Uğur Ayan - Matematik Öğretmeni
- Uğur Ayan
- 20 Kas 2025
- 4 dakikada okunur
1- Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kariyerinize/ilgi alanlarınıza nasıl başladınız?
- İsmim Uğur Ayan. Selçuk Üniversitesi Matematik Bölümü'nden 2007 yılında mezun oldum ve yüksek lisansımı Yalova Üniversitesi'nde tamamladım. 2007 yılından bu yana dershaneci olarak mesleğimi sürdürüyorum. Matematik mezunu olarak 2007'de dershaneciliğe başladım ve hala bu mesleğe devam etmekteyim.
2- Sizi en çok ne motive eder?
- Öğretmenlik yolculuğumda beni en çok motive eden unsur, istekli öğrenciler. Karşımda bir şeyler öğrenmeye istekli bir öğrenci kitlesi gördüğüm zaman inanılmaz motive oluyorum. Bu, benim için en büyük güç.
3- Hobileriniz veya boş zaman aktiviteleriniz nelerdir?
- Yoğun mesleki hayatımın yanı sıra farklı ilgi alanlarına da sahibim. Müzisyenlik geçmişim olduğu için gitar çalmak, şarkı söylemek ve müzikle ilgilenmek en büyük hobilerim. Sporla da yakından ilgileniyorum; futbol ve basketbol oynamayı seviyorum. Zihinsel bir aktivite olarak satranç oynamaktan da keyif alırım.
4- [İlgili Alan] hakkında şu anki düşünceleriniz nelerdir?
- Mesleğime olan bakış açımı şöyle açıklayabilirim: Matematik, dünyanın neresine giderseniz gidin geçerli olan, evrensel bir bilim. Bu alanda sürekli gelişimin önemine dikkat çekmek isterim. Bir deniz deryanın içerisindesiniz ve buradan kapabildiğinizi kapmanız gerekiyor. Dolayısıyla her zaman gelişime açık olmak, kendinizi yenilemek ve güncel tutmak çok önemli.
Öğrenci-öğretmen ilişkisinin önemine de değinmek isterim; öğrenci ile karşılıklı frekansların tutması hem öğrenci hem de öğretmen açısından fayda sağlar. Öğretmenliğin sadece bilgi aktarımından ibaret olmadığını vurgulamak isterim: üniversiteyi bitirdiğimizde sadece bir alana hâkim oluruz, öğretmen olmayız. Ne zaman öğretmen olursunuz? Bildiklerinizi karşı tarafa doğru bir şekilde aktarabiliyorsanız ve kendi alanınızın haricinde de öğrencilere belli konularda referans olabiliyorsanız, öğrenci sizi hem ahlaken hem de davranış açısından örnek alabiliyorsa, işte o zaman öğretmen olursunuz.
Yapay zekâ çağında öğretmenlik mesleğinin geleceği üzerine de düşüncelerim var. Öğretmenlik, hiçbir zaman ölmeyecek sektörlerden biridir. Yapay zekânın ders anlatmaya başlaması ve "öğretmene ihtiyaç kalmayacak" gibi düşünenler olabilir, saygıyla karşılamak gerekir. Ancak şunun bilincinde olmak lazım: gönlüne girmediğiniz öğrencinin beynine giremezsiniz. Yapay zekânın bu konuda yetersiz olduğunu ve bundan sonra da yetersiz olacağını düşünüyorum çünkü soyut bir şeyle, tamamen duygudan uzak bir yapıyla karşı karşıyasınız. İyi bir öğretmen her zaman kendine bir iç saha oluşturur, bu hep böyleydi ve bundan sonra da böyle olacaktır.
5- Bu alanda sizi en çok heyecanlandıran gelişmeler neler?
- Matematiğin uygulama alanları beni en çok heyecanlandıran gelişmelerdir. Öğrenciye anlatılan teorik bir dersin uygulanabiliyor olması, bunları belli aşamalarda uygulayabilmek ve öğrendiğim bilgilerin boş olmadığını canlı olarak görmek ve hissetmek her zaman heyecanlandırıyor. Ayrıca, öğrencilerin matematiğe "yapamayacağım" değil de, "ben bunu yapabilirim" demesi ve istekli bir öğrenci grubuyla karşılaştığımda da heyecanlanıyorum. Bu tür heyecanları kaybetmemek lazım çünkü bu heyecanı kaybettiğinizde bilin ki artık insanlara faydanız dokunmaz ve yavaş yavaş o meslekten elinizi çekmeniz gerekir. Çok şükür ki ben bu heyecanı hala hissetmekteyim.
6- Gelecekte [İlgili Alan]'ın nereye gideceğini düşünüyorsunuz?
