Hacer Akkuş Kılıçparlar - Hemşire
- Hacer Akkuş Kılıçparlar

- 20 Şub
- 4 dakikada okunur
1- Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kariyerinize/ilgi alanlarınıza nasıl başladınız?
- Hacer Akkuş Kılıçparlar. 26 yaşındayım. Hayatımın, varoluşsal olarak anlam arayışının daha da yoğunlaştığı; sorularımın arttığı bir dönemindeyim. Devlet hastanesinde, yaşamın son dönemindeki insanlara bakım veren bir hemşire olarak çalışıyorum. Yüksek lisans eğitimimi kısa süre önce tamamladım.
- Mesleğe başlamadan önce ettiğim tek dua, insanlara gerçekten dokunabileceğim, yardımcı olabileceğim bir mesleğe sahip olmaktı. Bugün, hastalarımla iç içe olduğum; dertlerine, tasalarına temas ettiğim, onları dinleyebildiğim bir alanda çalışıyorum. İşimi ve kariyer planlamamı isteyerek, severek ve öğrenmeye açık bir şekilde sürdürüyorum. Öğrenmenin hiç bitmediği bir yolculuk olduğuna inanıyorum.
2- Sizi en çok ne motive eder?
-Ben, Hizmet sunma eyleminden haz alan biriyim. Hayatın genelinde yaptığım işlerin bir karşılığını görmek; birilerine dokunabilmiş olmayı, birilerinin kalbinde küçük de olsa bir iyileşmeye vesile olabilmeyi hayal ederek daha fazlasını yapabiliyorum. Bir insanın yükünü bir nebze hafifletebilmiş olmak, benim için en güçlü motivasyon kaynaklarımdan biri.
3- Hobileriniz veya boş zaman aktiviteleriniz nelerdir?
-Yolculuğa çıkmak benim için çok anlamlı. Adımdan gelen, “hicret eden kadın” olma hâliyle de örtüşen bir tarafı da var. Yeni yerler görmek, yeni lezzetler denemek beni besliyor. Bunun yanında okumak, yürüyüş yapmak, kayak ve yüzme gibi sporlarla ilgilenmek; paylaşım yapabildiğim sivil toplum kuruluşlarında yer almak da hayatımda önemli bir yere sahip.
4- [İlgili Alan] hakkında şu anki düşünceleriniz nelerdir?
-Yeni tamamladığım yüksek lisans çalışmamla birlikte, dünyada hemşirelik alanındaki bazı eğitim ve uygulamaların ülkemize kazandırılmasında katkım olsun istiyorum. Toplumumuzun, hemşireliğin en güncel ve en gelişmiş hâliyle muhatap olması gerektiğine inanıyorum.Mesleki süreçte, hayatın ilk anlarına tanıklık ettiğimiz gibi son anlarına da en sık tanık olan meslek gruplarından biriyiz. Bu süreçleri iyi yönetebilmek, profesyonelliğimizi ve mesleki ahlakımızı güçlendirmek büyük bir sorumluluk. Hem mesleğimizin hem de halkımızın daha fazlasına layık olduğunu düşünüyorum. Bunun da bilinçli olarak bu mesleği seçmiş bizlerin omuzlarında bir sorumluluk olduğunu hissediyorum.
5- Bu alanda sizi en çok heyecanlandıran gelişmeler neler?
-Yapay zekâ ile birlikte tüm dünyada yeni bir çağ başlıyor. Bu çağın ilk kurbanları da kahramanları da olmak, büyük ölçüde bizim elimizde. Sağlık alanındaki bu gelişmelerin, kahraman olma yönünün ağır bastığına inanıyorum. Hastalıkların tedavi imkânlarının artması ve sağlık hizmetlerinin daha ulaşılabilir hâle gelmesi umut verici. Ancak bu süreçte bizim nerede duracağımız, mesleki kimliğimizin nasıl şekilleneceği sorusu üzerimde ciddi bir heyecan ve merak uyandırıyor.
6- [İlgili Alan]’da karşılaştığınız en büyük zorluklar neler oldu ve bunları nasıl aştınız?
-Bir hastamız aspire etmişti; yani besin akciğerlerine kaçmıştı. Saatlerce yaşatmaya çalıştığımız hastalardan sadece biriydi ama o gün asansörde çöküp kaldığımı hatırlıyorum. “Ömrü böyle mi bitiyordu, kaderinde yazılan bu muydu?” soruları zihnimden geçiyordu.Yönetememek, kurtaramamak, çabanın sonucunu alamamak bazen insanın yüreğine çok ağır geliyor. Her zaman aileye dönüp gururla bakabildiğiniz anlar olmuyor. Hastayı yoğun bakımda bırakıp çıktığımda, ailenin yüzüne bakamadığım zamanlar oldu. Bazen konuşacak cümlenin kalmadığı, bazen de bağ kurduğumuz hastalarla dakikalarca sohbet ettiğimiz çok zor bir alanda çalışıyoruz.
