;
top of page

Sayılar

II. Büyük Millet Meclisi

1923 yılında Cumhuriyet Halk Fırkası’nın parti binası olarak inşasına başlanmıştır ancak Meclis binası olmasına karar verilmiştir. Binanın banisi Vedat Tek’tir. Meclis binasına yönelik yeniden düzenlemeler yapılmıştır. Jeopolitik konum ve düşman işgali nedeniyle 13 Ekim 1923 tarihinde Ankara başkent olmuştur. I. Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının yetersiz olması ve gelişen Cumhuriyet Türkiye'si meclisinin ihtiyaçlarını karşılayamaması nedeni ile bina bir takım değişiklikl

Görünmez Kılavuzlar: Toplumsal Normların Doğuşu, İşlevi ve Dönüşümü

Bir insan topluluğuna “toplum” ya da “topluluk” demek yanlış bir izlenimdir. Çünkü bir toplumu toplum yapan unsur, kesinlikle insanların aralarındaki normlarla alakalıdır. Normlar, toplumsal hayatta bireylere adeta gizli bir kılavuzluk yapar. Günlük hayattaki basit gibi görünen selamlaşma tarzı veya konuşma tarzı bireylerin normlarını temsil ederken, aynı zamanda bireylere özgürlük ve sınırlarını da çizmektedir. Bu ayki yazımda normların nasıl doğduğu, hangi işlevleri üstlend

Hazan

Semanın bile sevdiği mevsim, Mütevazı renklerin sarıp sarmaladığı, Toprakla mevsimin sarıldığı, Ömrünü tamamlamış yaprakların toprağa düştüğü mevsim. Semanın sevinçten döktüğü inci taneleri, Semanın ve yerin ahenkli döngüsü, Yenilenmenin en güzel hâli, Rüzgârın merhamet esintileri... Bulutların toprakla dertleştiği, Toprağın her tonu bağrına bastığı, Son olan bir baharın başlangıcı… Hazandan bahara giden bir yol… Ne ilk ne son bahar, Bahar ki mevsimlerin kalbi. Biri olmadan d

Yoklama

Ruhumun vicdanını Zaman ve mekâna bağlamışlar. Hakkı gözetmeyi de yazmışlar mı? Hakkı ömürde bir paye, Ömür bir yolculuk, Yol kılavuzun vicdanın, Yokla gönlünü. Yoklama bitti mi? Kalıyor musun, geçiyor musun? Vicdanın ne alemde? Uyuyor mu, yoksa uyanık mı? Hakka hangi cihetten bakıyorsun ki gönlün rahat? İçini yokladın mı? Kalp ne alemde? Vicdanın yoklamayı geçebildi mi, Yoksa yoklamada kaldın mı? İmtihan olan bu dünyanın sonucu senin vicdanındır. Her nefis, vicdanının imtiha

Bir Etiketin Gölgesinde Konya

Konya’da herhangi bir sokakta yürürken, zamanın diğer şehirlere kıyasla biraz daha yavaş ve samimi aktığını hissedersiniz. İstanbul’da olduğu gibi sizi içine çeken bir koşuşturmanın ortasında bulmazsınız kendinizi. Elbette burada da bir telaş vardır, ancak o telaşa katılıp katılmamak biraz da sizin tercihinizdir. Modern hayatın hızına kapılmak artık neredeyse kaçınılmaz olsa da Konya, hâlâ başınızı gökyüzüne kaldırıp derin bir nefes alma imkânı sunan şehirlerden biridir. Bu y

Hayatımın Yeri

En sevdiğim yer burası. En çok da denizle gökyüzünün, utanmış bir çocuk gibi kızarmasını seviyorum. Çocukluğum burada, denizle oynamakla geçti. Sırf bu kızıllığı görebilmek, biraz olsun içime deniz havasını çekebilmek için pikniğe giderken hep buraya gelmek isterdim. ​Ergenliğimde ise annemle ya da babamla kavga ettiğimde buraya gelir, ayaklarımı suya sokar, uzun uzun düşünürdüm. Bitmek tükenmek bilmeyen bir derdim varmış gibi… Büyüyüp hayatı yaşayınca anladım derdin ne olduğ

Ailenin Birey Üzerindeki Etkisi

Aile, birey gözlerini hayata ilk açtığı andan itibaren karşılaştığı ilk sosyal birim olup, hayatındaki en temel sosyal çevredir. Bireyin çocukluk döneminden itibaren fiziksel, zihinsel ve sosyal olarak davranış şekilleri ile hayata bakış açısı, büyük ölçüde ailesinin etkisiyle gelişmeye başlar. Ailenin birey üzerindeki etkisi en yoğun şekilde 0-6 yaş aralığında görülmekte olup, bu yaş aralığında bireyin karakter ve kişilik gelişimiyle başlar. Bu dönemde birey, ailesini gözlem

Âhların Yazgısı

Zaman ayırmadın, ayırdı zaman, Gül bahtın karardı işte o zaman. Zevk ü sefa içindeyken döndü devran, Âh ettin hâline geçse de zaman. Zalim felek döndürdü yine çarkını, Dost bildiklerin kattı sine gamı. Gözyaşları sel olup derdine aktı, Âhınla sarsıldı gecenin karanlığı. Umudun tek yârde buldu canını, Hasretin ateşi yaktı sol yanını. Ne kadar döndürse de felek çarkını, Âhların yazdı alın yazını.

