Samimiyetten Profesyonelliğe
- Mustafa Akbak
- 20 Şub
- 1 dakikada okunur
Futbol, bir zamanlar sadece doksan dakikalık bir oyun değil; sahanın içinden tribünlerin en arka sırasına kadar uzanan, her anı doğaçlama yazılan dev bir tiyatro sahnesiydi. O günlerde sahanın çizgileri sadece oyun alanını belirlemezdi; hayatın kendisi o çizgilerin içine fütursuzca sızardı.
Hatırlayın; bir futbolcu sert bir müdahaleyle yere yığıldığında, oyunun akışı bir anlığına durur ve o büyülü an gerçekleşirdi. Elinde devasa, kablolu mikrofonuyla bir spiker, sanki mahalle bakkalına uğrar gibi sahaya dalar, yerdeki oyuncunun yanına çömelirdi."Neren ağrıyor, devam edebilecek misin?"sorusu, sadece bir gazetecilik merakı değil, o anın sıcağı sıcağına paylaşılan insani bir dokunuşuydu. Seyirci, kahramanının acısını stüdyo filtrelerinden geçmemiş, ter kokan, çamur sıçramış bir doğallıkla duyardı. O anlarda futbol; paranın, sponsorun ve stratejinin çok ötesinde, sadece et ve kemikten ibaret bir direnç öyküsüydü.
Bugün ise stadyumlar birer teknoloji üssü, futbolcular ise hata payı minimize edilmiş birer"süper insan"prototipi. Artık saha içine destursuz giren bir spiker görmek imkansız. Bir sakatlık anı, onlarca kamera açısıyla milimetrik olarak analiz ediliyor ama oyuncunun o anki gerçek hissi, yüksek çözünürlüklü lenslerin arkasında kaybolup gidiyor.
Şimdilerde futbolcuların ne düşündüğünü öğrenmek için maçın bitmesini, o pırıltılı, her köşesi reklam logolarıyla donatılmış steril odaları beklemek zorundayız. Orada, iletişim danışmanlarının tornasından geçmiş, duygusu alınmış, ezberlenmiş cümlelerle karşılaşıyoruz:"Önümüzdeki maçlara bakacağız."Eskinin o plansız, samimi ve bazen öfke dolu saha içi itirafları; yerini kurumsal bir nezakete ve kontrollü bir mesafeye bıraktı.
Evet, belki bugün zeminler kusursuz, kramponlar bir tüy kadar hafif ve her pozisyon VAR odasında saniyeler içinde çözülüyor. Ancak o eski, izinsiz ama yürekten gelen saha içi diyaloglarının yerini hiçbir dijital veri dolduramıyor. Çünkü futbol, sadece topun çizgiyi geçmesi değil; o çizginin içindeki insanın, dışındaki insanla kurduğu o filtresiz bağdı.
MUSTAFA AKBAK


Yorumlar