;
top of page

Esra Nur Güler Nalbant - Yazar

1- Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kariyerinize/ilgi alanlarınıza nasıl başladınız?

  •  Ben Esra Nur Güler Nalbant. 24 yaşındayım; Çocuk Gelişimi ve Tıbbi Sekreterlik bölümlerinden mezunum. Kitap yazma serüvenime ilkokulda kendi kendime oyun türünde hikâyeler kurgulayarak başladım, daha sonra fabl türünde yazarak devam ettim. Şu an güncelde olan romanlarım; ilk kitabım İçimdeki Sen, daha sonra Can Kırıkları, Kitabımın Karakteri Olur musun? ve bir Edebiyat Antolojisi adlı eserlerim bulunmakta.


2- Sizi en çok ne motive eder?

  •  Yazdıklarım sayesinde yeni insanlar tanımak, belki de yazdıklarımı yaşayan insanlarla empati kurabilmek ve bunun yanı sıra yaptığım işin sonunda bir yerlere varmak ya da bir şeyleri başaracağımı bilmek beni çok fazla motive eder.


3- Hobileriniz veya boş zaman aktiviteleriniz nelerdir?

  •  Genellikle anı yaşamayı, keşfetmeyi ve yürümeyi severim.


4- Kelimelerin dünyasıyla ilk tanışmanız nasıl oldu? Sizi yazmaya iten ilk kırılma noktasını hatırlıyor musunuz?

  •  Çok fazla sosyal bir çocuk değildim, kendi halimde biriydim. Kendi aklımda kurgusal karakterler oluşturur, onlarla arkadaşlık edebileceğimi düşünürdüm. Zamanla bu arkadaşları gerçek hayatta bulamayacağımı anlayınca bunları yazma kararı aldım. Yazmaya merakım olduğunu fark eden Türkçe öğretmenim ise fabl ile tanışmamızı sağlayıp bu yolculuğuma fabl ile başlamamı sağladı.


5- Yazmaya başladığınız ilk dönemlerdeki heyecanınız ile bugünkü masaya oturuşunuz arasında ne gibi farklar var? Zaman içinde yazı dilinizin nasıl dönüştüğünü düşünüyorsunuz?

  •  İlk defa yazmaya başlayan Esra ile şu an güncelde hâlâ yazmaya devam eden Esra aynı heyecanla yazıyor; sadece çocuksu yanım artık pek fazla yok.


6- İlk yazdığınız ya da yayınladığınız eseri bugün elinize aldığınızda hissettiğiniz ilk duygu ne oluyor?"Keşke şurayı şöyle yazsaydım"dediğiniz anlar oluyor mu?

  •  Başarmışlık hissi... Çünkü bana inanan kimse yoktu, başarabileceğime inanan kimse yoktu. Kitabım çıktığında, bana inanmayan insanların nasıl başardığımı gördüklerindeki o yüz ifadesini görmek, bana başarmış olduğum hissini sonuna kadar hissettirmişti. Evet, şu an ilk kitabımı yazacak olsam birçok yeri değiştirir, birçok konuyu daha farklı ele alırdım.


7- Bir fikrin zihninizde filizlenmesiyle onun bir kitaba/metne dönüşmesi arasında nasıl bir süreç işliyor? Hikaye mi sizi yönetiyor, yoksa siz mi hikayeyi?

  •  Hikâyenin beni yönetmesine izin veririm çünkü akışa güvenen biriyim. Yazacağım konu ya da ilk cümle aklıma düştüğü an not almayı seven biriyim; sesli ya da yazarak, herhangi bir şekilde mutlaka not alırım. Daha sonra not aldığım konu üzerine araştırmalarımı sürdürür ve ona göre yazmaya başlarım. Genelde not aldığım ilk kelime, kitabımın da ilk cümlesini oluşturur.


8- Yazma rutinleriniz var mıdır? Belirli bir saatte, mekanda veya müzik eşliğinde mi yazarsınız, yoksa ilhamın gelmesini mi beklersiniz?

  •  Yazma rutinim yok, aklıma geldiği an yazarım.


9- Yazarken tıkanıklık yaşadığınız, kelimelerin akmadığı anlarda bu düğümü nasıl çözersiniz? Masadan kalkar mısınız, yoksa zorlar mısınız?

