;
top of page

Sayılar

Güçlü Kadının Sessiz Tükenişi

Biz kadınlar çoğu zaman güçlü görünmeyi öğrendik. Güçlü durmayı, dimdik ayakta kalmayı, kırıldığımız yerleri kimseye göstermemeyi… Peki yorulduğumuzda ne yapacağımızı kim öğretti bize? Ne zaman duracağımızı ne zaman dinleneceğimizi ne zaman “artık gücüm kalmadı” dememizin de bir hak olduğunu kim anlattı? Kadın… Bir kelime gibi görünse de içinde binlerce anlam, binlerce duygu ve sayısız hikâye barındırır. Kadın; bir anne, bir evlat, bir yetişkin, kimi zaman da kendi çocukluğun

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

8 Mart Dünya kadınlar Günü 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, 100 yılı aşkın süredir Mart ayında kutlanan ve kadınlarımızın tarih boyunca verdikleri hak, eşitlik ve özgürlük mücadelesini simgeleyen önemli bir gündür. Dünya Kadınlar Günü’nün ortaya çıkışı 19. yüzyıla dayanmaktadır. 28 Şubat 1908’de on beş bin kadın giyim işçisi New York sokaklarına çıkarak daha iyi çalışma koşulları, düşük ücretler ve ağır çalışma şartlarına karşı hak talep ettiler. Diğer sektörde çalışan kadınlar v

Zarafetin Direnişi

Yeryüzünde nezaketin, direnişin ve üretmenin bir karşılığı varsa, o da kadının parmak izidir. 8 Mart, takvimlerde sadece bir rakam değil; emeğin, zarafetin ve sarsılmaz bir iradenin tarihsel yankısıdır. Toprağa düşen tohumdan gökyüzüne uzanan fikirlere kadar, hayatın her zerresinde kadının sessiz ama derinden gelen gücü vardır. ​Kadın; bir elinde merhametin yumuşaklığını, diğer elinde mücadelenin sarsılmaz çeliğini taşır. Hayatın fırtınalı denizlerinde bir liman, karanlık deh

"Megali İdea" Kavramı

GİRİŞ “Megalo İdea” olarak da geçen “Megali İdea” olgusunun, farklı yazar, akademisyen ve entelektüellerce “Büyük Fikir” ya da “Büyük Ülkü, Amaç” olarak betimlendiği görülmektedir. Megali İdea, modern Yunan tarihinin en tartışmalı kavramlarından biridir. Çoğu zaman yalnızca “Büyük Ülkü” ya da “yayılmacı hedef” şeklinde dar bir çerçevede ele alınmıştır. Oysa bu kavram, yalnızca romantik bir milliyetçi ideal değil; belirli tarihsel koşullarda devlet politikası üretebilen, toplu

Yaşlılar Haftası

Yaşlılar Haftası, her yıl 18–24 Mart tarihleri arasında kutlanan; yaşlı bireylerin önemini, değerini, millî ve manevi haklarını hatırlatan anlamlı bir haftadır. Bu hafta ile yaşlılarımızın yaşam kalitesini iyileştirmek, sağlıklı bir şekilde yaşamalarını desteklemek, toplumsal aktifliklerini artırmak ve yaşlılara ile yaşlılığa karşı ön yargıları kaldırmak amaçlanmaktadır. Yaşlılık, her insan için farklı anlam ifade eder. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre yaşlılık; çevresel fak

Samimiyetten Profesyonelliğe

Futbol, bir zamanlar sadece doksan dakikalık bir oyun değil; sahanın içinden tribünlerin en arka sırasına kadar uzanan, her anı doğaçlama yazılan dev bir tiyatro sahnesiydi. O günlerde sahanın çizgileri sadece oyun alanını belirlemezdi; hayatın kendisi o çizgilerin içine fütursuzca sızardı. ​Hatırlayın; bir futbolcu sert bir müdahaleyle yere yığıldığında, oyunun akışı bir anlığına durur ve o büyülü an gerçekleşirdi. Elinde devasa, kablolu mikrofonuyla bir spiker, sanki mahall

