;
top of page

Ömer Şevki Özkoyuncugil - Dil ve Konuşma Terapisti \ Öğrenci

1-Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kariyerinize/ilgi alanlarınıza nasıl başladınız?


- Ben Ömer Şevki Özkoyuncugil. İstanbul Atlas Üniversitesinde Dil ve Konuşma Terapisi 4. sınıf öğrencisiyim. Bu alana yönelmemde hem iletişimin insan yaşamındaki temel rolü hem de farklı bireylere dokunabilme fikri etkili oldu açıkçası. Bunun içinde elbette benim iletişim kabiliyetimin yüksek olması ve biraz da manevi yönümün etkisi var.

- Üniversiteye başladığım günden itibaren, aldığımız teorik bilgilerin yanı sıra klinik gözlemler ve alanında deneyimli hocalarımız sayesinde bu mesleğe olan ilgim daha da arttı. Özellikle otizm spektrum bozukluğu ve afazi daha çok ilgimi çekiyor. Fakat bölümde süreç devam ettiği için bu fikirler her gün değişebiliyor.


2- Sizi en çok ne motive eder?


- Beni en çok motive eden şey, aslında danışanların attığı küçük adımlarla bile yaşam kalitesinde büyük değişimler yaşayabildiğini görmek. Yani bir çocuğun ilk kelimesini söylemesine ya da bir yetişkinin yeniden iletişim kurabilmesine şahit olmak, bu mesleğe olan bağlılığımı her gün pekiştiriyor.


3- Hobileriniz veya boş zaman aktiviteleriniz nelerdir?


- Açıkçası boş zamanlarımda sevdiklerimle vakit geçirmeyi daha çok severim. Bunu bir hobi olarak söyleyebilirim. Müzik dinlemeyi, film izlemeyi ve futbol oynamayı da severim ama sevdiklerimle vakit geçirmek, bir kahve içmek ve sohbet etmek benim için daha kıymetli.


4- [İlgili Alan] hakkında şu anki düşünceleriniz nelerdir?


- Dil ve konuşma terapistliği, hem bilimsel hem de insani yönü güçlü bir meslek. Gelişen teknolojiyle birlikte, her geçen gün değerlendirme ve terapi süreçlerinin daha da kişiselleştiğini görmek heyecan verici. Çünkü ilerlenmeyecek denilen alanlarda bile ilerleme kaydedildikçe insan hayatına daha faydalı bir şekilde dokunuluyor. Aynı zamanda multidisipliner bir alan olması, öğrenmeyi hiç bitmeyen bir yolculuğa dönüştürüyor.


5- Bu alanda sizi en çok heyecanlandıran gelişmeler neler?


- Açıkçası, ülkemizde alanımızla ilgili her geçen gün alınan yeni kararlar bizi daha çok heyecanlandırıyor. Alanımızın daha çok ön plana çıkması ve kıymetinin anlaşılması çok sevindirici. Aynı zamanda, kanıta dayalı uygulamaların artması ve teknolojinin terapi süreçlerine entegre edilmesi de beni heyecanlandıran bir durum. Örneğin, dijital uygulamalarla desteklenen terapi materyalleri gün geçtikçe daha da kıymetli hâle geliyor. Ya da teleterapi imkânları, hizmetlerin çok daha erişilebilir olmasını sağlıyor.


6-  [İlgili Alan]'da karşılaştığınız en büyük zorluklar neler oldu ve bunları nasıl aştınız?


- Öğrencilik sürecinde en büyük zorluklardan biri, teorik bilgiyi sahadaki pratikle bütünleştirmek oluyor. Klinik gözlemler sırasında bazen teoride öğrendiğimiz şeylerin sahada farklı şekilde uygulandığını görüyoruz. Danışanın bize gelişiyle, aldığımız teorik bilgiler maalesef tam olarak örtüşmüyor. Ancak bu süreci, danışanları gözlemleyerek, staj döneminde deneyimli terapist hocalarımızdan geri bildirim alarak ve sürekli araştırarak aşmaya çalışıyoruz.


