;
top of page

Sayılar

Geçmişten Geleceğe: Soluklaşan Hayat

Geçmişten geleceğe doğru baktığımızda, fark etmeden giderek daha soluk bir dünyanın içinde yaşamaya başladığımızı görmek mümkün. Geçmişin renkli dünyasını geride bırakırken, hayatımızı siyah, beyaz, gri ve bej gibi birkaç renkle sınırlandırmaya başladık. Belki bunu sadelik, modernlik ve zarafet olarak istedik; belki de bize sunulan renkleri sorgulamadan kabul ettik. Oysa canlı, cesur ve özgür renkler her zaman hayatımızın bir parçasıydı. Bugün ise renklerin giderek daha az gö

SIRADANLAŞMAK

İnsan neden sıradanlaşır ya da sıradanlaşma gereği duyar? Başkaları gibi olmak istediği için mi, yoksa başkasında olan kendisinde olmadığı için mi? Nedeni meçhul... Günlük hayatımıza baktığımızda hiç kimse tam olarak hayatından memnun değil. Ya daha fazlasını istiyor ya da başkasında olana sahip olmak. Nedir bu başkası anlayabilmiş değilim. İnsan tabii ki hep daha fazlası için uğraşmalı, didinmeli ona sözüm yok. Fakat bunu kendisi istediği için yapmalı, başkasında gördüğü ya

KAHVALTI SOFRALARIMIZA MİSAFİR OLAN LEZZETİN YOLCULUĞU

Kahvaltı sofralarımıza misafir olan lezzet sizce nedir? Siz bu cümleyi okuduktan sonra biraz düşünün. Ben de size bilmeniz için bazı ipuçları vereyim: Aslında sadece kahvaltı sofrası demek biraz yanlış olabilir. Çünkü her öğünde yenilebilecek bir lezzet. Kendisi yeşil ve siyah olmak üzere ikiye ayrılıyor. Çekirdeği var. Bazı yerlerde sofraya konulmadan önce üzerine sıvı yağ dökülüp üzeri toz acı biber dökülüyor. Bazı yerlerde ise sofraya direkt konuluyor. Bu verdiğim ipuçları

TEKASÜR SÜRESİ

TAKDİM Tekâsür sûresi Mekke’de inmiştir. Bu sûre insanların hayatın aldatıcı şeyleri ile meşgul olduklarından ve dünya malını biriktirmeye olan düşkünlüklerinden bahseder. İnsanların bu özellikleri, ölüm kendilerine ansızın gelip malları ile aralarını ayırıncaya ve onları kabirlere nakledinceye kadar devam eder. Bu mübarek sûrede, insanları uyarmak ve bâki olanı bırakıp fâni olanla meşgul olmalarından dolayı hata ettiklerine dikkat çekmek için, uyarı ve tehdit tekrarlanmıştır

30 AĞUSTOS ÖNEMİ 

1922 yılında Ağustos ayı, yalnızca Milli Mücadele’nin askeri safhasını kapatan bir takvim boşluğu değil, aynı zamanda Sevr antlaşması ile dayatılan yönetimin önemsenmediği tarihsel bir dönüm noktasıdır. Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile taçlanan 30 Ağustos Zaferi, ilk bakışta cephedeki stratejik bir üstünlük gibi görünse de esasen bir ulusun Türklüğün egemenlik hakkını ve siyaset varlığını var olmasını fiilen temsil etmesidir. Elde edilen bu kesin başarı, Lozan’a giden di

Yüzyılları Aşan Bir Mirasın Günümüzdeki Sesi: Esin Çelebi Bayru

​Günün birinde, asırlık bir çınarın gölgesinde büyümek ve o çınarın köklerindeki derin anlamı dünyaya anlatmak gibi bir sorumlulukla doğsaydınız ne yapardınız? İşte Esin Çelebi Bayru, tam olarak böyle bir mirasın, Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin soyundan gelen 22. kuşak torunu olarak bu büyük sorumluluğu omuzlarında taşıyan bir isim. Ancak onu sadece bir soyadı ya da aile bağından ibaret görmek büyük bir eksiklik olur. Bayru, Mevlevî kültürünün sadece bir mirasçısı değil; o

GİRDÂB-I GAFLET

Dünya nereden geldiğini bilmeyen insanlarla dolu, Nereye gideceğini bilir mi unutan insan? Gideceği yer kendisine yakîn olduğu an Nedamet dilinde kelam. Unutmama sebep bütün maddeleri Kurtulmama karşılık sürsem ileri, Hem atayı hem anneyi hem zevceyi Versen de fezayı, kaldırmaz senden ilahi cezayı. ALEYNA BEYZA NUR TAŞDEMİR

