;
top of page

Şehrin Üzerindeki Huzur

Ramazan, sadece bir takvim olayı değil; ruhun gıdasını aradığı, kalbin vites küçülttüğü ve insanın kendi iç sesini yeniden duymaya başladığı bir arınma durağıdır.

​Gün boyu süren o tatlı telaş, güneşin kızıllığı ufukta kaybolmaya yüz tuttuğunda zirveye ulaşır. Pidenin fırından çıkan o sıcak kokusu sokağa yayılırken, sadece karınlar değil; gönüller de doyurulmayı bekler. İftar sofrası, dünyanın en demokratik masasıdır; orada zenginle fakir, dertliyle neşeli, gençle yaşlı aynı bardaktaki suyun, aynı kaşıktaki çorbanın şükründe buluşur. Eskiden mahalle aralarında uzanan o uzun yer sofraları, bugün belki dijital ekranların gölgesinde kuruluyor; ama paylaşılan ekmeğin kutsiyeti ve o ilk yudumun verdiği huzur hiç değişmiyor.

​Her şeyin hemen şimdi olmasını istediğimiz bu çağda; Ramazan bize beklemeyi ve sabretmeyi öğretir. Sahur vaktinin o sessizliğinde, şehir uyurken uyanık kalmak; insanın kendisiyle baş başa kaldığı en berrak andır. ​Ramazan; bir lokma ekmeğin kıymetini bilmek, en önemlisi, egonun gürültüsünü susturup ruhun sükunetine kulak vermektir.


MUSTAFA AKBAK

Son Yazılar

Hepsini Gör
Zerde

Osmanlı’nın Altın Mirası: Zerde ​Zerde tatlısı, Osmanlı mutfağının en köklü ve sembolik lezzetlerinden biridir; kökeni Farsça “zard” (sarı) kelimesine dayanır ve safranla renklendirilen pirinç lapasın

 
 
 
Kaşık Çekme Geleneği

Osmanlı’nın Zarif Sofrası: Kaşık Çekme Geleneği ​Kaşık çekme geleneği, Osmanlı döneminden günümüze ulaşan, Ramazan ayının manevi atmosferini toplumsal neşe ve paylaşma ruhuyla birleştirmiş en köklü if

 
 
 
Ruhun İnzivası Ramazan

Kâinatın dilsiz bir sükûta büründüğü, vaktin berekete ayarlandığı o müstesna eşikteyiz yine. Ramazan; takvim yapraklarının ötesinde, ruhun kendi derinliklerine yaptığı o kadim ve asil yolculuğun adıdı

 
 
 

Yorumlar


bottom of page