Şehrin Üzerindeki Huzur
- Mustafa Akbak
- 20 Şub
- 1 dakikada okunur
Ramazan, sadece bir takvim olayı değil; ruhun gıdasını aradığı, kalbin vites küçülttüğü ve insanın kendi iç sesini yeniden duymaya başladığı bir arınma durağıdır.
Gün boyu süren o tatlı telaş, güneşin kızıllığı ufukta kaybolmaya yüz tuttuğunda zirveye ulaşır. Pidenin fırından çıkan o sıcak kokusu sokağa yayılırken, sadece karınlar değil; gönüller de doyurulmayı bekler. İftar sofrası, dünyanın en demokratik masasıdır; orada zenginle fakir, dertliyle neşeli, gençle yaşlı aynı bardaktaki suyun, aynı kaşıktaki çorbanın şükründe buluşur. Eskiden mahalle aralarında uzanan o uzun yer sofraları, bugün belki dijital ekranların gölgesinde kuruluyor; ama paylaşılan ekmeğin kutsiyeti ve o ilk yudumun verdiği huzur hiç değişmiyor.
Her şeyin hemen şimdi olmasını istediğimiz bu çağda; Ramazan bize beklemeyi ve sabretmeyi öğretir. Sahur vaktinin o sessizliğinde, şehir uyurken uyanık kalmak; insanın kendisiyle baş başa kaldığı en berrak andır. Ramazan; bir lokma ekmeğin kıymetini bilmek, en önemlisi, egonun gürültüsünü susturup ruhun sükunetine kulak vermektir.
MUSTAFA AKBAK
Yorumlar