Duha Suresi
- Şerife Erdal
- 20 May
- 4 dakikada okunur
Duha Sûresinin Genel Özellikleri:
Mekke döneminde inen bu süre 11 ayettir. Bu” sûre,” muhtevası, üslubu ile bir rahmet meltemi, bir dostluk belirtisidir. Şefkatli bir el, acıları ve sıkıntıları okşamakta, hoşnutluk, ümit ve rahat meltemleri estirmektedir. Bir serinlik bir huzur ve güven ırmağı akıtmaktadır.
Vahiy bir süre kesilince Resulullah (s.a.v) buna son derece üzülmüş ve Allah’ın kendisine darılıp, terk ettiğini zannederek telaşa kapılmıştı. Kendisinin suçlu olabileceğini düşünüyordu. Ama” sûre”vahyin kesilme hikmetinin dargınlık değil bir rahmet ve sükûnet olduğunu açıklıyordu. Tıpkı gündüz aydınlığından sonra nasıl dinlenme zamanı olarak gece geliyorsa vahyin parlak ışığı ardından, gönderilen mesajın özümsenmesi ve uygulanması için vahye ara veriliyordu. Bu olay peygamberliğin ilk dönemlerinde idi. Vahyin şiddetine dayanamayan Resulullah (s.a.v) için bir rahmetti bu.
Duha Sûresinin Nüzul Sebebi ve Peygamberimize Teselli
“Sûrede” ilk dönemde vahyin kesilmesi nedeniyle duyduğu üzüntüden dolayı Resulullah ( s.a.v) teselli edilmektedir. Önce kuşluk vakti, gündüzün ilk aydınlığına ve ardından gecenin sükûnet zamanına yemin edilerek, Rabbinin elçisini terk etmediği ve kendisine darılmadığı vurgulanmış, sonra İslâm’ı yayma ve ona davetin ilk günlerindeki zorluğun uzun sürmeyeceği müjdelenmiştir. Böylece sürekli iyiye doğru gidilecek ve her son bir öncekinden daha hayırlı olacaktır.
Allah’ın Resulüne Verdiği Nimetler
Sûrenin ikinci bölümünde Allah (c.c) Resulüne: seni terk edip darıldığımı nasıl düşünebiliyorsun. Baksana! Doğumundan beri seni rahmetle gözetiyorum. Sen yetimdin. En iyi şekilde biz yetiştirdik. Sen kitap nedir bilmezdin. Seni hidayetle biz tanıştırdık. Fakirdin de seni biz zengin kıldık. Bütün bunlardan anlaşılıyor ki sana lütuf ve nimetlerimizi baştan beri vermeye devam ediyoruz.
Müminlere Verilen Öğütler
Sûrenin son bölümünde ise Resulullah (s.a.v)’in Allah’ın bu nimet ve ihsanlarına mukabil nasıl davranması ve nasıl şükretmesi gerektiği açıklanmaktadır.
Ayetlerin Tefsiri
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
1. Kuşluk vakti, apaçık gündüze andolsun.
2. Sükûna vardığında geceye ki,
3. Rabbin seni ne terk etti ne de darıldı.
4. Ahiret elbette senin için dünyadan daha hayırlıdır.
5. Şüphesiz rabbin sana verecek ve sen hoşnut olacaksın.
Yüce Allah bu parlak ve ilham dolu iki “an” a yemin ediyor. Kâinat hadiseleriyle ruhi duyguları birbirine bağlıyor İbn-i Kesir şöyle der: Allah (c.c) kuşluk vaktine ve ondan yaratmış olduğu aydınlığa; kararıp sakinleştiğinde geceye yapılan bir yemindir. Bunlar, yüce Allah’ın gücünü gösteren apaçık bir delildir.
Ey Peygamber! Rabbin seçtiği andan beri seni bırakmadı. Sevdiği andan bun yana senden nefret etmedi. Bu “Rabbi onu bıraktı” diyen müşriklere bir cevaptır. Aynı zamanda yeminin de cevabıdır.
Ey Peygamber! Ahiret yurdu, senin için bu dünya hayatından daha hayırlıdır. Başı da hayırlıdır sonu da. Hz. Peygamber (s.av) şöyle derdi: “Ey Allahım! Ahiret hayatından başka hayat yoktur.
