Ruhun İnzivası Ramazan
- Melike Saliha Akbak
- 20 Şub
- 1 dakikada okunur
Kâinatın dilsiz bir sükûta büründüğü, vaktin berekete ayarlandığı o müstesna eşikteyiz yine. Ramazan; takvim yapraklarının ötesinde, ruhun kendi derinliklerine yaptığı o kadim ve asil yolculuğun adıdır. Gök kapılarının aralandığı bu iklimde, dünya telaşının tozlu raflarından inip, kalbin o hiç eskimeyen, tozlanmayan sayfalarına dokunuruz.
Oruç, sadece bedenin rızktan el çekmesi değil; ruhun, nefsin o gürültülü sesini susturmasıdır. Bir sabır nakışıdır ilmek ilmek işlenen. Açlığın getirdiği o ince sızı, aslında varlığın hakikatine duyulan bir özlemdir. İnsan, midesi boşaldıkça gönlünün dolduğunu, dünya sofrasından el çektikçe mana sofrasına kabul edildiğini fark eder. Bu, bir mahrumiyet değil, bilakis en büyük zenginliğe; kendine varma servetine giden yoldur.
Modern zamanların o bitmek bilmeyen uğultusunda, Ramazan bize sükûtun musikisini fısıldar. Bir bardak suyun azizliğini, bir lokma ekmeğin kutsiyetini ve en çok da biz olmanın o muazzam sıcaklığını hatırlarız. İftar sofraları, sadece karnın doyduğu değil, gönüllerin birbirine kenetlendiği, paylaşmanın estetiğiyle bezenmiş birer muhabbet meclisidir. Gökyüzündeki hilal, bizlere birliğin ve tevazunun zarif bir nişanesini sunar.
Bu kutsal ay, bir arınma pınarıdır. Kırgınlıkların, küskünlüklerin ve kibrin ağırlığından kurtulup; merhametin, şefkatin ve affın serinliğine sığınma vaktidir. Kelimelerin en güzeliyle konuşmak, bakışları iyilikle tezyin etmek ve her adımı bir dua niyetine atmak...
Ramazan, bize unuttuğumuz o saf ve berrak insanlığı yeniden iade etmeye gelir. Gönül heybemizi iyilikle doldurduğumuz, her akşamı bir bayram müjdesi gibi karşıladığımız bu iklim; ruhun ebedi baharıdır.
Gönül, kandil misali ancak aşkın ateşiyle aydınlanır. Bu ay, kandilini muhabbetle yakma vaktidir.
MELİKE SALİHA AKBAK
Yorumlar