4. Sayı
Dergimizin Aralık Ayı Sayısı
Kalbin Kapısını Aralamak
Sevgili kaderdaşım, bu satırları okurken bir yol ayrımında olduğunu bilmeni isterim; çünkü artık sen de kendi iç yolculuğuna başlamış, kendini aramaya koyulmuş birisin...Aradığın cevabı bulmak için bu satırları okuduğuna göre, artık içindeki sessiz fırtınayı fark etmişsin ve yola çıkmaya hazırsın demektir. Ben Hurilayn(!), 20 yaşındayım ve Tarih Öğretmenliği 2. sınıf öğrencisiyim.Eğitim hayatımın bir parçası olan vize haftasındaydım. Çalışmaktan o kadar yorulmuştum ki, Perşem
Kur'an'ı Anlama Yöntemi
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adı ile başlarız. Hamd, Allah’a mahsustur. O Allah ki, kullarına Peygamber gönderip Kitab’ı indirmiş ve o kitap hakkında şöyle buyurmuştur: “Ona ne önünden ne ardından hiçbir suretle bâtıl yaklaşamaz, o herkes tarafından övülen ve hikmet sahibi olan Allah tarafından indirilmedir. (Fussilet,42) “Bu kitap alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir” (Hakka, 43) Bu yüce kitap bize kendimizi, yani insanı anlatmaya; Rabbimizi tanıtmaya; neden var olduğum
Menemen: Göç ve Kültürün Birleştiği Lezzet
Menemen yemeği, ilk kez mübadele ile Menemen ilçesine gelen Girit Türkleri tarafından yapılmıştır. Zorunlu göçe tabi tutulan Rumlardan kalan boş araziler, öncelikle Girit Türklerine verilmiş ve böylece bu göçmenler Menemen’e yerleşmiştir. Giritli göçmenlere komşu olan Menemenliler, zamanla onların kültürleri ve Girit mutfağı ile tanışmışlardır. Bu kültürel etkileşim, Menemen yemeğinin ortaya çıkışında önemli rol oynamıştır. Girit Türkleri, yemeklerde bölge dağlarından topladı
II. Büyük Millet Meclisi
1923 yılında Cumhuriyet Halk Fırkası’nın parti binası olarak inşasına başlanmıştır ancak Meclis binası olmasına karar verilmiştir. Binanın banisi Vedat Tek’tir. Meclis binasına yönelik yeniden düzenlemeler yapılmıştır. Jeopolitik konum ve düşman işgali nedeniyle 13 Ekim 1923 tarihinde Ankara başkent olmuştur. I. Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının yetersiz olması ve gelişen Cumhuriyet Türkiye'si meclisinin ihtiyaçlarını karşılayamaması nedeni ile bina bir takım değişiklikl
Görünmez Kılavuzlar: Toplumsal Normların Doğuşu, İşlevi ve Dönüşümü
Bir insan topluluğuna “toplum” ya da “topluluk” demek yanlış bir izlenimdir. Çünkü bir toplumu toplum yapan unsur, kesinlikle insanların aralarındaki normlarla alakalıdır. Normlar, toplumsal hayatta bireylere adeta gizli bir kılavuzluk yapar. Günlük hayattaki basit gibi görünen selamlaşma tarzı veya konuşma tarzı bireylerin normlarını temsil ederken, aynı zamanda bireylere özgürlük ve sınırlarını da çizmektedir. Bu ayki yazımda normların nasıl doğduğu, hangi işlevleri üstlend
Hazan
Semanın bile sevdiği mevsim, Mütevazı renklerin sarıp sarmaladığı, Toprakla mevsimin sarıldığı, Ömrünü tamamlamış yaprakların toprağa düştüğü mevsim. Semanın sevinçten döktüğü inci taneleri, Semanın ve yerin ahenkli döngüsü, Yenilenmenin en güzel hâli, Rüzgârın merhamet esintileri... Bulutların toprakla dertleştiği, Toprağın her tonu bağrına bastığı, Son olan bir baharın başlangıcı… Hazandan bahara giden bir yol… Ne ilk ne son bahar, Bahar ki mevsimlerin kalbi. Biri olmadan d
Yoklama
Ruhumun vicdanını Zaman ve mekâna bağlamışlar. Hakkı gözetmeyi de yazmışlar mı? Hakkı ömürde bir paye, Ömür bir yolculuk, Yol kılavuzun vicdanın, Yokla gönlünü. Yoklama bitti mi? Kalıyor musun, geçiyor musun? Vicdanın ne alemde? Uyuyor mu, yoksa uyanık mı? Hakka hangi cihetten bakıyorsun ki gönlün rahat? İçini yokladın mı? Kalp ne alemde? Vicdanın yoklamayı geçebildi mi, Yoksa yoklamada kaldın mı? İmtihan olan bu dünyanın sonucu senin vicdanındır. Her nefis, vicdanının imtiha
Bir Etiketin Gölgesinde Konya
