;
top of page

Sayılar

Şiddet İçerikli Haberlerin Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Günümüzde televizyon, internet ve sosyal medya çocukların yaşamında önemli bir yer edinmiştir. Özellikle haber içeriklerine ulaşımın kolaylaşmasıyla birlikte çocuklar yaşlarına uygun olmayan şiddet içerikli görüntü ve haberlere sıklıkla maruz kalmaktadır. Cinayet, savaş, istismar, kadın cinayetleri, afet görüntüleri ve saldırı haberleri yalnızca yetişkinleri değil çocukları da psikolojik açıdan etkilemektedir. Çocukların gelişim dönemleri göz önünde bulundurulduğunda bu tür i

Duha Suresi

Duha Sûresinin Genel Özellikleri: Mekke döneminde inen bu süre 11 ayettir. Bu” sûre,” muhtevası, üslubu ile bir rahmet meltemi, bir dostluk belirtisidir. Şefkatli bir el, acıları ve sıkıntıları okşamakta, hoşnutluk, ümit ve rahat meltemleri estirmektedir. Bir serinlik bir huzur ve güven ırmağı akıtmaktadır. Vahiy bir süre kesilince Resulullah (s.a.v) buna son derece üzülmüş ve Allah’ın kendisine darılıp, terk ettiğini zannederek telaşa kapılmıştı. Kendisinin suçlu olabileceğ

Alışveriş Bağımlılığı

Alışveriş, insanın ihtiyaçlarını alım ve satım yoluyla karşılamasıdır. Ancak günümüzde bu durum, gerçek ihtiyaçlardan uzaklaşmış ve yerini duygusal tatmin arayışına bırakmıştır. Artık insanlar çoğu zaman gereksinimlerinden değil, gösteriş yapmak, statü kazanmak veya geçici mutluluk hissetmek için alışveriş yapmaktadır. Bu durum zamanla bir alışkanlık, hatta bazı kişiler için bir bağımlılık veya çılgınlık haline gelmiştir.Alışveriş bağımlılığı, kişilerin ihtiyaçları olmadığı h

Osmanlı da Vakıflar

Osmanlı‘ da vakıf sisteminin, kelimenin tam anlamıyla toplumun can damarıydı. Devletin asli görevleri arasında göremediği bütçe ayıramadığı neredeyse tüm sosyal, dini ve kültürel hizmetleri vakıflar yardımıyla yürütülürdü. Hem şimdiki sosyal hayatta hem de İslam hukukundaki Sadaka-i Cariye, yani öldükten sonra da devam eden kalıcı sevaplar bağlamında da önemli kurumlardır. Sadece sevap kazanmak olarak bakmak yerine, kişilerin ihtiyaçlarını karşılamak onlara yardım amacıyla d

Künefe

Doğu’nun Altın Telinden Dökülen Lezzet Mirası: ​Orta Doğu’nun kadim topraklarından yükselen, çıtırtısıyla iştah kabartan, uzayan peyniriyle görsel bir şölene dönüşen bir lezzet hikâyesine davetlisiniz. Bugün modern masalarımızın baş tacı olan künefe, aslında yüzyıllara meydan okuyan köklü bir gastronomi mirasının günümüze yansıyan en tatlı yüzü. ​ Bir Gece Yarısı Reçetesi: Künefe Nasıl Ortaya Çıktı? ​Künefenin ilk kez nasıl ve neden yapıldığına dair gastronomi tarihinde olduk

Şevval Erdem - Okul Öncesi Öğretmeni

1- Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kariyerinize/ilgi alanlarınıza nasıl başladınız? - Merhabalar, ben Şevval Erdem. 29 yaşındayım ve evliyim. Şu an Bitlis’te okul öncesi öğretmenliği yapıyorum,iki kızım var. - Okul öncesi öğretmeni olmaya lise yıllarımda karar verdim. Bu mesleği karakterime ve yaşam stilime uygun bir meslek olarak gördüm; çocukları zaten çok seviyordum. Birkaç arkadaşımın yönlendirmesiyle de bu yola adım attım. Şu anda da ‘iyi ki okul öncesi öğretmeniyim ’d

Hıdırellez!

Zamanı Durduran Kadim Randevu ​Hıdırellez; Anadolu ve Balkanlar başta olmak üzere dünyanın birçok coğrafyasında, 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece coşkuyla kutlanan, baharın gelişini ve doğanın uyanışını simgeleyen geleneksel bir halk bayramıdır. ​Halk inanışına göre bu özel gece, darda kalanların yardımcısı Hızır ile denizlerin hakimi İlyas peygamberlerin yeryüzünde buluştuğu anı simgeler. İşte bu yüzden Hıdırellez denince akla ilk olarak; bolluk, bereket, sağlık ve gerçekle

Görünmeyen Yükler

Dünyayı sırtında taşıyan Atlas’ın mitini hepimiz biliriz. Gökyüzünün ağırlığı omuzlarındadır ve bu onun cezasıdır. Fakat modern zamanın insanı, kendi mitini kendi yazar; üstelik kimse ona ceza vermemişken, gökyüzünün yanına birkaç yıldız, birkaç bulut hatta başkalarının fırtınalarını da ekler omuzlarına. Bizler, sınırlarını çizmeyi unuttuğumuz o ince çizgide, sorumluluk denen o asil duygunun esiri olan gönüllü Atlaslarız. Sorumluluk, doğası gereği kutsaldır. İnsanı büyütür, o

