;
top of page

Eskici Dükkânı: Hafızanın Tozlu Rafları

Herkesin vitrinini yeni olanla süslediği, parıltılı ve hızlı bir çağda yaşıyoruz. Her şeyin "en yenisi" makbul; telefonun, kıyafetin, hatta fikirlerin bile... Oysa benim zihnim, arka sokaklarda kalmış, kapısı gıcırdayan, camları hafif isli bir eskici dükkânı gibi. İçeride ne ararsan var: Yarım kalmış bir çocukluk gülüşü, eski bir dostun veda ederken bıraktığı o ağır sessizlik, artık sokaklarında yürümediğim şehirlerin gürültüsü...

Bana göre yazmak, hafızanın tozlu raflarında birikenleri bugünün ışığına çıkarmaktır.

Bir yazar, aslında usta bir eskicidir. Başkalarının "artık işe yaramaz" deyip hayatın kenarına fırlattığı duyguları toplar. Herkesin unuttuğu o ince sızıyı, bir yaz akşamının baygın kokusunu ya da yıllar önce duyulmuş ama üzerine düşünülmemiş bir cümleyi alır; üzerine konan tozları şefkatle üfler. O toz kalktığında, altından çıkan şey sadece bir anı değildir; bugüne ışık tutan bir hakikattir.

Yazma masasına oturduğumda yaptığım şey aslında bir envanter dökümüdür. "Bugün raflarda ne var?" diye bakarım. Bazen paslanmış bir kırgınlık çıkar karşıma, onu kelimelerle parlatırım. Bazen de çoktan unutulmuş bir neşe... O neşeyi bugünün cümlelerine giydiririm. Çünkü biliyorum ki, bugünün karmaşasını çözmenin yolu, o tozlu raflarda saklanan saf duyguları hatırlamaktan geçiyor.

Eskici dükkânımda hiçbir şey çöp değildir. Kırık bir kalp, yeni bir öykünün temeli olabilir; kaybolmuş bir umut, bir paragrafın en güçlü cümlesine dönüşebilir. Biz yazarlar, geçmişi bugüne taşırken aslında zamanı birbirine bağlayan gizli dikişler atarız.

Kendi içindeki o dükkâna girmekten korkmamalı insan. Raflar tozlu olabilir, ellerin kirlenebilir, hatta bazen burnun sızlayabilir. Ama o tozun altındaki cevheri bulup bugünün ışığına çıkardığında, sadece bir yazı yazmış olmazsın; aynı zamanda kendine ve hayata geç kalmış bir selam vermiş olursun.

Benim dükkânımda ışıklar hiç sönmüyor. Kelimelerimle o rafları karıştırmaya, tozları havalandırmaya devam ediyorum. Çünkü ancak o tozlar havalandığında, hayatın gerçek rengi ortaya çıkıyor.

Son Yazılar

Hepsini Gör
Çift Kimlikli Gençlik

Bazen dinlediğimiz şarkıyı bir anda susturur, Instagram’a koyduğumuz bir fotoğrafı geri çekerek ' sanki ben gibi olmadı' deriz. Sanki insanlar artık toplu taşımadan inerken kendi kimliklerini gizliyor

 
 
 
Diplomalı İşsizlik

Geçmişten bugüne üniversitelerin artması sonucu yükseköğretim, bireylerin sosyal ve ekonomik hayata katılımında kritik bir rol oynamaktadır. Ancak bu sürecin kontrolsüz ilerlemesi, günümüzde diplomalı

 
 
 
Toprak Sahanın Tozu

Bazıları için futbol, pürüzsüz yeşil çimler ve ışıl ışıl stadyumlar demektir. Ama bizim için futbol; diz kapaklarımızdaki kabuk bağlamayan yaralar, ayakkabının içinden eve taşınan siyah kauçuk parçala

 
 
 

Yorumlar


bottom of page