KIŞIN HEMEN ARDINDAKİ BAHAR
- Melike Saliha Akbak
- 20 Tem
- 1 dakikada okunur
"Hayatın yazdırdığı, edebiyatın sakladığı hikâyeler..."
Dünya bazen insanın üzerine dar bir hırka gibi dikilir. Adım atsanız dikişleri patlayacakmış, nefes alsanız göğsünüzü parça parça edecekmiş gibi bir ağırlık çöker omuzlara. Hepimiz, kendi hikayemizin görünmez kuyularında, kimselere fısıldayamadığımız sızılarla demleniriz. Kimi bir ayrılığın bıraktığı dilsiz boşlukla sınanır, kimi geleceğin o belirsiz, sisli yamacında yolunu bulmaya çalışır. Hayat, köşeli köşelerinden vurur ruhumuza; bazen canımızı acıta acıta, bazen de yavaşça, hissettirmeden tüketerek…
Ama tam her şeyin bittiği, kelimelerin tükendiği ve gecenin o en zifiri karanlığının kalbimizi esir aldığı yerde, içimizde bir şey itiraz eder. Mantığın sus pus olduğu, matematiğin iflas ettiği o dönemeçte, ruhun derinliklerinden bir ses fısıldar: “Dur, henüz son cümle yazılmadı.”
İşte o ses, umuttur.
Umut, hayatın hoyratça savurduğu fırtınalara karşı açılmış zayıf ama asla sönmeyen bir yelkendir. İnsanın düştüğü o sert zeminden, üstündeki tozu toprağı silkip yeniden göğe bakabilme cesaretidir. Çatlamış, kurumuş bir toprağın bağrından sızan o tek damla suyun sabrıdır. Biliyoruz ki, en muazzam çınarlar da bir zamanlar toprağın karanlığında kaybolmuş ufak birer tohumdu. Onları yeryüzüne çıkaran, güneşe kavuşturan şey, o karanlığa teslim olmayışlarıydı.
Şimdi, şu an bu satırları okurken göğsünde o ağır taşla oturan kim varsa bilsin isterim: Hüzün de bu mevsime dahil, acı da… Fakat hiçbiri kalıcı mülkümüz değil. Kış ne kadar uzun sürerse sürsün, altındaki toprak gizliden gizliye bahara hazırlanır.
Yorulmuş olabilirsin, yolunu kaybetmiş gibi hissedebilirsin. Ama içindeki o kırılgan, o narin ışığı söndürme. Çünkü o ışık, gecenin karanlığından daha güçlüdür. Unutma; yara, ışığın içeri sızdığı yerdir. Ve bizler, yaralarımıza rağmen yürümeyi seçtiğimiz sürece, hep bir umut vardır.
Melike Saliha Akbak
Yorumlar