;
top of page

Bekir Biçer - Tarihçi/Akademisyen

Güncelleme tarihi: 21 Ara 2025

Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kariyerinize/ilgi alanlarınıza nasıl başladınız?
  •           1963 yılında Çorum'da doğdum. Hacettepe Üniversitesi'nde tarih bölümünden mezun oldum. Ardından Konya'da öğretmenlik yapmaya başladım. Bu süreçte dışarıdan devam ederek yüksek lisans ve doktora programlarımı tamamladım. Aslında ilk tercihim edebiyat okumaktı ancak tercihlerimi yapan edebiyat hocam listeye önce tarihi yazdı. Bu sayede, edebiyat ve tarih birbiriyle oldukça ilişkili alanlar olduğu için mesleğime kolayca adapte oldum. Akademik çalışmalara başladıkça kendimi daha çok bir tarihçi gibi hissetmeye başladım. Zamanla bu duruma alıştım ve mesleğime olan sevgim daha da arttı.

Sizi en çok ne motive eder?
  •           Hayatta bir şeye inanmak, bir değere, bir ümide, bir amaca ya da bir hayale sahip olmak, yaşamı daha anlamlı ve değerli kılar. Kendimi her zaman hayata sıkı sıkıya tutunan, mücadeleci ve hatta kavgacı bir insan olarak görürüm. Bu yüzden, elde ettiğim küçük başarılar beni daha mutlu eder ve daha iyisini, daha önemlisini yapma isteği uyandırır. "İnsan hayata bir defa gelir" sözü çok doğrudur. Bu düşünceden yola çıkarak, geride daha kalıcı ve daha güzel eserler bırakmamız gerektiğine inanıyorum.

Hobileriniz veya boş zaman aktiviteleriniz nelerdir?
  •           Hayatım boyunca birçok farklı ilgi alanım oldu ancak bunları hobi olarak tanımlamak bana doğru gelmiyor. Bence hayatın kendisi böyle bir çeşitliliği gerektirir. Çünkü insan, tekdüze bir yaşam sürmek için yaratılmış bir varlık değildir; hayatında sürekli farklılıklar yaratmalı, hatta yaratmak zorundadır. "Boş zaman" kavramının ise çok gereksiz ve yersiz kullanıldığını düşünüyorum. Hayatımızdaki hiçbir an boş değildir ve bu yüzden "boş zaman" diye bir şeyin varlığına inanmıyorum. Sadece farklı işler yaparak zamanımızı daha anlamlı kılarız. Benim hiç boş zamanım olmadı; hep yapacak bir işim oldu. Bu kavram ancak zamanın kıymetini bilmeyenler için geçerlidir. Bu nedenle, birileri bana "İyi tatiller" veya "Tatilin nasıl geçti?" diye sorduğunda oldukça tuhafıma gidiyor.

[İlgili Alan] hakkında şu anki düşünceleriniz nelerdir?
  •           İnsanların ilgi alanları zaman içinde sürekli değişir. Bu durum oldukça doğaldır çünkü yaş ilerledikçe, tecrübe arttıkça, siyasi görüşler, din algısı ve hayattan beklentiler de farklılaşır. Bu nedenle ilgi alanlarının değişmesi de gayet normaldir. Bugünkü tecrübemle geçmişe dönüp bir seçim yapacak olsaydım, muhtemelen tarih okumayı seçmezdim. Ancak geri dönemeyeceğimize göre bu konuyu konuşmak anlamsız. Madem tarih bölümünü seçtim, yapabileceğim en iyi şekilde devam etmem gerekiyor. Şu an bu mücadelenin içindeyim.

Bu alanda sizi en çok heyecanlandıran gelişmeler neler?
  •           Bir insan yaptığı işi severek, kendini önemseyerek ve ciddiye alarak yaparsa, ortaya çıkan her güzel iş onu mutlu eder. Yeni bir alanda başarılı olmak ve yeni bir şeyler ortaya koymak beni çok sevindiriyor. Yeni bir belge bulduğumda, yazdığım bir makale veya kitap yayımlandığında ve takdir topladığında kendimi daha faydalı hissediyorum. Ürettiğim bilgilerin okunması ve yaygınlaşması ise harika bir duygu. Yaşam, sadece mesleki başarılar ve doygunluktan ibaret değildir. Öğrencilerimin, ülkemin veya çevremdeki insanların başarıları da beni mutlu eder. Hatta çocukların gülümsemesi, güzel bir türkü dinlemek veya iyi şeylere tanık olmak bile insana iyi gelir. "Yaşamak, yaşatmak ve hayatı değerli kılmak çok güzel" dediğimde gençler bana kızsa da, gerçekten yaşamak çok güzel bir şey.

[İlgili Alan]'da karşılaştığınız en büyük zorluklar neler oldu ve bunları nasıl aştınız?
  •           Özellikle çalıştığım Kürt tarihi alanı, Türkiye'de az bilinen ve hassas bir konu olduğu için bu alana yönelmiş olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Ancak bu durum, beni zorluklarla da karşı karşıya bırakıyor. Türkiye'de hem Türkçüler hem de Kürtçüler tarafından eleştiriliyorum. Bu durum psikolojik bir baskı oluştursa da pek önemsemiyorum. Benim için önemli olan az bilinen ve yanlış anlaşılan Kürt tarihi hakkında gerçekleri ortaya çıkarmak ve hakikatin sesi olmaktır.

