Bahar Akyüz - Dil Konuşma Terapisti
- Bahar Akyüz

- 7 Ara 2025
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 21 Ara 2025
Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kariyerinize/ilgi alanlarınıza nasıl başladınız?
Bahar Akyüz. 27 yaşındayım ve beş yıldır dil ve konuşma terapisti olarak çalışıyorum. Bu mesleği seçmemin en önemli nedeni, hem sağlık alanında olması hem de çocukların hayatlarına dokunma fırsatı sunmasıydı. 2016 yılında Üsküdar Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü'ne tam burslu olarak girdim ve yüksek onur öğrencisi olarak mezun oldum. İnsanların hayatına dokunmak, onlara yardımcı olmak beni her zaman çok mutlu etmiştir. Beş yıldır, ortağımla birlikte kendi kliniğimizin sahibiyim. Çok güzel ve enerjik bir ekibimiz var ve zamanla bu ekibi daha da büyütmeyi hedefliyoruz.
Sizi en çok ne motive eder?
Benim en büyük motivasyonum terapisini sürdürdüğüm danışanlardan aldığım olumlu geri dönüşler oluyor. İnsanların hayatında dokunabilmek ve ailelerin teşekkürü ve desteği ile aslında mesleğin verdiği manevi tatmini büyük oranda yaşamış oluyoruz. Kişisel geri dönüşlerin yanı sıra motivasyonumun büyük bir kaynağı da merkezimizi sevgili ortağım Beyza Çalık ile beraber yıllar içerisinde büyütüp çok çalışkan ve dinamik bir ekibe sahip olmamız.
Hobileriniz veya boş zaman aktiviteleriniz nelerdir?
Yoğun iş tempomdan dolayı çok fazla boş vaktim olmuyor. Ancak az da olsa boş vakitlerimde film ve dizi izlemek ya da kısa süreliğine şehir dışına kaçmak hobilerim arasında.
[İlgili Alan] hakkında şu anki düşünceleriniz nelerdir?
Bu meslek gerçekten çok keyifli ve enerjisi yüksek bir meslek. Özellikle çocuklarla ve aileleriyle iyi iletişim kurma becerisine sahip, yüksek enerjili insanlar için çok uygun bir alan olduğunu düşünüyorum. Eğer enerjiniz yüksekse, bu mesleği büyük bir keyifle sürdürebilirsiniz.
Bu alanda sizi en çok heyecanlandıran gelişmeler neler?
Sağlık Bakanlığı'na ve Milli Eğitim'e artık dil ve konuşma kliniklerinin bağlanabiliyor olması, meslek hayatım boyunca beni en çok mutlu eden ve heyecanlandıran gelişme oldu. Bu, alanımızın daha da genişlediğini ve resmiyet kazandığını gösteriyor.
[İlgili Alan]'da karşılaştığınız en büyük zorluklar neler oldu ve bunları nasıl aştınız?
Bu meslek oldukça sabır gerektiren bir iş bazı danışanlarda süreç daha uzun olabiliyor hem aile için hem de terapist için zorlayıcı bir süreç haline gelebiliyor fakat küçük gelişmeleri de hem kendimize hem aileye fark ettirmek sürecin motivasyonunu artırıyor. Bazen de danışanlarımız kısa sürede büyük değişimler bekleyebiliyor ya da terapistin rolünü yanlış anlayabiliyor bu da bizler üzerinde bir baskı oluşturabiliyor bu noktada da düzenli geribildirimler yaparak sürecin dengelemek mümkün oluyor.
Gelecekte [İlgili Alan]'ın nereye gideceğini düşünüyorsunuz?
Şu an dil ve konuşma terapistliği oldukça parlak bir geleceğe sahip. Önümüzdeki birkaç yıl içinde de bu durumun devam edeceğini düşünüyorum. Ancak ilerleyen yıllarda bir doygunluk yaşanabilir. Her meslekte olduğu gibi, dil ve konuşma terapisinde de kendini sürekli geliştiren ve işini severek yapan kişiler her zaman öne çıkacaktır. Bu insanlar, mesleğin önü çok açıkken bile fark yaratmaya devam edecek ve kendilerine sağlam bir yer edinecektir.