  •  Nerede hata yaptığıma bakarım, nerede tıkandığına bakarım; düğümü çözmek için uğraşırım ama asla o gün içerisinde kendimi yazmaya zorlamam. Sadece"Nereyi düzeltirsem akışı tekrardan düzene bindiririm?"diye düşünerek hareket ederim.


10- Karakterlerinizi yaratırken onlarla nasıl bir bağ kuruyorsunuz?

  •  "Ben ne hissederdim, ben ne yapardım?"diyerek yazan biriyim. Yazdığım her karakterle empati yaparım. Kitabımdaki en kötü karakterle bile empati yaparak yazarım; kendime hep"Ben olsaydım ne yapardım?"sorusunu sorarım.


11- Kurgularınızda gerçek hayattan, gözlemlediğiniz insanlardan veya kendi yaşamınızdan ne kadar besleniyorsunuz? Gerçek ile kurmaca arasındaki o ince çizgiyi nasıl dengeliyorsunuz?

  •  Ben gerçekleri harmanlayarak yazan biriyim. Gerçek hayatı inceleyip insanları gözlemleyerek kurguya dökerim. Bir nevi, kendimi"insan kuklacısı"olarak adlandırıyorum. Kitabımda, gözlemlediğim insanları bambaşka karakterlere büründürerek, bambaşka özellikler ekleyerek yeniden yazıyorum. Bu da gerçekteki o insanla benim oluşturduğum karakter arasındaki dengeyi —eklediğim ve çıkardığım şeyler sayesinde— koruyor diye düşünüyorum.


12- Hikayelerinizde mekan tasarımı sizin için ne kadar önemli? Mekanları sadece bir dekor olarak mı görüyorsunuz, yoksa hikayenin yaşayan bir karakteri olarak mı konumlandırıyorsunuz?

  •  Mekân tasarımdan ziyade duyguları aktarmayı seven biriyim. Bu yüzden eğer yazdığım mekân karakterimi yansıtan bir mekânsa, orayı dikkatli bir şekilde hayal eder ve ona göre kitabımda şekillendiririm. Fakat öylesine bir mekanda sadece karakterim için önemli bir konu veya karakterim için önemli bir dönüşüm noktası varsa mekânın benim için bir önemi yoktur. Mekân, tamamen o an kitabımın o bölümünde olacak olaya ve karakterime bağlı bir şekilde benim için önem kazanıyor.


13- Yazar adaylarına, kendi seslerini ve özgün dillerini bulmaları konusunda ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

  •  Deneyerek, yanılarak, yazarak, çizerek her şekilde kendilerini bulabileceklerini ve asla pes etmemeleri gerektiğini bilmelerini isterim. Kalemlerini asla hiçbir şekilde ellerinden bırakmasınlar. Önlerine çok fazla taş koyacak insanların olacağını; inanmayan, dalgaya alan,"Sen mi yapacaksın?"diyen insanlarla çok fazla karşılaşacaklarını ama bunun sonunda"başardım"hissini sonuna kadar yaşayacaklarını, kendileriyle gurur duyacakları o ana odaklanmalarını isterim. Pes etmemeleri için en büyük sebebin, kendileriyle duyacakları o gurur olacağını bilmelerini isterim.

Son Yazılar

Hepsini Gör
Eda Nur Yıldız - Çağrı Merkezi Hizmetleri

1- Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kariyerinize/ilgi alanlarınıza nasıl başladınız? Adım Eda Nur Yıldız. 23 yaşındayım. Selçuk Üniversitesi Çağrı Merkezi Hizmetleri Bölümü mezunuyum. Üniversite sınavınd

 
 
 
Değişmek

Yaş aldıkça yaşlandıkça korkuyorum değişmekten, Bu yüzden mi değişir insanlar güzel düşünceler. Hüzne, daha hızlı adım atmak mıdır seneleri devirmek, Daha da korkuncu günden güne bu durumu kabullenmek

 
 
 
Çiçeklerin Dili

Bugün pencerelerin önündeki saksılara bakıldığında, genellikle bir evi renklendirme çabası ya da sıradan bir merak görülür. Oysa çok değil, birkaç yüzyıl önce bu topraklarda pencerelerin kenarına bıra

 
 
 

Yorumlar


bottom of page