;
top of page

ELEŞTİRİ


Herhangi bir zamanda kendimizi bir şeyleri eleştirirken veya şikâyet ederken buluyoruz. Bu durum çok sık ve istem dışı olarak sıradanlaşmış şekilde hayatımızın olmazsa olmazlarında görüyoruz, neden? Eğilim olarak görülen bu durum ön yargı ile birlikte şöyle özetlenebilir: meyvelerin tadı güzel olabilir fakat çalılığın arkasında yırtıcı bir hayvan bekliyor olabilir. Komik olan durum ise şu eleştiri her birey için olsa da hepsinde farklı bir anlam ifade ediyor. Sıradan birinin eleştirisi o ve yakın çevresini ilgilendirirken şüphe ile birlikte eleştiren bir dedektifin düşüncesi çok kilit rol olabilir. Yani kimin eleştirdiği, en az neyin eleştirildiği kadar önemlidir. Günlük hayatımızda eleştirdiğimiz şeyler basitleştirilmiş durumda ve ben bu durumu ‘boş eleştiri’ gözüyle bakıyorum. Sebebi ise her şeyden şikâyetçi olan beğenmek bilmez insanların fikrini açıkça belirtmesi önemsiz, konuşmak için konuşuyor kalıyor.


İnsanlar istediği gibi konuşabilir yargılama kısmında değilim fakat en büyük ve en önemli kısmı özeleştiriyi kendine yapamayan kişilerin başkalarına karışması, fikir belirtebilecek kadar kendilerini yeterli görebilmeleri...

Asıl mevzu, özeleştiri yapılmadan rahatça eleştiri yapılması. Bazı durumlar vardır ki izin istemeden özgürce sorgulanmadan yapılabilir. Böyle durumlar bireyin kendi iç hesaplamalarını yeteri kadar yaptıktan sonra ortaya çıkabilir. Kimsenin karışmadığı tamamen kendi düşüncem diye ortaya konulan düşüncelerde eleştiri kirliliği olmaması adına kişi, özeleştiri yapabilmeli her şeyden önce kendini sorgulamalı. "Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların en büyük sığınağı eleştiridir." durumu özetlemeye yetiyor. "Kendini düzeltmek için harcadığın zaman, başkalarını eleştirecek zaman bırakmamalıdır." sözü ise eleştiri yapmaya fırsat bırakmayan şeyin özeleştiri olması gerektiğini anlatıyor. Özeleştiriyi ne kadar objektif yaparsak eleştiri bir o kadar sırıtır ve basit kalır, uğraşılmaya değmez.


Toparlamak olursa eleştiri son zamanlarda sadece dedikodu malzemesi olarak karşıdaki kişiyi kötülemek vasfıyla kullanıldığını gözlemledim. Özeleştiri olmadığı sürece boş ve laf kalabalığı olduğunu düşünmeye iten bu konuda daha dikkatli olmak bireyin kendi çabasına kalmıştır.


Halil İbrahim Doğan

Son Yazılar

Hepsini Gör
KENTLEŞME

Kentleşme, insanların kırsal alanlardan kentsel alanlara doğru hareket etmesiyle şehir hayatında ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan avantajların ortaya çıkması sonucu gelişen bir süreçtir. Sanayi dev

 
 
 
Bir Yudum Su, Bin Zarif Mesaj: Kahve ve Suyun Sessiz Dili

​Türk kahvesi, bizim kültürümüzde sadece bir içecek değil; hatırın, dostluğun ve komşuluğun kırk yıl mühürlendiği bir ritüeldir. Ancak bu ritüelin en az kahvenin kendisi kadar mühim, fakat zamanın hız

 
 
 

Yorumlar


bottom of page