Günümüzde, mesleğin popülaritesi sayesinde hem başarılı hem de daha az başarılı olanlar bir yer bulabiliyor. Fakat gelecekte bu durum değişecek. İşini gerçekten iyi yapan, güçlü iletişim becerilerine sahip olanlar öne çıkacak ve mesleki alanda başarıyı yakalayacak. Başarı, her zaman olduğu gibi, kişinin kendi çabasına ve gelişimine bağlı olacak.
Bu alanda çalışmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Dil ve konuşma terapistliğine gönül verenlerin, hem üniversite hayatında hem de meslek yaşamlarında bol bol çocukla etkileşim kurması gerekiyor. Bu, çekingen kalınmaması gereken bir alan çünkü dil ve konuşma terapistliği kesinlikle bir masa başı işi değil. %100 iletişim ve diyalog üzerine kurulu bir meslek. Bu nedenle, güzel ve güçlü bir diksiyona sahip olmak ve sıcakkanlı olmak da çok önemli. En temel beceri ise çocukların dünyasına inebilmek. Alanın %70-80'i çocuklarla çalışmayı gerektiriyor. Geri kalan %20-30'luk kısım yetişkinlerle çalışılsa da, yine her şeyin merkezinde iletişim var. Dolayısıyla bu mesleği düşünenlerin sahip olması gereken en önemli özellik, yüksek bir iletişim becerisidir.
Başarıyı nasıl tanımlarsınız?
Bana göre başarı, belirlediğiniz hedeflere ulaşmaktır. Eğer 'klinik açmak istiyorum' deyip bunu gerçekleştirebiliyorsanız, evet, başarılısınız demektir. Ancak başarı asla biten bir şey değildir. Başarılı olduğunuz her an, kendinize yeni hedefler koymalı ve bu hedefler üzerinde sürekli düşünmelisiniz. Özellikle özel sektörde daima kendinize bir yenilik katmak zorundasınız. Eğer bu yenilikçi vizyona sahipseniz ve bunun için çabalıyorsanız, zaten başarılı bir insansınız demektir. Başarının bir diğer parçası da bazı şeylerden fedakârlık yapabilmektir. Hobilerime çok fazla vakit ayıramamamın nedeni de tam olarak bu. Başarılı olmak istediğim hedeflerim var ve bu hedefler için bazı noktalarda fedakârlık yapmam gerekiyor. Aslında başarı, azimden ibarettir. Ne kadar azimli olduğumuz ve hedeflerimize hangi hızda ilerlediğimizin bir bütünüdür.
Dijital dünyada içerik tüketimi hakkında görüşleriniz nelerdir?
Bazen dijital dünyaya ayak uydurmakta zorlanabiliyoruz çünkü güncel gelişmeler çok hızlı değişiyor. Sosyal medyada sürekli bir akış ve platformların popülaritesinde hızlı değişimler söz konusu. Bu nedenle, marka bilinirliğini çok yönlü bir şekilde sürdürmek gerçekten zorlayıcı bir beceri hâline geldi. Boş vakitlerimizde sosyal medyayı elimizden geldiğince kullanmaya çalışsak da, bu platformlar o kadar hızlı yenileniyor ki, profesyonel destek almak her zaman en doğrusu oluyor.
En sevdiğiniz alıntı veya söz nedir?
“Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır” (Mustafa Kemal Atatürk)
Okuyucularımıza son olarak iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Bence hiçbir konuda basit düşünmeyin. Hedefleriniz her zaman büyük olsun ve bulunduğunuz konum size asla yeterli gelmesin. Her zaman daha üstünü hedefleyin ve insanlarla iletişim kurmaktan asla çekinmeyin. Unutmayın ki, bir şirkette en üst mertebeye ulaşmak istiyorsanız, bazen o şirketin en alt kademesindeki işleri de yapmanız gerekebilir. Kimse sizi direkt olarak en üst pozisyona getirmez. Belli aşamalardan geçerek, emek vererek yükselirsiniz. Başarıya ulaşmak için fedakârlıklar kaçınılmazdır. Zamanınızdan, hobilerinizden ödün vermeniz ve fazladan çaba harcamanız gerekebilir. Hiçbir işten gocunmayın, 'Elim kirlenir' diye düşünmeyin ve hiçbir şeyi vakit kaybı olarak görmeyin. En önemlisi, insan ilişkilerinizi güçlendirin ve hedeflerinize sürekli yeni hedefler ekleyerek ilerleyin.


Yorumlar