Mukaddes Mücadele

Hayatın Neresindeyim? Ben bu hayatın neresindeyim? Kalu Bela ile Sûr'a arasında, Arafta kalmış biçare î, aciz... Ebedi olan bir âlemin, Sonlu yolunun evveliyatındayım. Kalıcı olmayan bir rafta okunmayı bekleyen kitap, Kitabı yazan kalem... Sahi, ben neredeyim? An bile olmayan bir anın içinde, Bu âlemin neresindeyim? Ne âlemin dışında, ne de içindeyim. Sahi, ben neredeyim? Cevap nefsinde gizlidir: Bu hayata konumlandırılmış bir kul, Her beş vakit vuslatı bekleyen biçare, Yolda

O ve Ben

Bir Çile ve Dönüşüm Mimarisi: Necip Fazıl Kısakürek ve "O ve Ben" Necip Fazıl Kısakürek’i ilk kez okuyacaklar için en ideal başlangıç noktası hiç şüphesiz "O ve Ben" eseridir. Çünkü şairin şiirlerindeki keskin ruhsal kırılmaları ve fikir dünyasındaki devasa başkalaşmayı kavrayabilmek, ancak onun iç dünyasına ve otobiyografik izlerine derinlemesine nüfuz etmekle mümkündür. Esasen başkalarının hayatını okumanın en asil ve faydalı yönü, o yaşanmışlıklardan bir ibret alabilmektir

KEŞKELERDEN KURTULMA VAKTİ

İnsan zamanı geri alabilir mi? “Keşke” ne kadar gerekli bir sözcük veya ne kadar da anlamsız? Radyoda hiç tanımadığı bir kadın sesi, belli belirsiz tekrarlıyordu nakaratı: “Keşkeleri çıkarttım hayatımdan, eyvallahlar bana göre değil artık...” Aniden radyonun takatten çoktan düşmüş sesi kesildi. Çocuk bir an kaldırdı başını, çok da aldırış etmedi o tanımadığı sesin sözünün kesilmesine. “Keşke,” dedi. “Keşke zamanında çalışsaydım!” Şimdi burada bu kadar umutsuz olmazdım belki

KIŞIN HEMEN ARDINDAKİ BAHAR

"Hayatın yazdırdığı, edebiyatın sakladığı hikâyeler..." Dünya bazen insanın üzerine dar bir hırka gibi dikilir. Adım atsanız dikişleri patlayacakmış, nefes alsanız göğsünüzü parça parça edecekmiş gibi bir ağırlık çöker omuzlara. Hepimiz, kendi hikayemizin görünmez kuyularında, kimselere fısıldayamadığımız sızılarla demleniriz. Kimi bir ayrılığın bıraktığı dilsiz boşlukla sınanır, kimi geleceğin o belirsiz, sisli yamacında yolunu bulmaya çalışır. Hayat, köşeli köşelerinden vur

O İnce Çizgi

İnsan, doğası gereği her şeyi erken öğrenen bir canlı. Hayatın toz pembe olmadığını, bir yerlerde haksızlıkların döndüğünü, vedaların zamansız gelebileceğini ve o çok güvendiğimiz düzenin bir gecede altüst olabileceğini daha çocukken televizyon ekranlarından, yetişkinlerin fısıltılarından ya da okuduğumuz kitapların satır aralarından öğreniriz."Hayat acımasızdır,"deriz henüz ilk darbeyi almadan önce. Biliriz. Bildiğimizi sanırız. Oysa bilmek, kıyıda durup fırtınalı bir denizi

ASR SÛRESİ

Mekke’de nazil olmuştur. Üç âyettir. Bismillahirrahmanirrahim 1.Asr’a and olsun ki, 2.Hiç şüphesiz insan ziyandadır. 3. Ancak iman edenlerle salih amel işleyenler, bir de birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır. GİRİŞ Üç âyetlik bu kısacık sürede İslâm’ın beşer hayatı için mükemmel bir sistemi ifade ediliyor. İman düşüncesinin işaretleri en ince şekliyle ve en açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu süre kısa ifadeler içerisinde İslâm ümmetini

Cengiz Aytmatov, Gün Olur Asra Bedel

Kitap Değerlendirmesi Cengiz Aytmatov’un 1980 yılında kaleme aldığı “Kılım Karıtar Bir Kün (Gün Uzar Yüzyıl Olur / Gün Olur Asra Bedel)” adlı romanı, Sovyet dönemindeki Orta Asya bozkırlarında geçen; gelenek, hafıza, modernleşme ve insanlık temalarını bir arada işleyen önemli bir eserdir. Tek bir dönemle sınırlı kalmayarak doğrusal olmayan bir zaman kurgusuyla üç farklı ana dönemi iç içe işler. Roman, Sovyetler Birliği’nin II. Dünya Savaşı sonrasındaki Soğuk Savaş Dönemi’ni (

