Kalbin Kapısını Aralamak
- Elif Kübra Eser
- 20 Ara 2025
- 3 dakikada okunur
Sevgili kaderdaşım, bu satırları okurken bir yol ayrımında olduğunu bilmeni isterim; çünkü artık sen de kendi iç yolculuğuna başlamış, kendini aramaya koyulmuş birisin...Aradığın cevabı bulmak için bu satırları okuduğuna göre, artık içindeki sessiz fırtınayı fark etmişsin ve yola çıkmaya hazırsın demektir.
Ben Hurilayn(!), 20 yaşındayım ve Tarih Öğretmenliği 2. sınıf öğrencisiyim.Eğitim hayatımın bir parçası olan vize haftasındaydım. Çalışmaktan o kadar yorulmuştum ki, Perşembe günü fakültenin kütüphanesinde, bir taraftan yarınki vizeme çalışırken, bir taraftan da, "Bu kısacık dünya için bu kadar fazla çaba göstermek, ona bu kadar değer vermek bana ne katacak?" diye istemsizce düşünmeye başladım.Gelip geçici olan dünya için bu kadar çaba gösterirken, ebedî olan dünyam için ne kadar çaba gösteriyordum peki?Aklımda bunun gibi bir sürü soru varken, hem vizeme çalışıyor, hem de kendimce sorularıma cevaplar arıyordum.O sırada arkamdan biri sırtıma dokundu.
"Selamünaleyküm güzel kardeşim, seni sıkıntılı gördüm, yanına gelip hal hatır sormak istedim," dedi.
Ben de selamını alarak, olanları bir bir anlattım, aklımdaki soruları ona da sordum.
Konuşurken, tanışmadığımızı fark ettim ve, "Kusura bakma, adını sormadım," dedim.
O da gülümsedi ve "Zeynep," dedi, sonra konuşmasına devam etti.
"Güzel kardeşim Hurilayn, ben senin imanında bir eksiklik göremiyorum, elhamdülillah. Ama seni Allah'a götürecek bir yoldaş edinmen gerekiyor. O senin bütün sorularına cevap verecektir," dedi. O anda uyandım.Sırtıma dokunan sınıf arkadaşım Betül ‘dü.
Betül, "Hurilayn, birazdan ders başlayacak, burada ders çalışırken uyuyakalmışsın. Eşyalarını toplayalım da derse geç kalmayalım," dedi.
"Tamam," dedim. Bir yandan masanın üstündeki eşyalarımı toplarken, bir yandan da gördüğüm rüyanın etkisinden kurtulamıyordum. Rüyada gördüğüm kişi kimdi? İlk defa görüyordum! Beni Allah'a götürecek olan yoldaş kimdi? Betül, "Hurilayn, iyi misin? Biraz dalgın görünüyorsun, benim bilmediğim bir şey mi oldu?" diye sordu.
"İyiyim, Ayşe hocanın dersiydi, değil mi? Hadi geç kalmadan gidelim yoksa kızar biliyorsun," dedim. Betül'le birlikte amfiye gittik, ama hoca henüz gelmemişti...
Dersten sonra eve gidelim, yarın zor bir sınav bizi bekliyor dedim ve Betül’den ayrıldım.
Yolda yürürken, rüyamda gördüğüm kızı, Zeynep’i düşünüyordum.
Nereden çıkmıştı? İlk defa görüyordum onu. Beni Allah’a götürecek olan yoldaşı bulmalıydım; bu bir tesadüf olamazdı.Düşüncelere dalmışken ayaklarım beni camiye götürmüştü.
Nasıl geldim buraya, bilmiyordum; üniversitem ile evim arasındaki yol oldukça ters yöndeydi.
“ Neyse, gelmişken gireyim” dedim içimden. Camiye girdim, abdestimi aldım ve Kur’an-ı Kerim okumaya başladım.
“Her toplumun hidayet rehberi bir yol göstericisi vardır.” (Ra’d: 7) ayetini okuduktan sonra yanıma biri geldi:
"Selamünaleyküm kardeşim," dedi.
Ses rüyamda duyduğumun sesin aynısıydı.
Hemen kafamı çevirdim ve "Aleykümselam," dedim.
Heyecanla konuşmasına bile fırsat vermeden, adını sordum.
