Osmanlı da Vakıflar
- Fatma Yalım
- 20 May
- 1 dakikada okunur
Osmanlı‘ da vakıf sisteminin, kelimenin tam anlamıyla toplumun can damarıydı. Devletin asli görevleri arasında göremediği bütçe ayıramadığı neredeyse tüm sosyal, dini ve kültürel hizmetleri vakıflar yardımıyla yürütülürdü.
Hem şimdiki sosyal hayatta hem de İslam hukukundaki Sadaka-i Cariye, yani öldükten sonra da devam eden kalıcı sevaplar bağlamında da önemli kurumlardır. Sadece sevap kazanmak olarak bakmak yerine, kişilerin ihtiyaçlarını karşılamak onlara yardım amacıyla da kurulmuş olduklarını görebiliriz. Toplumda geçinemeyen kişilerin onurlu şekilde yaşamasını sağlamaktır. Özellikle fiziksel engeli olan kimsesizler yetimler yer almaktaydı. Ayrıca ulaşım zorluğu ve güvenirliği nedeniyle yolcuların yeme, içme, konaklama ücretsiz karşılanması için kervansaraylar vardır. Kütüphanelerin kitap ihtiyacına, talebelerin psikolojik motivasyonları gibi birçok ayrıntı vakıf şartnamelerinde de yer almıştır. Bu bilgilerden yola çıkarak Osmanlı’ da tebaanın neredeyse tüm ihtiyaçlarının vakıflar üzerinden karşılandığı aşikardır. Bunun yanı sıra zaruri mi ya da isteğe mi bağlı olduğu bilinmez; ilginç ve yaygın olan vakıflar bulunmaktadır. Örneğin, kalp kıran kölelerin azarlanmaması için tanzimat ödeyen vakıflar vardır. Bir diğer örnek Göçmen kuşlara yuva yapan, vahşi hayvanlara yiyecek bırakan vakıflar da bulunmaktadır. Çöplerin temizlenmesi, ölmüş hayvanların gömülmesi gibi örnekler de mevcuttur.
Bu şekilde kurulan vakıflar arttıkça, devletin üzerine pek çok kurumsal yük binmiştir. Ve devamında vakıfların kapatılması kaçınılmaz olmuştur.
Fatma YALIM
Yorumlar