;
top of page

Tarihte Spor

Spor; önceden belirlenmiş kurallara göre bireysel ya da takım halinde yapılan, çoğunlukla rekabete dayalı yarışma olarak bilinen fiziksel veya zihinsel aktivitedir. Spor, kelimesi Türkçeye Fransızcada da aynı anlama denk gelen sport kelimesinden geçmiştir. Kelimenin kökeni Eski Fransızcada “eğlence, fiziksel ve zihinsel zevk” anlamına gelen desport kelimesine dayanır. Sporu kabaca homo sapiens yani insan türünün medeniyete ulaşmadan önce doğayla ya da diğer canlılarla yaptığı fiziksel mücadeleler olarak tanımlayabiliriz. Hatta biz bu fiziksel mücadeleleri zaman zaman tarihi kaynaklarda görebiliyoruz. İnsanlığın ilk dönemlerinde spor kavramı daha çok vücut hareketleriyle gerçekleşiyordu. Vücut hareketleriyle ilgili sportif faaliyetlere bütün medeniyetlerin beşiği olarak kabul edilen Orta Asya ve Anadolu'nun coğrafi bölümlerinde rastlamak mümkündür. Bu bölgelerdeki medeniyetlerin birçoğu vücut hareketliliğine önem vermektedir. M.Ö. 4000 senelerinde yaşamış olan Asur, Babil, Hitit ve Sümer gibi uygarlıklarında ok ve mızrakla avlanma meşhurdu. Babil-Kiş’te yapılan bir arkeolojik kazılarda Sümerler'e ait iki tekerli ve dört koşumlu bir yarış arabasının bulunması bize sporun tarihinin ne kadar eski olduğu hakkında bilgi vermektedir. Tarihi Gılgamış destanında da, Sümerler'in değişik sportif faaliyetlerde bulunduğu yazılıdır.  Eski Mısırlıların vücut güzelliklerini korumak için jimnastik hareketlerine ve güreşe önem verdikleri, Orta Nil kenarındaki Beni Hasan Mezarlığında yapılan kazılardan anlaşılmıştır. Birazda Romalılara bakmak istersek eğer onar ise zırhlı eldivenlerle yumruk dövüşü yapmalarıdır. Romalıların bunları yapmalarının en önemli sebeplerinden biri yani spor yapmaktaki gayeleri gençleri savaşa hazırlamaktı. Zamanımızdaki spor, 19. Yüzyılın ikinci yarısında başladı. Yapılan spor reformlarıyla gençler arasında spor hevesi canlandırıldı. Bununla beraber kulüpler, takımlar kuruldu; yarışmalar düzenlendi. Günümüzdeki spor faaliyetleri milletlerarası gerçekleşiyor. Dünya gençlerini birbirine kaynaştırmakta, aralarında saygılı bir şekilde mücadele ruhunu geliştirmektedir. Sporun genel esasları ahlaka ve doğruluğa dayanır. Bu esasların sürekli olarak sağlanabilmesi için bütün dünyada birtakım kurallar konulmuştur. Yukarıda bahsettiğim üzere zamanımızdaki spor 19. Yüzyılda başlamıştır. İlk spor olarak birçok kaynakta farklı bilgiler var. Atletizm, güreş, koşu bunlar fiziksel olarak ilk spor türünden örnek olarak gösterilebilir. Ben dergimizin ilk sayısında futbol sporundan bahsedeceğim. 21. Asır itibariyle 250’nin üstünde ülkede 250 milyon oyuncuyu aşkın kişi tarafından oynanmakta olan, dünyadaki en yaygın ve en popüler spordur. Kökeni İngilizce olan ve ayak topu manasına gelen ”football” kelimesinden gelmektedir. Futbol, iki takım arasında oynanan bir oyundur ve belirli kurallar çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Her takımın amacı, rakip kaleye gol atmak ve en yüksek puanı elde etmektedir. Futbolcular bu oyuna özel bir spor ayakkabı olan krampon giyerler. Oyun, 90 dakika boyunca, iki devreye ayrılarak oynanır. Peki futbol nasıl ortaya çıkmıştır? M.