;
top of page

Zeynep Bakırcı Güccük – Uzman Diyetisyen

Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kariyerinize/ilgi alanlarınıza nasıl başladınız?

 

  •           Ben Zeynep Bakırcı Güccük, 32 yaşındayım. 2017 yılı Ankara Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik mezunuyum. Konya’da kendi kliniğinde yedi yıldır aktif olarak çalışan bir diyetisyenim.

  •           Aslında bu mesleği seçmemdeki en büyük etken, insanların hayatlarına dokunabilme fikriydi. Çünkü öğrendiğim her şey hem kendime hem çevreme ve sonrasında binlerce danışana hep lazım olacak bilgilerdi. Beslenme benim için sadece “kilo alıp vermek” değil; bir insanın kendine, bedenine, yaşamına duyduğu saygının bir yansıması gibi. Yıllar içinde danışanlarımla kurduğum samimi bağlar, bu mesleğin ne kadar güçlü bir etki alanı olduğunu bana her defasında hatırlattı.

  •           Şu anda hem kliniğimde hem online danışmanlık sistemimde aktif olarak çalışıyorum; aynı zamanda sosyal medyada da sağlıklı yaşam farkındalığı oluşturmayı çok önemsiyorum.

 

 

 

Sizi en çok ne motive eder?

 

  •           En çok beni motive eden şey, bir danışanımın gözlerindeki o değişim parıltısı. Bedenine iyi bakmayı öğrendikçe kendine güveninin, enerjisinin, sağlığın ve mutluluğunun arttığını görmek bana tarifsiz bir güç veriyor.

 

  •           Ayrıca bir anne olarak, oğluma güçlü bir rol model olabilmek de büyük bir motivasyon kaynağı. Hem evimi, hem işimi, hem kendimi dengeleyebilmek için çabalarken, aslında birçok kadına “sen de yapabilirsin” mesajını vermek beni diri tutuyor.

 

 

Hobileriniz veya boş zaman aktiviteleriniz nelerdir?
  •           Boş zamanlarımda genellikle oğlumla vakit geçirmeyi, gezmeyi, yürüyüşlere çıkmayı ve yeni tarifler denemeyi seviyorum. Bazen de sadece bir fincan kahveyle sessizce yeni şeyler okumak veya planlarımı düzenlemek bana iyi geliyor. Yani sakin ama üretken anlar bana enerji veriyor diyebilirim 🌿

 

 

[İlgili Alan] hakkında şu anki düşünceleriniz nelerdir?

 

  •           Diyetisyenlik artık sadece “beslenme listesi yazmak” değil; insan davranışlarını, psikolojiyi, yaşam alışkanlıklarını ve hatta sosyal medyayı anlayabilmeyi gerektiren bir bütünlük haline geldi.

  •           Bu meslek her geçen gün daha da “bütüncül sağlık” eksenine kayıyor ve bu dönüşüm beni çok heyecanlandırıyor. Çünkü artık insanlar sadece kilo değil, yaşam kalitesini de yönetmek istiyor ve biz diyetisyenler bu yolculuğun yol arkadaşlarıyız. Heyecan ve ilham verici bir meslek 🙂

 

 

Bu alanda sizi en çok heyecanlandıran gelişmeler neler?

 

  •           Son yıllarda beslenme biliminin sadece kilo kontrolüyle değil, hastalıkların önlenmesi, ruh halinin iyileştirilmesi ve yaşam enerjisinin artırılmasıyla da ne kadar yakından ilişkili olduğunun bilimsel olarak kanıtlanması beni inanılmaz heyecanlandırıyor. Artık besinleri yalnızca kalori olarak değil, hücre düzeyinde şifa sağlayan, bağışıklığı güçlendiren, hatta mutluluk hormonlarını etkileyen birer “yaşam kaynağı” olarak görüyoruz.

  •           Bir diğer heyecan verici gelişme ise kişiye özel beslenme yaklaşımlarının giderek güçlenmesi. Her bireyin genetik yapısı, yaşam tarzı, stres düzeyi, uyku düzeni, hatta duygusal durumu bile beslenme planını etkiliyor. Bu kadar bütüncül bir yaklaşımın yaygınlaşması, beslenme biliminin geleceğini çok daha anlamlı hale getiriyor. Ben bu gelişmeleri gördükçe şunu hissediyorum: Beslenme artık sadece bir “alan” değil, bir yaşam bilimi. Ve biz diyetisyenler bu bilimin rehberleriyiz ,hem bedeni iyileştiriyor, hem ruhu besliyoruz.

