Çanakkale'nin Ebedi Işığı
- Elif Azra Korkmaz
- 18 Mar
- 1 dakikada okunur
Çanakkale; rüzgârın hâlâ barut koktuğu, dalgaların kıyıya her vuruşunda bir kahramanlık türküsü fısıldandığı, zamanın durduğu o mukaddes eşiktir. O boğazın suları, tarihin gördüğü en ağır çelik yığınlarını taşıyordu. Dünyanın dört bir yanından toplanmış devasa zırhlılar; bir medeniyetin son kalesini düşürmek ve bin yıllık bir devleti karanlığa gömmek için gelmişti. Fakat hesap etmedikleri bir durum vardı: Türk milletinin"Ya istiklal ya ölüm!"diyen sarsılmaz iradesi... Nusret’in karanlık sulara bıraktığı umut mayınları ve Seyit Onbaşı’nın omuzladığı vatan onuru, o gün denizi işgalciye dar etti.
Maddi gücün en görkemli gövde gösterisi, manevi bir dirilişin duvarına çarparak darmadağın oldu. Bu zaferin en hüzünlü sayfası; hiç mezun veremeyen liselerimizdir, kalemini bırakıp tüfeğine sarılan öğretmenler, annelerin ellerine kına yakıp"Vatan sağ olsun!"diyerek uğurladıkları evlatlardır.
Çanakkale; bir neslin kendi geleceğini feda ederek bir milletin istikbalini kurtardığı yerdir. Siperler arasındaki mesafe sadece birkaç metreye düştüğünde, ölümün kaçınılmaz olduğunu bile bile sırasını bekleyen o ruh; bugün bizlerin soluduğu hürriyet havasının asıl kaynağıdır.
Savaşın en karanlık anlarında bile Mehmetçik, dünyaya bir insanlık dersi vermiştir. Kendi yarasını sararken düşman askerinin acısına kayıtsız kalmayan o merhamet; Çanakkale’yi sadece askeri bir başarı değil, bir insanlık destanı haline getirmiştir. Anafartalar kahramanı Gazi Mustafa Kemal’in askeri dehası burada bir güneş gibi doğmuş ve Kurtuluş Savaşı’nın meşalesini bu topraklarda yakmıştır.
Bugün bizler 18 Mart’ı anarken sadece geçmişe bakmıyoruz; o günkü birlik ruhunu ve fedakârlığını bugüne taşıyoruz. Çanakkale bize zorluklar ne kadar büyük olursa olsun, bir olduğumuz sürece asla yıkılmayacağımızı hatırlatıyor. Başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
Elif Azra Korkmaz
Yorumlar