Konya’da herhangi bir sokakta yürürken, zamanın diğer şehirlere kıyasla biraz daha yavaş ve samimi aktığını hissedersiniz. İstanbul’da olduğu gibi sizi içine çeken bir koşuşturmanın ortasında bulmazsınız kendinizi. Elbette burada da bir telaş vardır, ancak o telaşa katılıp katılmamak biraz da sizin tercihinizdir. Modern hayatın hızına kapılmak artık neredeyse kaçınılmaz olsa da Konya, hâlâ başınızı gökyüzüne kaldırıp derin bir nefes alma imkânı sunan şehirlerden biridir. Bu y
Hayatımın Yeri
En sevdiğim yer burası. En çok da denizle gökyüzünün, utanmış bir çocuk gibi kızarmasını seviyorum. Çocukluğum burada, denizle oynamakla geçti. Sırf bu kızıllığı görebilmek, biraz olsun içime deniz havasını çekebilmek için pikniğe giderken hep buraya gelmek isterdim. Ergenliğimde ise annemle ya da babamla kavga ettiğimde buraya gelir, ayaklarımı suya sokar, uzun uzun düşünürdüm. Bitmek tükenmek bilmeyen bir derdim varmış gibi… Büyüyüp hayatı yaşayınca anladım derdin ne olduğ
Ailenin Birey Üzerindeki Etkisi
Aile, birey gözlerini hayata ilk açtığı andan itibaren karşılaştığı ilk sosyal birim olup, hayatındaki en temel sosyal çevredir. Bireyin çocukluk döneminden itibaren fiziksel, zihinsel ve sosyal olarak davranış şekilleri ile hayata bakış açısı, büyük ölçüde ailesinin etkisiyle gelişmeye başlar. Ailenin birey üzerindeki etkisi en yoğun şekilde 0-6 yaş aralığında görülmekte olup, bu yaş aralığında bireyin karakter ve kişilik gelişimiyle başlar. Bu dönemde birey, ailesini gözlem
Âhların Yazgısı
Zaman ayırmadın, ayırdı zaman, Gül bahtın karardı işte o zaman. Zevk ü sefa içindeyken döndü devran, Âh ettin hâline geçse de zaman. Zalim felek döndürdü yine çarkını, Dost bildiklerin kattı sine gamı. Gözyaşları sel olup derdine aktı, Âhınla sarsıldı gecenin karanlığı. Umudun tek yârde buldu canını, Hasretin ateşi yaktı sol yanını. Ne kadar döndürse de felek çarkını, Âhların yazdı alın yazını.
Bir Neslin Uyanışı: Osmanlı’da Bed-i Besmele Geleneği
Osmanlı İmparatorluğu'nda çocukların eğitim hayatına ilk adımı simgeleyen Bed-i Besmele töreni, dini inanç ile toplumsal geleneklerin birleştiği, unutulmaz ve görkemli bir ritüeldi. “Besmeleye başlamak” anlamına gelen bu tören, yalnızca okula başlangıcı değil, aynı zamanda çocuğun toplum içinde yeni bir statü kazanmasını da ifade ederdi. Genellikle dört yaş dört ay dört günlük çocuklar, bu özel gün için özenle dikilmiş yeni kıyafetleriyle mektebe doğru neşeyle yola çıkar; il
Bataklığın İçinden Gelen Güzellik: Lotus Çiçeği
Çoğumuz lotus çiçeğini nilüfer olarak bilir. Botanik olarak farklı bitkiler olsalar da, bazı kültürlerde "kutsal çiçek" ya da "su zambakları" olarak da anılır. Lotus, doğu mitolojilerinde saflığın, yeniden doğuşun ve aydınlanmanın sembolüdür. Fakat pek bilinmeyen bir özelliği var: Bulunduğu ortamın havasını doğal yoldan temizliyor. Yani ortamın enerjisini tamamen değiştiriyor. Suyun üzerinde açan yaprakları ve güçlü kökleri ile negatif enerjiyi mıknatıs gibi çeker. Evde küçük
Asıl Aşk
Sevda mı? Allah için değilse neden? Hayatımı idame ettiremem böyle. Hayat mı? Bir neden yoksa neden? Sevdamı yaşayamadıktan sonra, hayatımı devam ettiremem. Tenakuzlar içinde yaşatır insanı, Milyonlarca âdemden farklı sanarsın kendini. Tezat olursun önüne çıkan her seçeneğe, Kesattır işin sonu, bırakmaz sanrılar peşini. Nedir çıkış yolu, nerededir? Hani birdi doğru, ben neden göremiyorum? Fânî hayatımda bâkî kalacağımı zannediyorum, Sanki ben bu dünyaya çok bağlanıyorum.
Artık Yazılmayanlar
Benim kalemim kırıldı; Kardeşlerimin sessiz çığlıkları, Yüreğimin sızısı, Çaresizliğimin ızdırabı… Benim kalemim kırıldı; Ne yazacak söz kaldı, Ne anlatacak yürek… Benim kalemim kırıldı.
Tozlu Kamus - Mektup
Cümleler, hayatımızın neredeyse her anında bize eşlik eder. Günlük konuşmalarımızda yahut bir kalabalığa hitap ederken; duygularımızı kağıda dökerken veya bir yazarın kaleminden çıkanları okuyup gözden geçirirken… Kullanım alanlarına daha birçok örnek verebileceğimiz cümleleri oluşturan kelimeler, günlük yaşantımızda tıpkı farkında olmadan alıp verdiğimiz soluklarımız gibi zihin dünyamıza girip çıkmakta. Bizler dergimizin bu köşesinde, adeta bilincimizi nefes alışverişlerimiz









