;
top of page

Tanzimat Fermanı ve Tanzimat Edebiyatı

Tanzimat, tarih kitaplarında birkaç tarih ve ferman başlığıyla geçiştirilecek kadar dar bir mesele değildir. O, devletin çözülürken kendini kelimelerle ayakta tutma çabasıdır. Kılıcın hükmünün zayıfladığı yerde kalem konuşmaya başlamıştır. Ve bu konuşma, bir edebiyatçının masasından çıkıp bir milletin vicdanına doğru yürümüştür. İşte Tanzimat edebiyatı tam da bu yürüyüşün adıdır.


Tanzimat Dönemi edebiyatçısı, artık yalnızca estetikle ilgilenen bir sanatkâr değildir. O, bozulan düzenin farkındadır. Devletin hasta olduğunu görür ama tedavinin yalnızca saraydan gelmeyeceğini de bilir. Bu yüzden sözü sokağa taşır. Gazeteyi seçer, tiyatroyu seçer, romanı seçer.

Bu edebiyatın en gür sesi, şüphesiz ki Namık Kemal’dir. Onun metinlerinde edebiyat, bir süs değil; bir mücadele aracıdır. Vatan, onun için sadece toprak değildir; hürriyetle anlam kazanan bir fikirdir. Adalet, sadece mahkeme duvarlarında asılı bir kelime değil; insanın onurunu ayakta tutan temel ilkedir. Namık Kemal yazarken süslü cümleler kurmaz, sarsıcı cümleler kurar. Çünkü derdi beğenilmek değil, uyandırmaktır.


Tanzimat edebiyatı bu yönüyle tarihin aynasıdır. Fermanlarla verilen hakların halkın zihninde karşılık bulup bulmadığını sorgular. Kâğıt üzerindeki eşitlikle hayatın içindeki adaletsizlik arasındaki uçurumu gösterir. Edebiyat burada bir kayıt defteri değil, bir itiraz dilekçesidir. Sessiz kalmayı reddeder. Çünkü susmak, çürümeye razı olmaktır.

Bu dönemde yazılan her eser, biraz aceleci, biraz öğretici, biraz serttir. Çünkü zaman dardır. Devlet zamana karşı yarışmaktadır. Batı ilerlerken Doğu duramaz. Tanzimat edebiyatçısı bunun farkındadır ve estetik kaygıyı ikinci plana atar. “Önce fikir” der. “Önce bilinç” “Önce uyanış”


Bugünden bakıldığında Tanzimat edebiyatı kusurlu bulunabilir. Dili ağır, tekniği zayıf denebilir. Ama şunu unutmamak gerekir: O edebiyat, bir milletin “ben de varım” deme cesaretidir. Tarihle omuz omuza yürüyen, devleti eleştirirken onu kurtarmaya çalışan bir kalemin hikâyesidir. Ve bazı metinler vardır ki güzel oldukları için değil, gerekli oldukları için yazılır. Tanzimat edebiyatı tam olarak budur.


Fuat YILMAZ

Son Yazılar

Hepsini Gör
Eda Nur Yıldız - Çağrı Merkezi Hizmetleri

1- Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kariyerinize/ilgi alanlarınıza nasıl başladınız? Adım Eda Nur Yıldız. 23 yaşındayım. Selçuk Üniversitesi Çağrı Merkezi Hizmetleri Bölümü mezunuyum. Üniversite sınavınd

 
 
 
Değişmek

Yaş aldıkça yaşlandıkça korkuyorum değişmekten, Bu yüzden mi değişir insanlar güzel düşünceler. Hüzne, daha hızlı adım atmak mıdır seneleri devirmek, Daha da korkuncu günden güne bu durumu kabullenmek

 
 
 
Çiçeklerin Dili

Bugün pencerelerin önündeki saksılara bakıldığında, genellikle bir evi renklendirme çabası ya da sıradan bir merak görülür. Oysa çok değil, birkaç yüzyıl önce bu topraklarda pencerelerin kenarına bıra

 
 
 

Yorumlar


bottom of page