artık Yazılmayanlar

Benim kalemim kırıldı; Kardeşlerimin sessiz çığlıkları, Yüreğimin sızısı, Çaresizliğimin ızdırabı…   Benim kalemim kırıldı; Ne yazacak söz kaldı, Ne anlatacak yürek… Benim kalemim kırıldı.

Tozlu Kamus - Mektup

Cümleler, hayatımızın neredeyse her anında bize eşlik eder. Günlük konuşmalarımızda yahut bir kalabalığa hitap ederken; duygularımızı kağıda dökerken veya bir yazarın kaleminden çıkanları okuyup gözden geçirirken… Kullanım alanlarına daha birçok örnek verebileceğimiz cümleleri oluşturan kelimeler, günlük yaşantımızda tıpkı farkında olmadan alıp verdiğimiz soluklarımız gibi zihin dünyamıza girip çıkmakta. Bizler dergimizin bu köşesinde, adeta bilincimizi nefes alışverişlerimiz

Nur-u Osmaniye Camii

Nur-u Osmaniye Camii İstanbul’un o güzel tarihi siluetinin, Barok özellikleri en fazla bulunduran camisi olmasından dolayı, Osmanlı’nın bir dönemki en güçlü simgesidir. Bu geçiş dönemi, Avrupalı yapısal modellerin henüz doğrudan Osmanlı sosyal ve kültürel hayatına girmediği fakat yakından takip edildiği, bunun yanın da gelişmenin kaçınılmaz olduğunu bilen Osmanlı’nın kendisine olan güveninin halen devam ettiği bir dönemdir. Nur-u Osmaniye Camii isminin, inşaatı tamamlatan pad

Toplumsal Hafıza: Geçmişin Anısı, Geleceğin Aynası

Toplumlar yalnızca bugün yaşadıklarıyla değil, geçmişte biriktirdikleri anılarla da var olurlar. Tarih, olayların kronolojik sıralamasıyla ilgilenirken; toplumsal hafıza, bu olayların bir toplumun bilinç dünyasında nasıl yer ettiğine, nasıl aktarıldığına ve nasıl hatırlandığına odaklanır. Toplumsal hafıza, geçmişin anılarını bugüne taşıyarak geleceği şekillendiren bir aynadır. Bir toplum, geçmişinde yaşadığı acıları, travmaları, başarıları ve ortak sevinçleri nasıl hatırlıyor

Çokluğun Sessizliği

Faniliğe dalmış İslam alemi  İnsan nefsinin gafletine dalmış Lal olmuş gönüller, vicdanlar uyutulmuş İmtihandan kalmış bir ümmet Ses veren yok, Sessizliğe gömülmüş dünya  Tarumar edilmiş gözbebeğimiz  İradesi köleleştirilmiş bir insanlık  Ne zaman dirileceksin ey cihat! Feryatlar inletiyor semayı  İnsanlığını kaybediyor dünya  Lal olmuş bir ümmet  İrkilip kendine gel kardeşim  Sola sola çiçekler açan coğrafya Tarumar edildi gönüller, Tarumar edildi gönül coğrafyamız.  İnsanlı

Sürgünün Çocuğu: Cemal Süreya

Cemal Süreya Seber, 1931 yılında Erzincan'da dünyaya gelmiştir. Bir rivayete göre; Cemal Süreya, ismi üç isimli şairlere benzesin diye aslında Cemalettin Seber olan ismine Süreyya’yı da eklemiştir. Girdiği bir iddiayı kaybeden şair soyadından “y” harfini atmış ve  Cemal Süreya adını kullanmaya devam etmiştir.  Altı yaşına kadar ailesinin yanında mutlu bir çocukluk dönemi geçiren Süreya;1938 yılında meydana gelen Dersim İsyanı sebebiyle, ailesiyle birlikte sürgüne mahkum bırak

YA ĞAFUR

Yüküm ağır; günahım çok  Senden gayrı bir liman yok Yüzüm yerde, gözümde yaş Kalbim yorgun, ruhumda telaş Bir umutla gelirim her seher İsmin dökülür Ya Ğafur Geceyi örttüğün gibi ört günahımı.. El-Gafûr: Allah’ın 99 isminden birisidir ve “bütün günahları bağışlayan” anlamına gelir. ASLIGÜL EYVAZ

Dijitalleşme Sosyal Medya ve Bağımlılık Üçgeni

Giriş 21. yüzyılın en belirleyici olgularından biri kuşkusuz dijitalleşmedir. Teknolojik gelişmelerle birlikte bilgiye erişim kolaylaşmış, iletişim kanalları çeşitlenmiş, yaşamın hemen her alanı dijital bir dönüşüm sürecine girmiştir. Bu dönüşümün en görünür yüzü ise sosyal medya platformlarıdır. Sosyal medya yalnızca bireylerin sosyalleşme biçimlerini değil; gündelik alışkanlıklarını, kültürel pratiklerini, hatta kimlik inşalarını da derinden etkilemektedir. Ancak bu süreç b

Sosyolojiye Kısa Bir Bakış

Sosyoloji, içinde bulunduğumuz toplumu ve dünyayı anlamayı hedefleyen, oldukça heyecan verici bir bilim dalıdır. Bazı yazarlar, sosyal bilimler içerisinde en tutkulu alanlardan biri olduğunu belirtir. Kapsamı oldukça geniştir; göç, toplumsal değişim, sanayileşme, romantik ilişkiler, din, savaş, hukuk, suç, gençlerin karşılaştığı sorunlar ve küreselleşme gibi konular, sosyolojinin ilgi alanına giren başlıklardan yalnızca birkaçıdır.  Berger’e göre sosyoloji, özel olaylarda ge

bottom of page