Halil İbrahim Çelik - Tarihçi / Akademisyen
- Halil İbrahim Çelik

- 20 May
- 3 dakikada okunur
1- Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kariyerinize/ilgi alanlarınıza nasıl başladınız?
- Halil İbrahim ÇELİK, Konyalıyım. Konya’da doğup büyüdüm; ilkokulu, ortaokulu ve üniversiteyi yine burada okudum. Görevlerim gereğince önce Siirt/Şirvan, daha sonra da Adıyaman/Besni’de bulundum. 1997 yılından itibaren ise yeniden Konya’dayım. Milli Eğitim bünyesinde uzun yıllar öğretmenlik ve okul yöneticiliği yaptım. 2012 yılından bu yana da üniversitede hem idari kadroda hem de akademik kadroda görev yapmaktayım.
- Kariyer alanıma ilgim aslında lise yıllarında oluştu. Bu süreçte lisedeki öğretmenlerimizin çok büyük etkisi oldu. Özellikle hem öğretmenlik mesleği anlamında hem de tarih alanında bize rehberlik eden bir hocamız aracılığıyla, önce öğretmen olmaya, ardından da tarih öğretmeni olmaya karar vermiştim.
- Akademisyenliğe adım atmam ise üniversite yıllarına dayanıyor. Öğrenciyken araştırma yapmaya, kimsenin bilmediği şeyleri öğrenmeye ve öğrendiklerimi insanlara aktarmaya yönelik ciddi bir merak oluştu içimde. Bu merakın uyanmasında, bir hocamızın bize verdiği makale ödevinin de çok büyük etkisi olmuştur.
2- Sizi en çok ne motive eder?
-Beni en çok insanlara bir şeyler anlatmak ve onlara faydalı olabilmek motive eder. Ayrıca öğretirken öğrenmek de benim için büyük bir motivasyon kaynağıdır. Örneğin yeni bir kitap veya makale çıkardığımda büyük bir heyecan duyarım ve "Şunu da yapmalıyım, bu konuyu da araştırmalıyım" diyorum.
3- Hobileriniz veya boş zaman aktiviteleriniz nelerdir?
-Aslında hiç boş zamanım yok. Ancak sosyal aktiviteler konusunda sivil toplum faaliyetlerinde aktif olarak görev alıyorum. Bu faaliyetleri de eğitimin bir parçası olarak görüyorum.
- Sivil toplum faaliyetlerinin yanı sıra, bir konuya açıklık getirmek isterim: Her ne kadar birçok kişi kitap okumayı bir "boş zaman aktivitesi" olarak görse de, kitap boş zamanlarda yapılacak bir iş değildir; her zaman yapılacak, hayatın merkezine konulacak bir iştir. Konuya böyle bakmak gerektiğine inanıyorum.
- Hobi konusuna gelirsek; öğrenciyken bir pul koleksiyonum vardı. Fakat sonraki yıllarda maalesef bu tür hobileri sürdüremedim. Şimdilerde zaman zaman bahçeyle ilgileniyorum; bu benim için biraz stres atma, biraz da zihinsel yorgunluğu dinlendirme vesilesi oluyor. Bir de içimde ukdedir; bir müzik enstrümanı çalmayı çok isterdim ama olmadı. Bunun biraz da yetenekle ilgili olduğunu zannediyorum.
4- [İlgili Alan] hakkında şu anki düşünceleriniz nelerdir?
- Yine tarihçi olurdum yine Cumhuriyet tarihi çalışırdım.yine kültür tarihi çalışırdım. Bu alanlara hep heyecan duyuyorum.
- Öğrenme,bilgi sahibi olma açısından bakmamız gerekiyor mesleki kariyer açısından maddi tarafından mesleğimi bakmıyorum.
