Tozlu Kamus - Mektup
- Hümanur Çınar
- 20 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Cümleler, hayatımızın neredeyse her anında bize eşlik eder. Günlük konuşmalarımızda yahut bir kalabalığa hitap ederken; duygularımızı kağıda dökerken veya bir yazarın kaleminden çıkanları okuyup gözden geçirirken… Kullanım alanlarına daha birçok örnek verebileceğimiz cümleleri oluşturan kelimeler, günlük yaşantımızda tıpkı farkında olmadan alıp verdiğimiz soluklarımız gibi zihin dünyamıza girip çıkmakta. Bizler dergimizin bu köşesinde, adeta bilincimizi nefes alışverişlerimize açıp yer yer hâlen kullandığımız sözcüklerin izini sürerken, bazen de üzeri zamanın üfürdüğü tozlarla kaplanmış, belleğimizin bir kıyısında kalmış olan kelimeleri yeniden gün yüzüne çıkarmaya çalışacağız.
Çağımızı geçmiş dönemlerden ayıran en büyük özellik hiç şüphesiz günümüze dek gelişen ve hâlen gelişmekte olan teknolojidir. Teknolojinin hızla yaygınlaşması ve tercih edilir olmasıyla birlikte yaşam şartlarımızda ciddi değişiklikler meydana gelmiş, yalnızca birkaç on yıl içerisinde ulaşım, eğitim-öğretim ve haberleşme gibi daha birçok alan bu durumdan fazlasıyla etkilenmiştir. Geleneksel yöntemlerin yerini teknolojinin sağlamış olduğu kolaylıklar alırken; hızla değişen sistem, günlük hayat literatürümüzde de köklü yeniliklerin meydana gelmesine sebep olmuştur. Tozlu Kamus’un bu ayki kısmında, bir zamanlar dilimizin haberleşme alanında en çok kullanılan kelimelerinden biri olmasına rağmen -yukarıda bahsi geçen değişimler sebebiyle- günümüzde üzeri tozlarla kaplanmaya yüz tutmuş olan “mektup” kelimesini ele alacağız.
Mektup, “كتب” (ktb) kökünden türeyen Arapça asıllı bir kelimedir. “كتب”, sözlükte “yazmak, kaleme almak, telif etmek” gibi manalara gelirken, kelimenin ism-i mef’ul (edilgen isim) kalıbına girmesiyle “مكتوب” (mektûb) şeklini alır. Asıl anlamı “yazılmış şey, yazılan” olan mektûb ifadesi, “haberleşme maksadıyla yazılan kağıt, nâme, betik” terim anlamıyla “mektup” olarak dilimize geçmiştir. Şemseddin Sami’nin Kâmûs-ı Türkî’sinde “gerek iş ve gerek arz-u muhabbet ve tebrik veya ta’ziye ve saire zımnında bir âdemden bir âdeme yazılıp gönderilen kağıt, betik, nâme, risale, varaka” tanımıyla karşımıza çıkan mektup kelimesinin, en erken 13. yüzyıldan itibaren yazılı kaynaklarımızda geçmeye başladığı tahmin ediliyor.
Mektup sözcüğü, özellikle son birkaç on yıl öncesine kadar günlük hayatın ayrılmaz bir parçasıydı. Kelimemizin, halk arasında haberleşmenin önemi göz önünde bulundurulduğunda dönemin insanlarının iyi-kötü birçok ânına tanıklık ettiğini, hatta kimi zaman hayatî anlamlar dahî taşıyabildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Halk içinde olduğu kadar resmî meselelerde de oldukça büyük bir yere sahip olan mektup kelimesi, Osmanlı arşiv vesikalarında sıklıkla görülebilirken devrin resmî dairelerinin yazı işleriyle ilgili makamına verilen “mektûbî” veya “mektupçu” adlarında da karşımıza çıkmaktadır.
Odağımıza aldığımız mektup kelimesi, günümüzde teknolojik yeniliklerin bir getirisi olan “e-posta, e-mail” gibi ifadelerle birlikte eski ününü kaybetmiş olsa da, hâlen edebiyatımızdaki ve halk arasındaki varlığını korumaya devam etmektedir.





Yorumlar