"Zeynep," dedi.
Evet, oydu! İçimden “Yâ Rabbi, Sen ne büyüksün!” diye geçirdim.Hal hatır sorduk, sohbet etmeye başladık: Allah’tan, Kur’an-ı kerim’den, peygamberlerden...
Sohbet ilerleyince, ona kendisini rüyamda gördüğümü ve söylediklerini anlattım.
Zeynep de bugün akşam namazından sonra 6 saatlik bir yolculuğa çıkacağını, bazı eksiklerini almak için dışarı çıktığını, ikindi ezanı okununca camiye geldiğini söyledi ve sonunda, "Yâ Rabbi, dualarımı kabul ettin, sana ne kadar şükretsem az," dedi.Her şeyi anlamıştım, ama sondaki duasına tam anlam verememiştim.
"Yolculuk nereye?" diye sordum.
"İstanbul'a," dedi.
"Bir Allah dostunu, bir veliyi ziyaret etmeye, Ehl-i Beytten," diye ekledi.
"Sen de gelmek ister misin?" dedi.Tam "Yarın vizem var ama..." diyecektim ki Betül’den bir mesaj geldi.
Mesajda vizenin, hocanın babasının vefatı sebebiyle haftaya ertelendiği yazıyordu.
Bu vesileyle Zeynep’in teklifini kabul ettim.Akşam namazından sonra 6 saatlik yolculuğa çıktık.
Değişik bir ortamdı; erkekler önde, kadınlar arkada ve araya perde çekilmişti, böylece erkekleri görmüyorduk.
Yolculuk ilerlerken diğer yolcular sarma, çikolatalı kek, su böreği, kurabiye ve daha neler neler dağıtmaya başladı.
İçimden "Keşke ben de bir şeyler yapıp getirseydim," dedim, ama nereden bilebilirdim böyle bir etkinlik olduğunu? Önceki otobüs yolculuklarımda böyle bir şey görmemiştim.Neyse, eğlenceli ve lezzetli 6 saat bitti ve İstanbul’a vardık.
Bizi bir yere yerleştirdiler ve kısa süre sonra bir veli, bir Allah dostu gelip, "Dediklerimi tekrar edin," dedi ve ardından "Yâ Rabbi, bütün günahlarımdan pişmanım, keşke yapmasaydım, inşallah bir daha yapmayacağım," diye dua etti.
Orada bulunan herkes bunu tekrar etti; ben de dahil.
Sonra o Allah dostu camiye gitti.
Ondan sonra içimde kelebekler uçuşuyor gibiydi, ruhum huzurla dolmuştu; sanki kuşlar gibi hafiflemiş ve kanatlanıp uçacakmışım gibi hissettim.Sonra Zeynep ile Kur’an-ı Kerim okuduk, cemaatle namaz kıldık, bize ekmek ve çorba ikram ettiler.
İlerleyen zamanda yemek yedik, yatsı namazını kıldık ve yola koyulduk.Zeynep dönüş yolunda, "Rüyanda bahsettiğim veli, Allah dostu, Ehl-i Beytten olan oydu. Kendini nasıl hissediyorsun?" diye sordu.
O an gözyaşlarıma hakim olamadım ve sadece "Hafiflemiş," diyebildim.
Zeynep bana sarıldı ve "İstersen bizim yaşıtlarımızın olduğu bir grup var, seni oraya da kaydedelim, birlikte gideriz," dedi.
Ben de "Olur," dedim.
Zeynep, "Hurilayn, camide ettiğim dua vardı ya, o gün evden çıkarken, 'Yâ Rabbi, İstanbul’a tek gitmeyeyim, bir yoldaş nasip et,' diye dua etmiştim. Cami’de seninle karşılaşınca Rabbime dualarımı kabul ettiği için şükrettim," dedi.O günden sonra sadece Kur’an-ı Kerim okumak, namaz kılmak ve Allah’ı düşünmek istiyordum...Sevgili kaderdaşım, senin de benim gibi hissettiğini biliyorum.
Bunun çıkış kapısı bir veliyi ziyaret etmekten geçiyor, bunu bilmeni isterim.
En Güzel’e Emanet Ol, Selametle.



Yorumlar