- Yine tarihçi olurdum, yine Cumhuriyet tarihi çalışırdım ve yine kültür tarihi çalışırdım. Bu alanlara karşı her zaman çok büyük bir heyecan duyuyorum. Meseleye mesleki kariyerin getirdiği maddi imkânlar tarafından değil; tamamen öğrenme, bilgi sahibi olma ve hakikate ulaşma açısından bakmamız gerekiyor. Ben mesleğime hiçbir zaman maddi pencereden bakmadım.
5- Bu alanda sizi en çok heyecanlandıran gelişmeler neler?
- Yeni bir alanla alakalı yeni bir kitabın, yeni bir belgenin gün yüzüne çıkması beni inanılmaz heyecanlandırır.
- Özellikle kitaplar konusunda zaman zaman kendime söz veririm; "Elimdeki kitaplar bitmeden, bunları tamamen okumadan yeni bir kitap almayacağım" derim. Ama ne yazık ki bu sözümü, bu yeminimi her defasında bozarım! Yeni bir kitap çıkmıştır ve benim onu mutlaka almam gerekiyordur; "Nasılsa hemen okuyamayacağım" diyerek o kitabı almamazlık yapamam, dayanamayıp hemen kütüphaneme eklerim.
6- [İlgili Alan]’da karşılaştığınız en büyük zorluklar neler oldu ve bunları nasıl aştınız?
-Yabancı dil meselesi benim için gerçekten çok zorlu bir süreçti. Malumunuz, akademisyen olmak ve bu alanda derinleşmek için yabancı dil bilmek şart.
-Ben lisede Fransızca öğrenmiştim. Dolayısıyla akademik kariyer sürecinde İngilizceye sıfırdan başlamak durumunda kaldım ve sıfırdan İngilizce öğrendim. Bu, kariyerim boyunca beni en çok zorlayan konuydu. Biraz zorlanarak, emek vererek ama çok şükür sonunda başararak bu sorunu çözdüm.
7- Gelecekte [İlgili Alan]’ın nereye gideceğini düşünüyorsunuz?
-Tarih her yıl dönüşüyor ve her yıl da dönüşmeye devam edecek, bu son derece normal bir süreç. Ancak değişmeyen bir şey var: Tarihe her zaman ihtiyaç olacak. İnsanların geçmişi öğrenme, geçmişten ders ve ibret alma arayışı dünya döndükçe devam edecek. Bu çerçeveden baktığımızda, gelecekte de tarih bilimi her zaman varlığını ve ağırlığını koruyacaktır.
8- Bu alanda çalışmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
- Öncelikle okumayı çok sevmeleri gerekiyor. Disiplinli çalışmaları ve mutlaka İngilizcenin yanına artı bir yabancı dil daha eklemeleri şart. Bir de insanlarla iyi ilişkiler kurarak, her daim hakikati aramaları gerekiyor.
9- Başarıyı nasıl tanımlarsınız?
-Başarı, insanın mutlu olmasıdır. Eğer bir insan mutlu olabiliyorsa, kendisiyle barışıksa ve çevresine, insanlığa bir iyilik sunabiliyorsa işte o insan başarılıdır.
10- Dijital dünyada içerik tüketimi hakkında görüşleriniz nelerdir?
- Dijital dünya adeta bir gayya kuyusu gibi... “Ne seninle ne sensiz” denir ya, tam olarak bu durum geçerli. Bir taraftan kendimizi bu dünyadan tamamen koruyamıyoruz, diğer taraftan da sürekli onun etkilerine maruz kalıyoruz. Ciddi bir kontrol mekanizması kurulması ve özellikle çocukların bu dünyanın olumsuzluklarından korunması gerekiyor.
11- En sevdiğiniz alıntı veya söz nedir?
- “Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın.” – Tolstoy
-Bu sözü hayat felsefemiz gibi anlamamız gerekiyor diye düşünüyorum.
12- Okuyucularımıza son olarak iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
- İyi insan ve insanlığın derdini düşünebilen insan olmak...
Yorumlar