Parçalanmış Aile Yapısının Çocuk Üzerindeki Psikososyal Etkileri

Aile, çocuğun kendini güvende hissettiği ve kişiliğinin temellerini attığı ilk sosyal çevredir. Ancak boşanma, ebeveyn kaybı ya da uzun süreli ayrılıklar gibi nedenlerle aile yapısının değişmesi, çocukların psikolojik ve sosyal gelişimini etkileyebilmektedir. Günümüzde aile yapılarındaki değişimlerin artmasıyla birlikte bu konu daha da önem kazanmıştır. Parçalanmış aile yapısında büyüyen çocuklar; kaygı, yalnızlık, öfke ve özgüven eksikliği gibi duygusal sorunlar yaşayabilir.

​Biz Hep Vardık Hep Var Olacağız

15 Temmuz... Kiminin sesi, kiminin direnişi, kiminin acısı, kiminin gururu... Ancak en nihayetinde herkesin ortak vatanı. Bizler, her türlü zorluğa göğüs geren, adeta yoktan var olan küllerinden doğmuş bir milletiz. Kardeşiz, akrabayız, aileyiz; ama en önemlisi, tek bir yürek halinde Türk milletiyiz. ​Hani bazı günler vardır ya hafızamızdan asla çıkmayan;"Tam 10 yıl önce bugün...","İki saat önce..."ya da"2016 yılında..."diye başlayan... İşte 15 Temmuz 2016 gecesi de o unutulm

Bir Çocuğun Hafızasından Bugünün Gençliğine

15 Temmuz gecesi henüz on bir yaşındaydım. Televizyonda dönen o garip haberleri, çevremizdekilerin yüzlerindeki endişe ve korku hâlini aklımızda kalanlardan biri olarak hatırlıyorum. Benim için garipleşen bir yaz gecesiydi. Ancak büyüdükçe, okudukça, geceyi yaşayanları dinledikçe anladım ki o karanlık gece aslında çok önemli bir dönüm noktasıymış. Benim gibi o günü tam hatırlamayan genç nesil için 15 Temmuz’un önemi, sadece kitaplarda yazan bir tarih dersi olmasından çok daha

15 Temmuz: Birlik ve Beraberliğin Önemi

Tarih boyunca milletler, zaman zaman unutulmayacak olaylarla karşı karşıya kalmıştır.Bu olaylar yalnızca yaşandıkları günü değil, sonraki nesilleri de etkiler. 15 Temmuz daülkemizin hafızasında önemli bir yere sahip olan günlerden biridir. O gece yaşananlar,milletimizin birlik ve beraberlik içinde hareket ettiğinde ne kadar güçlü olabileceğinigöstermiştir. 15 Temmuz'u anlamak, sadece o gece yaşananları bilmekten ibaret değildir. Aynızamanda birlik olmanın, ortak değerlere sah

Biz Gençlerin Geleceğe Sözü

Hani bazen tarih derslerinde okuruz ya;"Kurtuluş Savaşı'nda halk sokaklara döküldü, vatanı savundu"diye. İşte o kitaplarda okuduğumuz, bize uzak bir geçmiş gibi gelen o kahramanlık hikayesini biz, henüz çok küçükken ya da çoğumuz doğmamışken bu ülkenin sokaklarında canlı canlı yaşadık. 15 Temmuz 2016 gecesi, bu toprakların sadece geçmişinin değil, geleceğinin de ne kadar güçlü bağlarla korunduğunu gösteren bir kırılma noktasıydı. ​O gece sokaklara çıkanlar, tankların önüne di

MİLLETİN KUTLU DİRENİŞİ

-Bir sabah gece vakti kararmıştı Kamerin ışıkları -Ne yüzler gülüyordu ne çiçekler - Sızmıştı hain eller Mehmetçiğin karargâhına - Lakin eğilmedi bu aziz millet bir an olsun - Savaş Türk’e düğün oldu o gece. - Tanklara Siper olan bedenler ile - Tekbir sesleriyle yürüdük o hainler üzerine - Ya Allah! Bismillah! Allahuekber! - Vatan toprağında kanlarıyla destan yazdı nice şehitler - Nicesi vatan Kahramanı, nicesi demokrasinin şehidi oldu - Anaların gözyaşları sel oldu, yürekler

bottom of page