 7- Gelecekte [İlgili Alan]'ın nereye gideceğini düşünüyorsunuz?


- Bence bu alan giderek daha dijital, kanıta dayalı ve erişilebilir bir noktaya doğru gidecek. Zaten Avrupa ve Amerika'da bu konuda Türkiye'ye göre daha hızlı gelişmeler yaşanıyor. Yapay zekâ destekli değerlendirmeler şu an zaten yapılıyor ancak bunların daha da gelişeceğini düşünüyorum. Bireye özel terapi programları ve multidisipliner iş birlikleri, önümüzdeki yıllarda çok daha yaygınlaşabilir çünkü ülkemizde bu konularda henüz oturmuş bir düzen maalesef mevcut değil.


 8- Bu alanda çalışmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?


- Açıkçası, bu alanı seçen gençlere tavsiyem merak etmeyi hiç bırakmamaları. Çünkü öğrenme yolculuğu gerçekten hiç bitmiyor.

- Bu çok geniş kapsamlı bir alan. Sahada gözlem yapmak, teorik bilgileri pratikle birleştirmek, deneyimli terapistleri izlemek ve akademik kaynaklarla güncel kalmak bizim için çok önemli. Ancak bence en önemlisi, danışanı sadece bir vaka olarak değil, bütüncül bir insan olarak görmek. Evet, bu alanı seçerken iletişim yönümüzün güçlü olması önemli olabilir ama insanlara yaklaşırken manevi yönümüzü de kullanmanın daha önemli olduğunu düşünüyorum.


9- Başarıyı nasıl tanımlarsınız?


- Benim için başarı, bir hedef belirleyip o hedefe adım adım yürümek ve ona ulaşmaktır. Ancak hedeflerimiz her zaman ulaştıkça ve başardıkça daha da ileriye gidiyor. Kısaca söylemek gerekirse, başarı bence zaman ve sabır kavramlarının birleşimidir. İnsanın başarıya ulaşması bu ikisinin birleşimiyle mümkün olur.


10- Dijital dünyada içerik tüketimi hakkında görüşleriniz nelerdir?


- Dijital dünya hem büyük bir fırsat hem de dikkat edilmesi gereken bir alan. Bilgiye ulaşmak çok kolaylaştı ama doğru ve güvenilir içerikleri seçebilmek gerçekten de kritik bir durum. Özellikle sağlık alanını düşünecek olursak, sosyal medyada paylaşılan içeriklerin bilimsel bir temele dayanması gerektiğini düşünüyorum. Sadece insanların ilgisini çekmek için değil, onlara bilimsel olarak doğru bilgiler sunmak gerekir.


11- En sevdiğiniz alıntı veya söz nedir?


- "Bir insanın hayatına dokunmak, dünyayı değiştirmek demektir." (Anonim) Bu söz hem mesleki motivasyon kaynağım hem de kişisel bir rehberim oldu. Benim için bir yol gösterici.


12- Okuyucularımıza son olarak iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?


- Son olarak iletmek istediğim şey, mesleğimden kaynaklı olarak iletişim üzerinden gitmek istiyorum. İletişim, hepimizin hayatının merkezinde olan bir durum. Bazen bir bakış, bir el hareketi, fiziki durumlar ya da tek bir kelime dünyaları değiştirebilir. Hepimiz bir başkasının hayatında fark yaratabiliriz. Önemli olan, bunun için küçük de olsa bir adım atmak.

Son Yazılar

Hepsini Gör
Merve Şekerci / Gönüllü Kamp Lideri

1- Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kariyerinize/ilgi alanlarınıza nasıl başladınız?  Merhabalar, Merve Şekerci. Şu anda aktif olarak Sağlık Bakanlığı Samsun 112 bünyesinde  Paramedik olarak görev yapmak

 
 
 

Yorumlar


bottom of page