İlk Türklerde Töre

Tarihte birçok devlet ve beylik geçmiştir bu devletlerin birbirinden farklı etnik kökenleri, uyrukları, dinleri, dilleri, örf ve adetleri olmuştur. Törelerin ne kadarının günümüze ulaştığı tam olarak bilinmese de modern çağda geleneklerimizi devam ettirmeye çalıştığımız bir gerçek.  Töre, tebaa (halk) sosyal ve kültürel düzen sağlayan, gelenek ve ahlaki değerlerden beslenerek zamanla ortaya çıkmıştır. Törenin oluşum aşamasında kut anlayışı, kağanların iradesi ve kurultayda al

Çocuklarda Davranış Problemleri

Bir çocuk bağırıyorsa, vuruyorsa, eşyaları fırlatıyorsa ya da kurallara uymuyorsa çoğu zaman ilk duyduğumuz cümle şudur: “Bu çocuk çok problemli.” Oysa belki de asıl problem, o davranışın arkasındaki görünmeyen ihtiyacın fark edilmemesidir. Çocuklar yetişkinler gibi duygularını kelimelerle ifade edemezler. Özellikle küçük yaşlarda öfke, korku, kaygı, değersizlik ya da terk edilme hissi gibi yoğun duygular davranış üzerinden dışa vurulur. Bir başka deyişle, davranış çoğu zaman

Eksik Parçalar

Modern dünya bize bir tamlık illüzyonu pazarlıyor. Kusursuz hayatlar, eksiksiz profiller, her parçası yerli yerine oturtulmuş mutluluk tabloları... Oysa hayatın gerçek ritmi, pürüzsüz yüzeylerde değil, o derin çatlaklarda gizlidir. Hepimiz ruhumuzun bir yerinde, neyle dolduracağımızı tam olarak kestiremediğimiz o tuhaf, sızılı bir boşlukla doğuyoruz. Kimimiz o boşluğu eşyalarla, kimimiz kalabalıkların gürültüsüyle, kimimiz ise bitmek bilmeyen bir onaylanma hırsıyla tıkamaya ç

Bütünleme Haftası

Herkes terk-i diyar eyledi, Kaldık içimizde hasretle biz. Ne hüzünler gelip geçti, Ne hayaller gerçekleşti. Çaresiz bir bekleyiş, Yokluk içinde tanıdık bir yüz. Canlandı içimde hiss-i kable’l-vukû, Aynı dertten yanmaktayız. Mutsuzluk diyarı sandın yurdu, Bir ön yargının esiri oldun. Anladın ki bunda da var bir hikmet, Sonunda içindeki yolcu sen oldun. ALEYNA BEYZA NUR TAŞDEMİR

Sevgi mi Kontrol mü?

İnsan ilişkileri, özellikle romantik partner ilişkileri, bireyin duygusal dünyasını, benlik algısını ve yaşam doyumunu doğrudan etkileyen en önemli alanlardan biridir. Sevgi, güven, saygı ve karşılıklı anlayış üzerine kurulması beklenen bu ilişkiler, günümüzde giderek daha karmaşık bir hâl almaktadır. Özellikle "sevgi" adı altında sunulan kontrolcü, baskıcı ve manipülatif davranışların normalleşmesi, sağlıklı ilişki sınırlarının bulanıklaşmasına neden olmaktadır. Bu durum, bi

Dostluğun Sessiz Gücü

Hayat, insanı kalabalıkların ortasında bile yalnız bırakabilen uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta insan, kendini bulduğu bir dostla, bir sırdaşla yürümek ister. Ne büyük bir nimettir insanın kendini bulduğu o dostluk… Dostluk, kan bağı olmadan kurulan en derin akrabalıktır. Seçilmiş bir yakınlıktır. Zorunluluk değil, gönüllülük üzerine inşa edilir. Dostluk da bir aile olmaktır aslında. Bu yüzden en saf ve en gerçek ilişkilerden biridir. Bu görünmez ama güçlü bağ, insanın en

