ORYANTALİZM
- Fatma Yalım
- 20 Nis
- 1 dakikada okunur
Osmanlı gerilemesinde 19. Yüzyılda, özellikle Batılı güçlerin ekonomik ve askeri baskısı karşısında Osmanlı‘nın zayıflamasıyla ilişkilendirebiliriz .Bu arada, oryantalizm kavramı devreye girer .Batı‘nın Doğu’yu Osmanlı gibi toplumları geri, barbar bir diğer olarak görmesiyle, Osmanlı’nın gerileme sürecinde Doğu’nun Kaderi olarak meşrulaştırılmıştır.
Osmanlı’nın duraklama ve gerileme sürecine girmesiyle birlikte, Avrupa’daki Osmanlı algısı yenilmez Türk imajından hasta adam imajına döndü .Küçümseme Batılı seyyahlar, ressamlar, ticaret ve tembellik üzerinde tasvir etmeye başladılar .Bu Osmanlı’nın rasyonel düşünceden uzak yönetilmesi gereken bir yapı olduğu algısı güçlendirdi .Yani Osmanlı’nın gerilemesi sadece ekonomik veya askeri bir çöküş değil, aynı zamanda bir özgüven ve kriz sebebidir .Bu dönemde Osmanlı da kendini Batılı gözle bakmaya başlamıştır .Osmanlı da gerilerken sadece toprak kaybetmemiş aynı zamanda kendi kültürel kimliğini Batı’nın ilerleme standartlarına göre savunmak zorunda bırakacak entelektüel bir kuşatma altına girmiştir .Dolayısıyla Osmanlı gerilemesini anlamak, sadece savaşları değil, Batı’nın kaleme ve fırçayla yaptığı o geri kalmış doğu imajına da analiz etmek gerektiğini düşünüyorum .Edward Said modern anlamda oryantalizm tartışmalarını başlatan kişidir.Hem de Doğulu bir aileden gelen ancak Batılı bir eğitimle yetişmiştir .Yani bu imaj aslında onun da pek işine yaramamalıydı . ‘Yersiz Yurtsuz’ ifadesi, bu iki dünya arasında sıkışmışlığı özetler
Özetle, oryantalizm Osmanlı gerileme sürecinde askeri güçten daha etkili bir silah haline gelmiştir. Ama günümüzde modernleşme adı altında yaptığımız hamleler, hatta tarihin düşüncesinden çıkmamış o eski oryantalist bakış açısı bize dayattığı ideal kimlik peşinde miyiz, yoksa özgün sesimizi bulabildik mi?
Fatma YALIM
Yorumlar