 

 

[İlgili Alan]’da karşılaştığınız en büyük zorluklar neler oldu ve bunları nasıl aştınız?

 

  •           En büyük zorluk, toplumsal olarak “mükemmel görünme” baskısının altında doğru beslenme anlayışını anlatmak oldu. Çünkü insanlar çoğu zaman hızlı sonuçlar istiyor; oysa sağlıklı beslenme sabır ve sürdürülebilirlik gerektiriyor.

 

  •           Ben bu noktada iletişime, empatiye ve gerçek sonuçlara odaklandım. Danışanlarıma “birlikte başarabiliriz” duygusunu hissettirdikçe, sürecin keyifli hale geldiğini gördüm. Ayrıca anne olduktan sonra zamanı yönetmeyi öğrenmek de başlı başına bir dönüm noktasıydı. Şimdi hem işimde hem evde çok daha planlıyım. Mükemmel olmayı değil; günü, enerjimizi ve  bedenimizi her anlamda doğru kullanabilmeyi öğretmeyi önemsiyorum danışanlarıma.

 

 

 Gelecekte [İlgili Alan]’ın nereye gideceğini düşünüyorsunuz?

 

  •           Gelecekte diyetisyenlik çok daha dijital, çok daha kişiselleştirilmiş ve psikolojiyle entegre bir hal alacak. Artık sadece fiziksel sağlık ya da bilgi değil, zihinsel denge ve yaşam doyumu da beslenmenin bir parçası olmaya başladı. Ben bu bütüncül yaklaşımın mesleğimizi daha da değerli hale getireceğine inanıyorum. Geleceğin diyetisyeni sadece bilgiyle değil, insanla bağ kurabilme gücüyle farkı hissettirecek.

 

 

Bu alanda çalışmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

 

  •           Bu meslekte sadece bilgi değil, insan sevgisi gerekiyor. Bilgiyi öğrenmek kolay ama o bilgiyi karşındaki insanın hayatına dokunacak şekilde anlatabilmek fark yaratıyor. Yeni başlayan genç meslektaşlarıma şunu söylüyorum: “Sürekli öğrenin ama aynı zamanda dinlemeyi de öğrenin.” Çünkü her danışan farklı bir dünyadır. Ve unutmayın; sabır, istikrar ve samimiyet bu meslekte danışanın kalbine ulaştıran altın anahtarlardır.

 

Başarıyı nasıl tanımlarsınız?

 

  •           Benim için başarı; her sabah iç huzurla güne başlamak, sevdiğim işi yaparken hem kendime hem başkalarına fayda sağlayabilmek. Başarı dışarıdan görünen değil, içeriden hissedilendir. Dengede olmak, üretmek, sevdiklerine vakit ayırabilmek. İşte gerçek başarı bu dengeyi kurabilmek bence.

 

Dijital dünyada içerik tüketimi hakkında görüşleriniz nelerdir?

 

  •           Dijital dünya muazzam bir bilgi kaynağı ama aynı zamanda bir kirlilik alanı. Özellikle beslenme konusunda herkesin kolayca fikir beyan ettiği bir dönemde bazen savaşıyor gibi hissediyorum kendimi. Ben dijital içerikleri “bilinçli bir süzgeçten geçirmek” gerektiğine inanıyorum. Sosyal medyayı doğru kullanırsak insanlara ilham verebilir, yanlış kullanırsak onların motivasyonunu kırabiliriz. Bu yüzden ben her paylaşımımda samimiyet, bilim ve empatiyi harmanlamaya çalışıyorum. Ancak kendi adıma söylemeliyim ki vaktimi olabildiğince minimum şekilde sosyal medyada geçirmeye çalışıyorum.

 

En sevdiğiniz alıntı veya söz nedir?

 

  •           ‘Hayat, hazır olmayı bekleyenleri değil; başlayabilenleri ödüllendirir.’

 

  •           Ben hiçbir zaman her şey mükemmel olunca başlamadım. Başladım, yürürken öğrendim, her şey üst üste denk geldiğinde oturup dinlendim, güçlendim. Ve hep söylüyorum: Sen yola çıkarsan yol açılır 🙂

 

 

 

 

Okuyucularımıza son olarak iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

 

  •           Her şeyin mükemmel olmasını beklemeyin. Başlamak bile bir başarıdır. Kendinize iyi bakın, bedeninizi sevin, çünkü o sizin en sadık yol arkadaşınız. Ve unutmayın: Sağlıklı yaşam sadece tabakta değil, düşüncede başlar.

Yorumlar


bottom of page