Bir Neslin Uyanışı: Osmanlı’da Bed-i Besmele Geleneği

Osmanlı İmparatorluğu'nda çocukların eğitim hayatına ilk adımı simgeleyen Bed-i Besmele  töreni, dini inanç ile toplumsal geleneklerin birleştiği, unutulmaz ve görkemli bir ritüeldi. “Besmeleye başlamak” anlamına gelen bu tören, yalnızca okula başlangıcı değil, aynı zamanda çocuğun toplum içinde yeni bir statü kazanmasını da ifade ederdi. Genellikle dört yaş dört ay dört günlük çocuklar, bu özel gün için özenle dikilmiş yeni kıyafetleriyle mektebe doğru neşeyle yola çıkar; il

Bataklığın İçinden Gelen Güzellik: Lotus Çiçeği

Çoğumuz lotus çiçeğini nilüfer olarak bilir. Botanik olarak farklı bitkiler olsalar da, bazı kültürlerde "kutsal çiçek" ya da "su zambakları" olarak da anılır. Lotus, doğu mitolojilerinde saflığın, yeniden doğuşun ve aydınlanmanın sembolüdür. Fakat pek bilinmeyen bir özelliği var: Bulunduğu ortamın havasını doğal yoldan temizliyor. Yani ortamın enerjisini tamamen değiştiriyor. Suyun üzerinde açan yaprakları ve güçlü kökleri ile negatif enerjiyi mıknatıs gibi çeker. Evde küçük

Asıl Aşk

Sevda mı? Allah için değilse neden? Hayatımı idame ettiremem böyle. Hayat mı? Bir neden yoksa neden? Sevdamı yaşayamadıktan sonra, hayatımı devam ettiremem. Tenakuzlar içinde yaşatır insanı, Milyonlarca âdemden farklı sanarsın kendini. Tezat olursun önüne çıkan her seçeneğe, Kesattır işin sonu, bırakmaz sanrılar peşini. Nedir çıkış yolu, nerededir? Hani birdi doğru, ben neden göremiyorum? Fânî hayatımda bâkî kalacağımı zannediyorum, Sanki ben bu dünyaya çok bağlanıyorum.

Artık Yazılmayanlar

Benim kalemim kırıldı; Kardeşlerimin sessiz çığlıkları, Yüreğimin sızısı, Çaresizliğimin ızdırabı…   Benim kalemim kırıldı; Ne yazacak söz kaldı, Ne anlatacak yürek… Benim kalemim kırıldı.

Tozlu Kamus - Mektup

Cümleler, hayatımızın neredeyse her anında bize eşlik eder. Günlük konuşmalarımızda yahut bir kalabalığa hitap ederken; duygularımızı kağıda dökerken veya bir yazarın kaleminden çıkanları okuyup gözden geçirirken… Kullanım alanlarına daha birçok örnek verebileceğimiz cümleleri oluşturan kelimeler, günlük yaşantımızda tıpkı farkında olmadan alıp verdiğimiz soluklarımız gibi zihin dünyamıza girip çıkmakta. Bizler dergimizin bu köşesinde, adeta bilincimizi nefes alışverişlerimiz

Nur-u Osmaniye Camii

Nur-u Osmaniye Camii İstanbul’un o güzel tarihi siluetinin, Barok özellikleri en fazla bulunduran camisi olmasından dolayı, Osmanlı’nın bir dönemki en güçlü simgesidir. Bu geçiş dönemi, Avrupalı yapısal modellerin henüz doğrudan Osmanlı sosyal ve kültürel hayatına girmediği fakat yakından takip edildiği, bunun yanın da gelişmenin kaçınılmaz olduğunu bilen Osmanlı’nın kendisine olan güveninin halen devam ettiği bir dönemdir. Nur-u Osmaniye Camii isminin, inşaatı tamamlatan pad

Toplumsal Hafıza: Geçmişin Anısı, Geleceğin Aynası

Toplumlar yalnızca bugün yaşadıklarıyla değil, geçmişte biriktirdikleri anılarla da var olurlar. Tarih, olayların kronolojik sıralamasıyla ilgilenirken; toplumsal hafıza, bu olayların bir toplumun bilinç dünyasında nasıl yer ettiğine, nasıl aktarıldığına ve nasıl hatırlandığına odaklanır. Toplumsal hafıza, geçmişin anılarını bugüne taşıyarak geleceği şekillendiren bir aynadır. Bir toplum, geçmişinde yaşadığı acıları, travmaları, başarıları ve ortak sevinçleri nasıl hatırlıyor

bottom of page