Tanzimat Fermanı ve Tanzimat Edebiyatı
- Fuat Yılmaz
- 20 Haz
- 2 dakikada okunur
Tanzimat, tarih kitaplarında birkaç tarih ve ferman başlığıyla geçiştirilecek kadar dar bir mesele değildir. O, devletin çözülürken kendini kelimelerle ayakta tutma çabasıdır. Kılıcın hükmünün zayıfladığı yerde kalem konuşmaya başlamıştır. Ve bu konuşma, bir edebiyatçının masasından çıkıp bir milletin vicdanına doğru yürümüştür. İşte Tanzimat edebiyatı tam da bu yürüyüşün adıdır.
Tanzimat Dönemi edebiyatçısı, artık yalnızca estetikle ilgilenen bir sanatkâr değildir. O, bozulan düzenin farkındadır. Devletin hasta olduğunu görür ama tedavinin yalnızca saraydan gelmeyeceğini de bilir. Bu yüzden sözü sokağa taşır. Gazeteyi seçer, tiyatroyu seçer, romanı seçer.
Bu edebiyatın en gür sesi, şüphesiz ki Namık Kemal’dir. Onun metinlerinde edebiyat, bir süs değil; bir mücadele aracıdır. Vatan, onun için sadece toprak değildir; hürriyetle anlam kazanan bir fikirdir. Adalet, sadece mahkeme duvarlarında asılı bir kelime değil; insanın onurunu ayakta tutan temel ilkedir. Namık Kemal yazarken süslü cümleler kurmaz, sarsıcı cümleler kurar. Çünkü derdi beğenilmek değil, uyandırmaktır.
Tanzimat edebiyatı bu yönüyle tarihin aynasıdır. Fermanlarla verilen hakların halkın zihninde karşılık bulup bulmadığını sorgular. Kâğıt üzerindeki eşitlikle hayatın içindeki adaletsizlik arasındaki uçurumu gösterir. Edebiyat burada bir kayıt defteri değil, bir itiraz dilekçesidir. Sessiz kalmayı reddeder. Çünkü susmak, çürümeye razı olmaktır.
Bu dönemde yazılan her eser, biraz aceleci, biraz öğretici, biraz serttir. Çünkü zaman dardır. Devlet zamana karşı yarışmaktadır. Batı ilerlerken Doğu duramaz. Tanzimat edebiyatçısı bunun farkındadır ve estetik kaygıyı ikinci plana atar. “Önce fikir” der. “Önce bilinç” “Önce uyanış”
Bugünden bakıldığında Tanzimat edebiyatı kusurlu bulunabilir. Dili ağır, tekniği zayıf denebilir. Ama şunu unutmamak gerekir: O edebiyat, bir milletin “ben de varım” deme cesaretidir. Tarihle omuz omuza yürüyen, devleti eleştirirken onu kurtarmaya çalışan bir kalemin hikâyesidir. Ve bazı metinler vardır ki güzel oldukları için değil, gerekli oldukları için yazılır. Tanzimat edebiyatı tam olarak budur.
Fuat YILMAZ
Yorumlar