7- Gelecekte [İlgili Alan]’ın nereye gideceğini düşünüyorsunuz?
-Sağlık alanı, diğer tüm alanlar gibi teknolojik dönüşüme uyum sağlamak zorunda. Yeni cihazlar, robotik işlemler, teşhis ve tedaviyi kolaylaştıran mekanizmalar, gelişmiş görüntüleme teknikleri; daha hızlı teşhis ve iyileşme süreçlerini mümkün kılıyor. Bu gelişmelerin sağlık alanını korkutucu değil, daha güçlü ve etkili hâle getireceğine inanıyorum.
8- Bu alanda çalışmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
-İnsanla çalışmayı seven, yaptığı küçücük bir şeyin bile hastanın ve ailesinin hafızasında uzun süre kalabileceğini düşünen herkes bu alanda kendine yer bulabilir. Özellikle kayıp süreçlerinde aileyi anlamak, yanlarında olmak ve o süreci birlikte yönetmek beni çok mutlu ediyor.
-Bu gerçekten çok zor bir branş. Maddi karşılık çoğu zaman tatmin edici olmuyor; çünkü gecenizin gündüzünüzün olmadığı, manevi beklentinin ağır bastığı bir meslek. Yakın zamanda okuduğum Çalınan Dikkat kitabında, stresin ve uykusuzluğun insan üzerindeki etkilerinden bahsediliyordu. Biz bu etkilerle birebir muhatap olan bir meslek grubundayız. Çalışma koşullarımızı düşündüğümüzde, hayatımızdan vererek yaptığımız güçlü bir meslek icra ediyoruz. Eğer seveceğinize ve bu mesleği yücelteceğinize inanıyorsanız, tüm şartlar “değdi” hissini size yaşatacaktır. Bir insanın hayatını kurtarmak, her şeye değiyor.
9- Başarıyı nasıl tanımlarsınız?
-Başarı benim için, küçük şeylerden başlayıp büyük anlamlara uzanan bir süreç. Hayatın anlamını ve amacını bulduğuma inanarak bu dünyadan ayrılabilmek, benim başarı tanımımın merkezinde. Hayatın anlamsızlığı içinde kaybolmamak bile bir başarı. Bugün Hacer olarak geldiğim yer, başlı başına bir başarı. Arkamda duran insanlar da bu başarının önemli bir parçası. Bu dünyada öylesine var olmadığımıza inanıyorum ve öylesine yaşamamaya gayret ediyorum.
10- Dijital dünyada içerik tüketimi hakkında görüşleriniz nelerdir?
-Dijital dünyanın elbette olumlu yanları var; ancak sınırsızlık en büyük risklerden biri. Tüketilen her şeyin bir üretim süreci olduğunu unutmamak gerekiyor. Bilginin doğruluğu, kaynağın güvenilirliği ve içeriğin arkasındaki temel niyet okunabilir olmalı. İnsan zihninin bunu yapabilmesi için, kendi süzgecini doğru kaynaklarla oluşturması şart. Aksi takdirde birey, bilgi karmaşası içinde boğulabilir ve sağlıksız düşünce kalıplarına sürüklenebilir.
11- En sevdiğiniz alıntı veya söz nedir?
-Dönemsel olarak sevdiğim alıntılar değişiyor. Son zamanlarda Yaşam Dersleri kitabında karşılaştığım şu söz beni çok etkiledi:
- “Hayat düşündüğümüzden daha erken sona erecek. Bineceğimiz bisikletler ve seveceğimiz insanlar varsa, şimdi tam zamanı.” David Kessler
- Bu kitabı, fırsat bulan herkesin okumasını ve yaşam ile sevme üzerine düşünmesini öneririm.
12- Okuyucularımıza son olarak iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
-Yaşam yolculuğunda herkes büyük öğretilerle karşılaşmayabilir. Bazılarımız, kendisine biçilen sürenin azaldığını hissettiğinde bazı soruların cevaplarını bulmuş demektir. Herkesin yaşam arayışı ve soruları birbirinden farklıdır.
-Ben kendi yaşam amacımı ve kendimi bulma yolunda, belki bir daha geçemeyeceğim yollardan geçtim. Hepimize düşen; herkesin yol haritasının farklı olduğunu bilerek, ama temelde benzer duygulara dokunduğunu fark ederek, kendimize ait bu yolda emin adımlarla ilerlemek. Hayatın başrolünde durarak, bugünü gerçekten yaşayarak…
-Bu satırlar, sizinle aynı yolun yolcusu olan; çabası hiç bitmeyecek bir yolcunun bugüne kadar öğrendiklerinin bir özetidir. Gelecek, herkes için verdiği emeğin karşılığında yazılıyor. Emin adımlarla yarını inşa edebilmemiz dileğiyle.


Yorumlar