Dr. Ömer Demirbağ

Klasik Edebiyatın Dijital Sesi: Dr. Ömer Demirbağ ​ ​Zorlu Yıllardan Akademik Kürsüye ​1959 yılında Elazığ’ın Palu ilçesinde, Boğusi Mezrası’nın sert ama samimi ikliminde dünyaya gelen Ömer Demirbağ, çocukluğunu bu zorlu köy koşullarında şekillendirdi. Eğitime olan tutkusu onu 1978 yılında Fırat Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne taşıdı. 1982’deki mezuniyetinin ardından akademik yolculuğuna Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde devam eden Demirbağ, Eski Türk Edebiyatı a

Sönmeyen Işıklar

"Hayatın yazdırdığı, edebiyatın sakladığı hikâyeler..." Hayat, her zaman düz bir çizgide akmıyor. Bazen en sıcak yuvaların, en mutlu çocuklukların ortasına bir ayrılık rüzgarı üflüyor ve insanı hiç bilmediği uzaklıkların koynuna bırakıveriyor. İşte o zaman, coğrafyalar değişiyor, şehirler yabancılaşıyor ama değişmeyen tek bir şey kalıyor: Hepimizin başının üstünde duran o uçsuz bucaksız gökyüzü. ​Uzak bir şehirde, ailesinden ayrı düşen küçük bir kız çocuğunun hikayesidir bu.

KENTLEŞME

Kentleşme, insanların kırsal alanlardan kentsel alanlara doğru hareket etmesiyle şehir hayatında ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan avantajların ortaya çıkması sonucu gelişen bir süreçtir. Sanayi devriminden bu yana dünyanın her bölgesinde farklı biçimlerde gerçekleşen göç hareketleriyle birlikte kentleşme başlamıştır.Kentleşmenin oluşumunun başlıca faktörleri arasında geçmişte iş olanaklarının, eğitim ve sağlık hizmetlerinin kırsal alanlardaki yetersizliği bulunmaktadır. Bu

ELEŞTİRİ

Herhangi bir zamanda kendimizi bir şeyleri eleştirirken veya şikâyet ederken buluyoruz. Bu durum çok sık ve istem dışı olarak sıradanlaşmış şekilde hayatımızın olmazsa olmazlarında görüyoruz, neden? Eğilim olarak görülen bu durum ön yargı ile birlikte şöyle özetlenebilir: meyvelerin tadı güzel olabilir fakat çalılığın arkasında yırtıcı bir hayvan bekliyor olabilir. Komik olan durum ise şu eleştiri her birey için olsa da hepsinde farklı bir anlam ifade ediyor. Sıradan birinin

Bir Yudum Su, Bin Zarif Mesaj: Kahve ve Suyun Sessiz Dili

​Türk kahvesi, bizim kültürümüzde sadece bir içecek değil; hatırın, dostluğun ve komşuluğun kırk yıl mühürlendiği bir ritüeldir. Ancak bu ritüelin en az kahvenin kendisi kadar mühim, fakat zamanın hızlı akışında unutulmaya yüz tutmuş bir tamamlayıcısı vardır: Kahvenin yanındaki o bir bardak su. ​Bugün pek çoğumuz suyu, kahvenin yoğun tadını dengelemek ya da ağzımızı temizlemek için içilen teknik bir detay sanıyoruz. Oysa Osmanlı’nın estetikle örülmüş toplumsal hayatında o su,

KADIN KADININ KURDU MU YOKSA YURDU MUDUR?

“Kadın kadının kurdudur.” Cümlesi o kadar kolay söyleniyor ki insanlar bir müddet sonra bu lafın nereye gittiğini tam olarak algılayamıyor ya da algılasa bile toplumsal cinsiyet kalıpları yüzünden bu yanlışın yanlış olduğunu söyleyemiyor. Sorarım size haberlerde bir erkek bir erkeğe şiddet gösterdiği zaman “Bak gördün mü? Erkek milleti işte birbirlerinin kurdudur.” Dediklerini. Ama kadınlar aralarında en ufak anlaşmazlık olsa bile bu tarz cümleleri duyması sizce adalet midir

ORYANTALİZM

Osmanlı gerilemesinde 19. Yüzyılda, özellikle Batılı güçlerin ekonomik ve askeri baskısı karşısında Osmanlı‘nın zayıflamasıyla ilişkilendirebiliriz .Bu arada, oryantalizm kavramı devreye girer .Batı‘nın Doğu’yu Osmanlı gibi toplumları geri, barbar bir diğer olarak görmesiyle, Osmanlı’nın gerileme sürecinde Doğu’nun Kaderi olarak meşrulaştırılmıştır. Osmanlı’nın duraklama ve gerileme sürecine girmesiyle birlikte, Avrupa’daki Osmanlı algısı yenilmez Türk imajından hasta adam im

Kalpteki Sessiz Adacıklar

Modern zamanın devasa çarkları arasında, şehir hiç uyumayan bir dev gibi soluk alıp verirken; bazen hayatın tüm karmaşası ince bir sızının içinde erir. Korna seslerinin, aceleci adımların ve dijital ekranların parıltılı gürültüsünün ortasında, insan farkında olmadan bir sessizlik adacığı arar kendine. Bu, dünyadan kopuş değil; aksine dünyaya kendi içinden bakabilme çabasıdır. Kimi zaman parktaki yağmurdan rengi solmuş bir bank, kimi zaman eski bir kütüphanenin tozlu rafları

bottom of page