Yaşayın Yaşamadım Dememek İçin

Gün doğumunda öten kuşların sesini duyanlar iyi bilir ki umut bağırır kuşlar. Berrak, şeffaf ve alabildiğine sarı. Tertemiz oksijen, canlanan frontal, arınma ve müthiş aydınlanış. Varoluş sevincine balta vurmayacak yerlerden olmalı balkonlar ve gökyüzü… Sıra sıra yıldızların yavaş, sessiz ve gönüllü kayboluşuna şahit olmak. Satın alınamayacak iki yegâne nimeti düşünüyorum. Boş zaman ve gençlik. Kriptolar bunlara yarasa keşke. Zamanı geri almak gayrimümkün. Söylediğin cümleler

Başarıyı Sömürensolucan İmposter Sendromu

Çok önemli bir başarı elde ettiğinizi düşünelim. Bu başarının ardından ödülünüzü almak için kürsüye doğru yürüyorsunuz. Normal koşullarda bu anın mutlulukla, içten gülümsemelerle, hatta heyecandan titreyen bacaklarınız olması beklenir. Peki ya bunların hiçbirini hissetmeyip yalnızca yoğun bir kaygı, büyük bir mutsuzluk ya da derin bir yetersizlik duygusu yaşarsanız? Böyle hissetmek normal midir? Psikolojide, başarı anlarında dahi bu duyguları yoğun biçimde yaşayan kişiler imp

Doç. Dr. Ayşe Eda Gündoğdu - Akademisyen \ Dilbilim

1-Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kariyerinize/ilgi alanlarınıza nasıl başladınız? Kendimi tanımlarken, merakla hareket eden ve anlam arayışını merkeze alan biri olduğumu söyleyebilirim. Kariyerim ve ilgi alanlarım belirli bir anda verilmiş net bir karardan çok, zaman içinde şekillenen sorularla oluştu. Dil, düşünme biçimleri ve insan ilişkileriyle erken dönemden itibaren ilgilenmem, beni doğal olarak bu alana yaklaştırdı. Okudukça ve sorguladıkça, dilin yalnızca bir araç değil

Zerde

Osmanlı’nın Altın Mirası: Zerde ​Zerde tatlısı, Osmanlı mutfağının en köklü ve sembolik lezzetlerinden biridir; kökeni Farsça “zard” (sarı) kelimesine dayanır ve safranla renklendirilen pirinç lapasından yapılır. Bu tatlının hikayesi, bir matem yemeğinden sevinç simgesine uzanan uzun ve derin bir kültürel yolculuğu barındırır. ​Köken ve İlk Rivayetler ​Zerdenin en eski rivayetine göre, ilk Emevi halifesi Muaviye tarafından icat edildiği söylenir. Hz. Hamza’nın Uhud Savaşı’nda

Kaşık Çekme Geleneği

Osmanlı’nın Zarif Sofrası: Kaşık Çekme Geleneği ​Kaşık çekme geleneği, Osmanlı döneminden günümüze ulaşan, Ramazan ayının manevi atmosferini toplumsal neşe ve paylaşma ruhuyla birleştirmiş en köklü iftar adabından biridir. Bu gelenek, orucun sabrını sofranın bereketiyle taçlandırırken, Anadolu’nun misafir ağırlama sanatının en zarif örneklerinden birini sunar. ​Osmanlı Ramazan’ındaki Kökeni ve Adabı ​Osmanlı’da Ramazan iftarlarında “kaşık çekme”, misafir ağırlama ritüelinin a

Ruhun İnzivası Ramazan

Kâinatın dilsiz bir sükûta büründüğü, vaktin berekete ayarlandığı o müstesna eşikteyiz yine. Ramazan; takvim yapraklarının ötesinde, ruhun kendi derinliklerine yaptığı o kadim ve asil yolculuğun adıdır. Gök kapılarının aralandığı bu iklimde, dünya telaşının tozlu raflarından inip, kalbin o hiç eskimeyen, tozlanmayan sayfalarına dokunuruz. ​Oruç, sadece bedenin rızktan el çekmesi değil; ruhun, nefsin o gürültülü sesini susturmasıdır. Bir sabır nakışıdır ilmek ilmek işlenen. Aç

bottom of page