Ö. 2500 yıllarda Çin’de yere dikilmiş iki mızrak arasından bir topu tekmelemek suretiyle geçirmeye çalışarak talim yapıldığı bilinmektedir. Futbol tarih boyunca hemen hemen bütün medeniyetlerde benzer biçimlerde boy gösterdikten sonra bugünkü haline en yakın şeklini 17. Yüzyılda İngiltere’de almıştır. İlk futbol kulübü olan Sheffield Club, 1857 yılında İngiltere’de kurulmuştur. Bu kulübün kurulmasından kısa bir süre sonra, 1863 yılında İngiltere futbol federasyonu kurularak futbola resmiyet kazandırılmıştır. Futbolun bu tarihi gelişimi arttıkça küresel anlamda hızlı yayılmasına etki etmiştir. Futbolun uluslararası bir boyut kazanmasından sonra oynanan ilk milli maç ise, İngiltere ve İskoçya arasında oynanan maç olup 1872 yılına tarihlenir. Futbol, oynanmaya ve sevilmeye başlandıkça yeni kurallar da oluşmaya başlamıştır. Futbolda profesyonel oyunculuğun yolu, 1879 yılında Glasgow takımından Darwen takımına parayla futbolcu getirilmesiyle açılmıştır. International Board, futbol kurallarında yapılacak değişikliklerde tek söz sahibi olması 1882 yılında kurulmuştur. Futbolda profesyonellik, İngiltere’de 1885 yılında resmen kabul edilmiştir. Maçların yönetim yetkisinin hakemlere verilmesinin tarihi ise 1890 yılıdır. Futbol daha çok bir erkek sporu olarak görülse de, 1895 yılında kadınlar İngiltere’de ilk futbol maçını oynamıştır. Futbolun ülkeler arası bir turnuvaya dönüşmesi ilk olarak 1930 yılında düzenlenmeye başlanan dünya kupası ile olmuştur. Bu kapsamda ilk Avrupa futbol şampiyonası 1960 yılında Fransa’da düzenlenmiştir. Benzer şekilde heyecanı yüksek bir diğer organizasyon da Şampiyon Kulüpler Kupasıdır. Avrupa’nın en iyi futbol takımının belirlenmesinin amaçlandığı bu futbol turnuvası, ilk kez 1955-1956 sezonunda oynanmıştır. Bu organizasyonun adı 1992 yılında Şampiyonlar Ligi olarak değiştirilmiştir. Bizim ülkemizde futbol, en çok takipçisi olan spor dalları arasında yer alır. Ülkemizde resmi anlamda kulüplerin kurulması 1900’lerin başına rastlar. Galatasaray futbol kulübünün kuruluş tarihi 1905 yılıdır. Fenerbahçe futbol kulübünün kuruluş tarihi 1907 yılında, Beşiktaş futbol kulübü 1903 yılında kurulmuştur. Ülkemizde futbolun bir federasyon çatısı altında toplanması ise 1923 yılında Türkiye Futbol Federasyonu’nun kurulması ile başlar. Bu tarih itibariyle başlayan profesyonel ve amatör lig müsabakaları düzenli olarak yapılmaktadır. Futbol, sadece profesyonel takımların oynadığı profesyonel bir spor dalı olarak gelişmemiştir. Aynı zamanda toplumun her kesimi tarafından sevilerek oynanan bir spor dalı olmuştur.  

Son Yazılar

Hepsini Gör
Üzüm Olduğu

Betondan yapılmış bir taş yapı; iki kenarı uzun, iki kenarı kısa, mükemmel bir dikdörtgen. Hemen önünde kırmızı bir alıç ağacı. Öyle bir kırmızı ki, sanki rengini kanın kırmızısından almış gibi. Onun

 
 
 
Fincandaki Tarih: Çay ve Kahvenin Keşif Serüveni

Sıcak, buğulu bir fincan kahvenin uyandırıcı kokusu ya da demli bir çayın iç ısıtan huzuru… Bu iki içecek, modern yaşamımızın adeta bir parçası haline gelmiş durumda. Ancak onların hayatımıza girişi,

 
 
 
Bilge Kral: Aliya İzzetbegoviç

Aliya İzzetbegoviç, 8 Ağustos 1925 yılında Bosna-Hersek’teki Bosanski Şamats şehrinde dünyaya gelmiştir. Ticaretle uğraşan babası Mustafa, çocuklarına iyi bir gelecek bırakmak amacıyla Saraybosna’ya t

 
 
 

Yorumlar


bottom of page