Kelime Müzesi
- Şerife Belkuyu
- 1 Şub
- 2 dakikada okunur
Kelime Müzesi, Şermin Yaşar tarafından 26 Eylül 2022 tarihinde Dil Bayramı’nda açılmıştır. Çocuklara ve gençlere atasözleri, deyimler ve kelimelerin anlamlarını görsellerle öğretmek amacıyla kurulmuştur. Hayat bulduğumuz ilk andan ölünceye kadar bizlere kelimelerin eşlik ettiğini biliyoruz. Kimi zaman kelimelerin uğradığı değişimleri görebileceğimiz kimi zaman kelimelerin bilmediğimiz anlamlarını öğrenebileceğimiz bir müzedir. Gezerken hem öğreten hem düşündüren bir müzedir. Bugüne kadar kullandığımız belki de fark etmeden kullandığımız nice kelimeleri karşımıza çıkarmaktadır. Kelimelerin anlamları müzenin çeşitli alanlarında resmedilmiştir. Alt katında köklere, giriş katında kelimelere, üst katında ise sergilere yer verilmektedir. Para şeklindeki metal halkalar üzerinde, yüzlerce kelimenin doğru ve yanlış yazılışları bulunmaktadır. Harfler için ayrılmış kısımda kelimelerle ilgili şarkılar, türküler, ninniler veya öykü tanımları yer almaktadır. Harflerle ilgili bütün kelimeler şeritler halinde verilmeye çalışılmıştır. Kelimelere adeta hayat katmış canlandırılmıştır. Görsellerin yaptığı çağrışımların akılda kalıcılığı sebebiyle birçok kelime, atasözü ve deyim resmedilmiş veya nesne olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Her bir köşesinde yeni bir bilgi öğrenebileceğimiz kelimelerle dolu bir müzedir. Yıllar önce unutulmaya yüz tutmuş kelimeleri gün yüzüne çıkarmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün dilimize kazandırdığı geometri terimleri ve üç boyutlu dijital heykeli de bulunmaktadır. Müze içerisinden birkaç kelimenin kullanımına örnek vermek gerekirse: “Kut” sözcüğü Eski Türkçede saadet ve kutsal güç anlamlarını taşır. Günümüz Türkçesinde bu kelime, mutluluk kavramının karşılığı olarak kullanılmasa da; hâlâ sevinç ifade eden toplumsal etkinlikler için “kutlama” kavramıyla yaşamaktadır. Farsçada “nān” kelimesi “ekmek” anlamına gelir. Biz bugün ekmek için “nān” kelimesini kullanmasak da, ekmeğin değerini bilmez, iyilikbilmez kişiler için nankör ifadesini kullanırız. “Şems” kelimesi Arapçada “güneş” anlamına gelir. Günümüzde bu terim güneşin karşılığı olarak kullanılmasa da, bu kökenin izleri güneşten korunma amacıyla kullanılan nesneye “şemsiye” denmesiyle varlığını sürdürmektedir. Birçok kelimenin geçmişten günümüze dilimizde değiştiğini, farklı anlamlarda kullanıldığını görüyoruz. Kelimelerin özü yerine tersini kullandığımız fark edebiliriz. Müzenin ışıklandırması bile incelikle düşünülmüş harflerle süslenmiştir. Kelimeler ve harfler adeta somut hale getirilmeye çalışılmıştır. Deyimlerin de anlamını öğrenip aralarındaki bağlantıyı anlayabiliyoruz. Örneğin “şirazeden çıkmak” deyimi akıl dengesini yitirmek, darmadağın olman anlamlarında kullanılır; asıl anlamı ise kitabın dikişinin bozulmasıyla sayfaların dağılmasıdır. Buradan dilimizin zenginliğini anlayabiliyoruz. “Zırnık bile koklatmam” deyimi günümüzde “en ufak bir şey vermemek” anlamında kullanılırken zırnığın diğer adının arsenik olduğunu ve hoş kokmadığını öğreniyoruz. Birçok kelimelerin anlamı incelikle adeta elbise gibi işlenmiştir. “Kös kös oturmak” deyimini günümüzde neşesiz, dalgın ve hiçbir şey yapmadan oturmak anlamında kullanırken eskiden mehter takımında olan büyük davulun ismidir. Savaşta askerin cesaretini artırmak düşmana ise korku vermek amacıyla çalınırdı. Ağırlığı nedeniyle kösler at üzerinde taşınır ve bulunduğu yere sabitlenirdi. Deyim buradan gelmiş olup sağa sola bakmadan, az hareketle durmak anlamında kullanılmaktadır. Müze içerisindeki saatten her saat diliminin kelimelerle ifade edildiğini günümüzde ise bunların unutulduğunu görmekteyiz. Kelime Müzesi kelimelerin, deyimlerin ve atasözlerinin anlamalarını adeta görsel bir şölen olarak bizlere sunan bir müzedir. Müzeyi gezdikçe dilimizin zenginliğini fark ediyoruz. Günümüze kadar birçok kelimenin unutulduğunu veya gerektiği gibi kullanılmadığını anlıyoruz. Müzenin her bir köşesi incelikle düşünülüp hazırlanmıştır. Gerek çocuklar gerek yetişkinler için öğretici bir müze niteliğindedir.
Yorumlar