- Matematiği "bir deniz derya" olarak tanımlıyorum. Daha keşfedilmemiş ve daha keşfedilecek birçok yönü var. Çok da kapsamlı, evrensel bir bilim. Her bilime de hem ana aktör hem de yardımcı aktör olarak birçok katkı sağlayan bir bilim. Dolayısıyla matematiğin nereye gideceğini aslında kestirmek çok kolay bir şey değil. Yani bilim ve teknolojinin nereye gideceğini bilemeyiz. Dediğim gibi matematiğin daha keşfedilmemiş birçok yönü var ama bilim ve teknolojinin nereye gideceğini kestirebilmek için önce matematiğin aşamalarının ve kullanım alanlarının da nereye gideceğini kestirebilmek lazım. Aslında yapılan her bir buluş, her bir çalışma direkt veya dolaylı yoldan matematik ile de bağlantılı.
7- Bu alanda çalışmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
- Öncelikle şunu söyleyeyim: öğretmenlik, "çok para kazanmak istiyorum" diyen bir insanın yapabileceği bir iş değil. İnsanların hayatında iz bırakan, onlara yön veren isimler arasında öğretmenler her zaman ilk sıralardadır. %90'ımız kendi öğretmenlerinden birini mutlaka sayarız. Bu yüzden, mümkün mertebe insanlara bir şeyler öğretebilmeyi kendinize görev edinmeniz lazım ki bu işten keyif ve zevk alalım. Biz buna mesleki tatmin diyoruz.
Sadece matematik alanı için değil, genel olarak öğretmenlik çatısı altında bulunmak isteyen insanlar için olmazsa olmazlardan birkaçı var: azim, sabır ve iletişim. Bu üçü varsa, öğretmen olabilir hatta çok da iyi bir öğretmen olabilirsiniz.
8- Başarıyı nasıl tanımlarsınız?
- Benim için başarı şudur: Hangi sektörde çalışırsa çalışsın, yaptığı işin en iyisini yapan bence başarılıdır. Benim başarı tanımım bu. Hangi işte olursa olsun, yaptığı işin en iyisini yapan benim için başarılıdır. Ne yazık ki, bir öğretmen gözüyle baktığımda, bizler çocuklarımıza yapacağı işin en iyisini yapmayı öğretmiyoruz, daha çok sınavlarla alakalı değerlendirmeler yapıyoruz. Bu konuda daha iyi olmamız gerektiğini düşünüyorum.
9- Dijital dünyada içerik tüketimi hakkında görüşleriniz nelerdir?
- Dijital dünya dediğimiz şey, bence adeta bir çöplük. İçerik üretmek de içeriğinin ne olduğuna bağlı. Birçok içerik içerisinde sadece bir iki tanesinin faydalı olduğunu görüyorum ben. Yani daha çok bir bilgi verme, bilgi paylaşma üzerine değil. Bu konu benim en çok rahatsız olduğum konulardan biri.
Bizler dijital dünyada bir birey olmayı başaramıyoruz. Çünkü her ortamın kendine göre bir kuralı vardır. Dünya hayatında toplumsal kurallarımız vardır ve o kurallar neticesinde uyarak yaşadığımız takdirde bir sıkıntı, problem doğmuyor. Ancak dijital dünya dediğimiz yerde maalesef böyle bir şey yok; tanımı, kurallar bütünü yok. İşin neticesine baktığımız zaman da en az %90'ı faydasız, yararı olmayan şeylerle dolu. Ve bu durum hızla tüketilecek bir durumdur.
Zaten bir başarı elde etmiş birilerini tüketebilir misiniz? Mesela edebiyat alanımızdan Necip Fazıl Kısakürek'i tüketebilir misiniz? İmkânı yok yani. Ondan nesiller sonra yine aynı şekilde kendisi hayatta olmasa dahi – Allah rahmet eylesin – gençlere, insanlara örnek olmaya devam edecek. Veya bir bilim insanı da aynı şekilde. Kısacası dijital dünya nefse hitap etmektedir ve nefse hitap eden bir şeyin yarını da yoktur. O an tüketirsin ve biter. Dolayısıyla burada insanlar iz mi bırakmak istiyorlar yoksa anın tadını mı çıkarmak istiyorlar? Buna karar vermeleri lazım.
10- En sevdiğiniz alıntı veya söz nedir?
- Benim için önemli bir sözdür: "Başarı için bir dönem bedel ödemeyenler başarısızlığın bedelini bir ömür boyu öderler." (Mümin Sekman / Yazar) Bu söz, hayat felsefemde önemli bir yer tutar.
11- Okuyucularımıza son olarak iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
- Okuyucularımıza son olarak şunu iletmek isterim: "Dünden bir haber olan yarından da bir haber olur." Bu sözle şunu söylemek istiyorum; insan geçmişini, değerlerini unutmayacak. Yaptığı işte, hangi sektör olursa olsun, belli değerlerden taviz vermeyecek.
Bir de zamanlarını boşa geçirmesinler; en kıymetli hazine zamandır. Çalışsınlar, bir işi bitirdiklerinde diğer işe yönelsinler demiş hadis-i şerif de. Hep hedeflerinin peşlerinden koşsunlar. Böyle bir imkân verdiğiniz için de sizlere teşekkür ederim.


Yorumlar