Gelecekte [İlgili Alan]'ın nereye gideceğini düşünüyorsunuz?
  •           Geleceğe yönelik plan yapmak genellikle gençlerin işi olsa da, biz yaşlılar için daha çok geçmişte yaptığımız planlardaki eksiklikleri tamamlamak önem taşıyor. Artık zaman bizim için daha hızlı akıyor ve her saniyenin farkında olmak zorundayız çünkü sona yaklaştığımızın bilincindeyiz. Bu nedenle zaman bizim için daha kıymetli hâle geliyor ve daha çok çalışmamız gerektiğini biliyoruz. Şu an en çok odaklandığım konu, Kürt tarihi alanındaki eksiklerimi tamamlayarak Türkiye'nin bu alandaki en iyisi olmaktır. Kendime koyduğum hedef bu ve bu hedefe ne kadar ulaşacağımı zaman gösterecek. Ancak Türkiye şartlarında bu hedefime oldukça yaklaştığımı düşünüyorum.

Bu alanda çalışmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
  •           Herkes gençlere bir şeyler söylüyor.  Doğrusu her şeyi söylemek doğru değil. Çünkü sözün hedefi birey olmalı. Söz kulak kesilene söylenmeli. Söz sahibini bulmalı. Söz sorana söylenmeli, cevap olmalı.  Yoksa karanlığa kurşun sıkmak gibi bir şey oluyor. Prensip olarak gençlere kendilerini çok iyi tanımalarını tavsiye ediyorum. Gençler kendilerini ne kadar erken tanırsa, gücünü, imkânını, şartlarını, kapasitesini bilirlerse karar almaları ve onu hayata aktarmaları o kadar kolay ve sağlıklı olur.  Gerçi insanın en zor yapabildiği iş kendini tanımaktır.  Bizim insanımız daha çok hayatı yaşayarak öğreniyor. Bu ise pahalı bir öğrenmedir çünkü yaşantıdır, telafisi ve tamiri mümkün değildir. İkincisi yaşadığı şartları ve dünyayı tanımak ve kendi şartlarına uygun bir iş ve meslek seçmektir. Ve alanında mutlaka en iyisi olmayı hedeflemektir.

Başarıyı nasıl tanımlarsınız?
  •           Bir insanın mesleğinden ve hayatından tam anlamıyla keyif alabilmesi için istediği bir alanda çalışabilmesi, yaptığı işin kendisine yetebilmesi ve en önemlisi de o işten mutluluk duyabilmesi gerekir.

Dijital dünyada içerik tüketimi hakkında görüşleriniz nelerdir?
  •           Modern çağda, bilgi ve iletişim kaynakları büyük bir gelişme gösterdi. İnternet, bilgiye ulaşımı ve genel olarak hayatı kolaylaştırdı. Ancak bu durum beraberinde seviyesizliği, istismarı, çirkinliği ve cehaleti de artırdı. İnternetin olumlu ve olumsuz etkileri neredeyse eşit hâle geldi. Ne yazık ki çok az insan bu durumu bir fırsata çevirebildi. Mesela kırsalda yaşayan ve üniversite okuma imkanı bulamayan bazı kişiler kendilerini geliştirme fırsatı yakaladılar. Fakat kendi varlığını gerçekleştiren, bilime, kültüre, sanata ve ticarete katkı sağlayan insan sayısı çok az. Büyük çoğunluk, içerik üretmek yerine tüketmekle, kültürsüzlüğü ve seviyesizliği yaymakla meşgul.

En sevdiğiniz alıntı veya söz nedir?
  •           Kutsal kitabımızdan, filozoflardan ve edebiyatçılardan güzel sözler okumak beni çok etkiliyor. Eskilerin "sehl-i mümteni" adını verdiği bir durum var: Herkesin söyleyebileceği kadar basit görünen ama aslında kimsenin kolayca dile getiremeyeceği kadar derin anlamlar taşıyan sözler. Sürekli başkalarına ait bilgileri alıntılıyor ve kullanıyoruz. Bazen düşünürüm, bunca yıldır yaşadım, ama bana ait, özgün bir cümlem yok. Tüm söylediklerim, başkalarının sözlerinden ibaret. Keşke sadece alıntı yapmakla kalmayıp, tamamen kendi düşüncelerimden oluşan yeni sözler söyleyebilsek.

Okuyucularımıza son olarak iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
  •           Gençlerin öncelikle kendilerini çok iyi tanımaları, yeteneklerini ve imkânlarını doğru bir şekilde belirlemeleri gerekiyor. Sonrasında ise bu yetenekleri geliştirebilecekleri uygun ortamları oluşturmalılar. Hayatta sorunlar her zaman var, biliyorum. Ancak çoğu zaman bu sorunlar, aslında büyük fırsatlar sunar. Tüm akıllı ve bilinçli gençlere hayatlarında kolaylıklar ve başarılar dilerim.

Son Yazılar

Hepsini Gör
Üzüm Olduğu

Betondan yapılmış bir taş yapı; iki kenarı uzun, iki kenarı kısa, mükemmel bir dikdörtgen. Hemen önünde kırmızı bir alıç ağacı. Öyle bir kırmızı ki, sanki rengini kanın kırmızısından almış gibi. Onun

 
 
 
Fincandaki Tarih: Çay ve Kahvenin Keşif Serüveni

Sıcak, buğulu bir fincan kahvenin uyandırıcı kokusu ya da demli bir çayın iç ısıtan huzuru… Bu iki içecek, modern yaşamımızın adeta bir parçası haline gelmiş durumda. Ancak onların hayatımıza girişi,

 
 
 
Bilge Kral: Aliya İzzetbegoviç

Aliya İzzetbegoviç, 8 Ağustos 1925 yılında Bosna-Hersek’teki Bosanski Şamats şehrinde dünyaya gelmiştir. Ticaretle uğraşan babası Mustafa, çocuklarına iyi bir gelecek bırakmak amacıyla Saraybosna’ya t

 
 
 

Yorumlar


bottom of page