Yakında Rabbin sana verecek ve sen hoşnut olacaksın. (Dolasıyla üzülmene hiç gerek yok) yani Rabin’in nimetleri ilk görünüşte gecikmiş gözüküyor. Ama çok yakında sana Rabbin o kadar çok verecek ki sen olabildiğince memnun olacaksın. Resulullah (s.a.v) henüz hayatta iken gerçekleşmiştir. Suriye ve Irak’ta Bizans ve İran sınırlarına kadar tüm Arabistan’a İslâm yayılmış ve tarihinde ilk defa bu topraklar, tek bir egemenlik altında birleşmiştir.
6.O, seni öksüzken barındırmadı mı?
7.Sen bilmezken doğru yola eriştirmedi mi?
8.Seni fakir bulup zengin etmedi mi?
Kendi durumuna geçmiş hayatına bak. Sana bu mesele gelmezden önce bile hiç Rabbin seni terk edip darılmış mı? Sen kimsesizken seni şefkatiyle kucaklamamış mı? Sen bilmezken seni hidayete eriştirmedi mi? Sen fakirken seni lütfuyla zenginleştirmedi mi? Yetim olarak doğdun, O, korudu seni. Senin dininden olmadığı halde amcan Ebu Talib’in sevgisini o sağladı. Sen fakirdin, Rabbin seni kanaatle zenginleştirdi.
Yüce Allah Peygamber (s.a.v) ‘e verdiği üç nimeti saydıktan sonra, üç şeyi emretmektedir.
9. O halde yetime zulmetme.
10.Dilenciyi de azarlama.
11. Sadece Rabbinin nimetini anlat.
Yetime gelince onu zorla ezip zorla malını elinden alma. Mücahid şöyle der: Onu ezip küçük düşürme. Süfyan şöyle der: Malını telef etmek suretiyle ona zulmetme. Yani yetime merhametli bir baba gibi ol.
İhtiyaç ve fakirlikten dolayı yardım isteyen dilenciye gelince, onu azarlama ve sert söz söyleme. Aksine ona ver veya güzel bir şekilde geri çevir. Katâde şöyle der: “yoksulu kibarca ve nazik bir şekilde geri çevir.”
Allah’ın sana olan lütuf ve nimetine gelince, onu insanlara anlat. Çünkü nimeti anlatmak, onun için bir şükürdür. Nimet kelimesi genel anlamda kullanılmıştır. Bunlar Rasulullah (s.a.v)’e verdiği ve vereceği tüm nimetlerdir. Her bir nimetin kendine özgü zikretme ve anlatma yöntemi olacaktır. İnsanın açıktan dil ile Rabbine teşekkür etmesi, mevcut sahip olduğu bütün nimetlerin Allah’ın (c.c) ihsanı ve lütfu sonucu olduğunu açıkça itiraf etmesi, nimeti zikir ve anlatma yollarından biridir. Öte yandan nübüvvet nimeti, davet ve tebliğde üzerimize düşeni gereği gibi yapmakla açıklanır. Kur’ân nimetini açıklamak için insanları O’nunla tanıştırmak, yaymak ve öğretmek gerekir. Hidayet nimeti, sapıklıktaki insanlara hidayeti götürmek ve bu her türlü zahmet ve zorluğa dayanmak bıkmadan usanmadan devam etmek şeklinde açığa çıkarılabilir. Yetimken yapılan ihsan nimeti, yetimlere şefkat ve merhametle iyi davranılarak, fakirken zengin kılma nimeti ise muhtaçlara yardım ve onlara iyilik yapılarak anlatılabilir. Özetle bu, Allah (c.c) ‘un kendi lütuf ve ihsanını beyan ettikten sonra Resulullah (s.a.v)’e sunduğu çok yönlü bir nasihat, bir hidayettir.
Sonuç
“Duha sûresi, insanın kendisini yalnız ve terk edilmiş hissettiği zamanlarda Allah’ın rahmetini hatırlatan bir süredir. Özellikle ümitsizlik, yalnızlık ve sıkıntı anlarında mümine sabrı, ümidi ve şefkati öğretir. Yetime merhamet etmeyi, ihtiyaç sahibini kırmamayı ve verilen nimetin şükrünü eda etmeyi öğütlemektedir.”
KAYNAKÇA
Ebu’l A’lâ Mevdûdî ,Tefhîmü’l Kur’ân
Seyyid Kutub, Fîzilâl-il- Kur’ân
Muhammed Ali es- Sâbûnî, Safvetü’t- Tefâsîr
Şerife Erdal
Yorumlar