Kur'ân Bağlamında İnsanın Anlam Arayışı
- Şerife Erdal
- 30 Ara 2025
- 3 dakikada okunur
Konuşmaya başlayan bir çocuğun, etrafındaki şeyleri tanımak için sürekli sorular sorması, bulduğu her nesneyi kurcalaması gibi, biz yetişkinlerin de kâmil insan olma yolculuğumuz ve serüvenimizde, varoluşun anlamını, gaye ve hikmetini anlamak için haklı olarak sorular sorarız. Bu sorulara da anlamlı cevaplar aldıkça kalbimiz mutmain olur. Cenab-ı Allah Kur’ân-ı Kerimde kâinatı bir hak üzere, bir amaç ve hikmete binaen yarattığını ifade etmektedir. Bununla ilgili birkaç ayet-i kerime zikredecek olursak: Biz, göğü, yeri ve ikisi arasındakileri batıl olarak amaçsızca, boşuna yaratmadık. ( Sad,27)
Allah, gökleri ve yeri boş yere değil, hak ile yarattı. Onların bu şekilde eşşiz ve sağlam yaratılmalarında, Allah’ın, varlığına ve birliğine inananlar için bir alamet ve deliller vardır. (Ankebut,44)
Yine Kur’ân-ı Kerimde birçok yerde, insanın yaradılışına dair bilgiler verilmektedir. İnsan nasıl yaratıldı? Niçin yaratıldığı ve dönüşün nereye olacağına dair bilgiler vermektedir.
O, sizi çamurdan yarattı, sonra ölüm zamanını (ecel) takdir eden ancak O’dur. O’nun katında bir ecel daha vardır. Siz hala şüphe ediyorsunuz. (Enam, 2)
Sizler ölü idiniz de O, sizi diriltti. Sonra sizi öldürecek, sonra tekrar diriltecek, sonra da ona döndürüleceksiniz. (Bakara, 28)
O, sizi tek bir nefisten yarattı. Sizin için bir müddet emanet olarak kalacağınız, bir de sürekli kalacağınız bir yer vardır. (Enam, 98)
Sizi önce topraktan, sonra bir nutfeden, sonra bir alakdan yaratıp bebek olarak çıkartan; sonra da olgunluk çağına ve nihayet ihtiyarlığa eriştiren Allah’tır. Kiminizi bundan önce vefat ettirir, kiminizi de belirlenmiş bir süreye kadar yaşatır. Umulur ki aklınızı kullanırsınız. (Mümin, 67). Buraya kadar kâinatın yaradılışı ve insanın yaradılışı ile ilgili ayetlere baktıktan sonra, insan niçin yaratıldı? Ondan ne yapması istenmektedir?
Hani Rabbin meleklere: Ben, yeryüzünde bir halife yaratacağım, demişti. ( Bakara, 30) İnsan dünyaya halife olarak gönderiliyor ve yeryüzünü imar edecek, yeryüzünde fesat çıkartmayacak, adaletle hükmedecektir. İbn-i Mesud der ki: Hz. Âdem ve insan yeryüzüne hükmettiği için, Allah’ın halifesi olmuştur. Ey Davut! Biz seni yeryüzünde halife yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet. (Sad, 26)
Rabbin, Âdem’e her şeyin ismini öğretti. (Bakara, 31). Cenab-ı Allah Âdem’e bütün isimleri, maddi ve manevi varlıkların, kavramların isimleriyle bunların özelliklerini veya isim verme, dil icat etme kabiliyetini verdi. Kur’ân bakış açısıyla baktığımızda, insanın başıboş, hiçbir şey bilmez, kör bir karanlığa bırakılmadığını, aksine inceden inceye doğumdan ölümüne kadar her şeyinin bir anlama binaen olduğu görülmektedir. İnsan yaratıldı, halife kılındı, her şeyin ismi öğretildi ve yeryüzündeki bütün nimetler, dağlar, nehirler, hayvanlar, bitkiler, madenler… bütün bunlar belli bir süre içinde insana, emrine musahhar kılındı. Bunca muazzam yaratılmış kâinat ve biz insanlara verilmiş olanca nimetler içinde bizden istenen nedir?
Gerçekten biz, insanın katışık bir nutfeden yarattık. Onu imtihan edelim diye. Kendisini işitir ve görür kıldık. (İnsan, 2). Allah, insanı kademe kademe yaratmış, gerçekleri idrak edip akletmesi için onu işitme ve görme melekeleriyle donatmıştır. Duyduklarından ve işittiklerinden ders alacak ibretler çıkartacaktır. İnsanın özelliği akıllı bir varlık olmasıdır. Onun imtihan edilmesi için bütün şartlar düzenlenmiştir. İnsanlara peygamberler ve kitaplar gönderilmiş doğru yol sırat-ı müstakim ve dalalet yolu da bildirilmiştir.
Şüphesiz biz, ona doğru yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör. (İnsan, 3). İster bütün bu nimetlerin sahibine inanır, onu tanır bilir, göndermiş olduğu peygambere ve kitaba iman eder, ya da onca verilen nimete karşı kalbini duyu organlarını kapatarak dalâlet yolunu tercih eder. Burada insanın önünde iki seçenek sunulmuştur. İnsana irade verilmiştir. Aklı ve duyu organlarıyla görüp işitip temyiz etme kabiliyetine sahiptir. Cenab-ı Allah cebir bir şey istememiştir. İnsana tebliğ yapılmış, iradesi ile seçme hürriyeti verilmiştir. Yolu açıklamış ve iyilerin sonucu ebedi cennet, küfür içinde olanların da ebedi cehennem olacağını ayetlerde bildirmiştir.
Hanginizin daha güzel amel işlediğini denemek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O, güçlüdür, çok bağışlayandır. (Mülk,2).
Cenab-ı hakkı tanımak, bilmek ve iman etmek. Esas gaye ve imkanlarımızla yaradılış gayemize bakarak, bize verilen nimetleri araç edinip, sonsuz geleceği ebedi cenneti amaç edinerek hayatın anlam ve gayesine kuran ışığı altında kavuşmuş oluruz. Vesselam.


Yorumlar